Ömer Faruk Mencikyılmaz
Toplum Bilimci Yönetmen
(Sanal ortamdan alıntıdır)
Kuzey Irak Kürtçesi özentisi içinde olmak
Geçtiğimiz yıllarda sanal içerikte
gazetecilik yazarlık da yapan Adıyamanlı bir öğretim üyesi yurttaşımızı (adı
sanırım Hidayet idi) GAP, bölgesel kalkınma, demokrasi, özgürlük, hukuk, eğitim
ve yöresel olduğu kadar ulusal içeriklerde de kalıcı yazılarını okurdum. Sanırım
uzun bir süredir yazmıyor olacak ki Milliyet Blog yazarlarının yazılarını
sıralı döndürülmesi sırasında ona rastlayamıyorum. 2009’da olabilir, aklımda
kaldığına göre bir gün onun, diğer makalelerinde olduğu gibi yine konuşur gibi
yazmış olduğu o güzel makalesinde bulunan şu sözlerini sizlerle paylaşmak
istiyorum. Onun:
‘Malum ben de köken
olarak Kürt’üm.
Ama gerçek bir
Türkiye sevdalısıyım.
Çok da güzel Kürtçe
konuşurum.
Adıyaman şivesi
olanı konuşurum.
Bazılarına
bakıyorum da kuzey Irak Kürtçesine özenti duyuyorlar.
Ben bunları da
şiddet ile kınıyorum.
Madem özümüzün
kökümüzün mücadelesini veriyoruz diyorsunuz,
Aslınıza,
köklerinize ihanet etmeyeceksiniz.
Köklerinizin anne
ve babanızın, dedelerinizin konuştuğu şiveyi konuşacaksınız.
Maalesef şimdi
konuştuğunuz veya taklidini yaptığınız şiveyi annelerimiz anlayamıyor.
Kürt sorunu bu dili
konuşmak ise buyurun konuşun.
İstediğiniz şiveyi konuşun.
Kimse size engel olmuyor.
Ana dilde eğitim dediniz de aklıma geldi.
Birkaç yıl önce Batman ‘a bir ziyarete gitmiştim.
Bu ziyarette bir bina gösterdiler;
Burası Kürtçe dil kursu.
Sevindim.
Demek insanlar Kürtçe yazı yazmayı ve edebiyat
öğreniyorlar diye.
Söyleyen arkadaş yok abi ya dedi.
Adamalar iflas etti
Kimse kursa ilgi göstermedi ve bu günlerde kapatıyorlar,
dedi.
Hayret bir şey değil mi?
Yıllarca bir şeyin mücadelesini veriyorsunuz ve elde
ediyorsunuz.
Ne mutlu size diyeceğim ama elde etiğinizin kıymetini
bilememişsiniz.
Kürtçe eğitimde de aynı şeyler olacaktır’ düşünceleri
sanırım bugün de geçerliğini koruyor. Gerçi aradan geçen süre içerisinde,
sorgulanma ve yargılanma sırasında kişilerin kendilerini ifade etmek
istedikleri dillerde konuşmalarına imkân tanıyan yasanın onaylanması gibi
olması gereken bir açılımın sağlanmışlığı da sanırım bu konuda dertli olan
yurttaşlarımızın yüreğine su serpmiştir. Gerçekte mezra, kom gibi yerleşim
yerlerinden kentlere kadar özellikle Kürt kökenli yurttaşlarımızın Türkçe
bilmeyenlerini de görmüş olsam da onların Türkçeyi hiç anlamadıklarını sanmak
bir yanılgıdan başka bir şey olamaz, diyebilirim.
Onun bu samimi açıklamalarına cevap veren Diyarbakır
doğumlu Şemsettin Murat adlı yazarımız da, ‘Bir kısım Kürt Suriye'de, bir kısım Kürt İran'da, bir kısım
Kürt Irak'ta. Yani o ülkelerin dillerinin etkileriyle bozulma var, anlaşılmazlık
var’ diyerek Kürt kökenli yurttaşlarımızın anne babalarından öğrendiği ve belki
bugünkü kentleşme yüzünden yarıdan azının evlerinde bile konuşmadığı Kürtçe ya
da Kırmançça ile diğer lehçelerin içinde bulundukları değişime de vurgu
yapıyordu. Kürt kökenli yurttaşlarımızın
bir bölümüne göre ise Kürtçe bir ‘uygarlık’ dilidir. Bazı noksanları olsa bile
lehçeler arasındaki farklılıklar o kadar da abartılacak bir şey değildir.
Yaşlı kadın, ‘Yalançi! Yalançi!
Yıl 1995. Gece on suları. Emniyet Genel Müdürlüğü Foto
Film Müdürlüğü ile TRT Ankara TV olarak ortak bir belgesel çekiyoruz.
İstanbul’da Fatih Polis Karakolundayız. Resmi yazımız önceden gittiğinden ve
telefonlar da görüştüğümüzden kaçta geleceğimiz de bilindiğinden kameraman
arkadaşlar dışarıda sigara içerlerken, nöbetçi polis yetkili ile görüştükten
sonra çıkarken ‘Buyurun’ diyerek benim içeriye girmemi istedi. Açık olan geniş
kapının önünde durduğum için içeride ne olup bittiğini görebiliyordum: Otuz
yaşında var ya da yok diyebileceğim yetkili komiser, otuzunu aşmış birisini
dinliyordu. Ben içeriye girerek yetkilinin gösterdiği koltuğa oturdum. İçeride
yaşı yetmişi aşmış başı sarıklı bir kadınla yaşları yirmiyi geçkin, başları
renkli yaşmaklı iki de bayan vardı. Ayaktaki az sakallı delikanlı bin dereden
su getirerek, oturdukları koltukta onu can kulağı ile dinlemekte olan o yaşlı
kadın ile ona yakın oturan genç bayanı da göstererek kendisine iftira
attıklarını öne sürüyordu. Bir ara komiser, ‘Peki, bu anlattıkları doğru
değilse ne yapacaksın yarı mahkemede’ diye sorunca o, ‘doğrudur efendim’
diyerek yemin üstüne yemin etmeye başladı. Genç komiser, ‘Bu söylediklerini ona
da anlat bakalım sana ne diyecek’ dedi. Sakallı genç de, ‘Ona kaç sefer
anlattım, Anlamıyor. Kızı ile birlikte hep beni suçluyorlar’ dedi. O sırada o
yaşlı kadın kendisinden beklenilmeyen bir çeviklikle ayağa kalkarak, yüksek
sesle, ‘Yalançi! Yalançi!’ diye bağırmaz mı?
Kürtçe bir uygarlık dili midir değil midir?
Yukarıda
kendimce kısaca anlatmaya çalıştığım gibi Kürtçe lehçelerinin içinde bulunduğu
değişim ile kentleşme sürecine de bağlı olarak uygulamadaki Kürtçe lehçeleri,
eğitim dilinin Türkçe olması yüzünden korkarım birkaç kuşak sonra daha bir
unutulacaktır. Kimilerine göre bu sorun olası bir ‘özerklik’ ya da ‘devlet’
oluşumu içerisinde üç beş yıl, bilemedin on yıl içerisinde çözülebilecek bir
iştir! Bu bağlamda Terör Örgütünün ‘ayrılıkçı’ söylemleri ile AK Partinin ayak
diretmesine rağmen bir gün gereğini yapacağının umulmakta olduğunu söyleyenler
de var.
Kimine
göre ise TC’nin eğitim kapsamında Kürtçe’yi (elbette hangi Kürtçe lehçe, diye
de sormak gerek) ‘seçmeli ders’ olarak okullarda öğretmeye başlaması ile de bu
sorun zaman içerisinde çözülebilecektir. Öte yandan biliyoruz ki Kürt kökenli
olup da büyük kentlere göçmüş olan kişiler ana dillerini unutmamış olsalar bile
çocukları ile torunları ya birkaç cümle kurabiliyor ya da Kürtçe öğrenmek
istemiyor. Bu gerçeği geçtiğimiz yıllarda öğrendiğim gibi geçenler
karşılaştığım bir yurttaşımızla konuşurken söz dönüp dolaşıp Kürtçe’ye
geldiğinde yine bu gerçeği dile getirdiğini öğrendim ondan da.
Bence
sorunun bir de Kürtçe konuşup, anlaşmak ve yazmak yanında Kürtçe’nin sayı
sisteminin Farsça olması bakımından, eğer eleştirmek gerekir ise var olan
çelişkinin özellikle gençler üzerindeki etkilerini hiç düşünebiliyor muyuz?
Kısaca Kürtçe konuşuyor ya da yazıyorsunuz ancak sayı sayarken ve hesap
yaparken Farsça kullanıyorsunuz, çelişik olan durum bu işte. Hiç unutmam
1991’de bir gün program konuğum olan Adıyamanlı Yusuf Ç. adlı yeni bir
tanıdığım, kendisinden üç beş yıl önce tanıştığım Şanlıurfalı meslek odası
başkanı ve daha önceki yıllardan birbirini tanıyan İsmail D’ye konuştukları
konu gerektirdiği için dedi ki, ‘İsmail Bey, sen hesap adamısın. Peki, senin o
iş hesaplarını Kürtçe yapabilir misin’ diye sorduğunda o da, ‘Haklısın.
Yapamam’ demişti.
Sorunu Türkçe açısından düşündüğümüzde
bile bugün konuşup yazdığımız Anadolu ya da Batı Türkçesinin yaklaşık sekiz yüz
yıllık bir gelişme süreci yaşamış olduğunu da unutmamalıyız diye düşünüyorum.
Elbette diller, lehçeler ve ağızlar günden güne gelişecektir. Ne var ki bugün
bile var olan bazı diller, ya kendilerine bağlı ağızları ve lehçeleri
değiştirerek egemenlik kuruyor ya da kendisine bağlı ağızlar ile lehçeler
günden güne yok olmaya başlıyor. Bu bağlamda ‘eğitim dili çok önemlidir, zaman
içerisinde o pek güvenmediğiniz ağızlar, lehçe hatta egemen bir dil de
olabilir’ diyorsanız çağımızdaki egemen dillerin bilim sanat, edebiyat ve müzik
alanlarındaki egemenliklerinin kolay kolay yıkılamayacağını da kabul etmemiz
gerekiyor bence.
'İki Dilli Türkiye' mümkün müdür?
Kürtçenin kökenleri anlamında
geçtiğimiz yıllarda Arapça, Farsça ve Türkçe dil bilim ve anlam bilim uzmanları
yanında Sümerce, Elamca, İbranice ve Büyük İskender ile onun komutanlarından
Selevkos’un kendi adı ile kurduğu o büyük imparatorluktaki Grekler ile
Makedonların dillerinin Kürtçeye etkileri olmuştur. Kaldı ki Kürtlerin kökenini
ve bazı aşiret adlarının öz be öz Türkçe olduklarını bir yana bıraksak bile
sorunun dil, lehçe ve ağız açılarından tartışılması ile Kürtçe bir uygarlık
dili midir değil midir, sorusunu da içeren kaygımız bitmeyecektir.
Bu bağlamda şunu da belirteyim: 2010 yılında değişik kaynaklardan alıntılar ile yazmış olduğum İki Dilli Türkiye başlıklı üç bölümlük bir yorumlamamı gözden geçirerek, yeni eklemeler ille birlikte yayınlamak istiyorum.
Gelecek yazı: Çözüm Sürecini kim yönetiyor?
Konu ile ilgili iki haber:
29.09.2012 yayınlanan birinci haber:
Konu ile ilgili iki haber:
29.09.2012 yayınlanan birinci haber:
Habertürk TV'de
katıldığı programda gündeme dair açıklamalarda bulunan Başbakan
Yardımcısı Bülent Arınç , Türk Dil Kurumu'na Kürtçe sözlük hazırlanması
için talimat verdiğini söyledi.
30 Eylül'de gerçekleştirilecek AK Parti
kongresinde Kürt sorunu ilişkin yeni açıklamaların yapılacağını belirten
Arınç, şöyle konuştu:
"TÜRKÇE-KÜRTÇE SÖZLÜK İÇİN EMİR VERDİM"
"Türkiye'de birtakım şeyler
yapılıyor. Hem de geçmişte idamlık suç olan şeyler yapılıyor. Ret, inkar
politikaları geçmişte kaldı. Şimdi artık bir insan kendi kimliğini
nasıl rahat ifade edecekse, onun insan haklarına yönelik tüm haklarını
veriyoruz. Örneğin Türkçe-Kürtçe sözlük yoktu. Türk Dil Kurumu'na
öncelikle öğrencilere yönelik bir Kürtçe-Türkçe sözlük yapılması emrini
verdim. Bundan sonra daha kapsamlı bir sözlük hazırlamak için bilim
kurulu oluşturdular. Başbakan Erdoğan, kongrede milli birlik ve
kardeşliği güçlendirecek yeni açıklamalar yapacak."
(Alıntı yeri: http://www.ensonhaber.com/turkce-kurtce-sozluk-geliyor-2012-09-29.html)
30.11.2012 günü yayınlanan ikinci haber:
Kürtçe eğitime destek verecek olan ve alanında ilk olma özelliği taşıyan Mirkan Birkan imzalı sözlük yayınlandı
İngilizce, Almanca, Japonca derken şimdi de Kürtçe… Kürtçe
eğitme destek verecek sözlük yayınlandı. Alanında ilk olma özelliği
taşıyan sözlüğün yazarı Mirkan Birkan…
Birkan
hazırladığı sözlüğü Kürtçe dili ile ilgili bundan sonraki çalışmalara
temel oluşturması ve Anadolu'nun daha yaşanabilir bir hale gelmesine
bir nebze olsun katkıda bulunması amacıyla hazırladı.
KİTABIN AMACI
Kürtçenin Kurmanci lehçesinde hazırlanan ve sosyal yaşamda sıkça kullanılan sözcüklerin yanı sıra ilerleyen ve gelişen dünyayla birlikte ortaya çıkan güncel sözcükleri de içeren bu sözlük Kürtçeye ilgi duyan tüm yaş ve iş gruplarının yanısıra, okullarda ya da özel kurumlarda verilen Kürtçe derslerinin ve üniversitelerin Kürt Dili Edebiyatı ve Kürtçe Öğretmenliği bölümündeki öğrenci ve akademisyenlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek kitap yayınlandı.
SÖZLÜĞÜN İÇERİĞİ
Sözlük, alfabetik sıra ile hazırlanmış Türkçe-Kürtçe (6000den fazla sözcük) ve Kürtçe- Türkçe(5000den fazla sözcük) olarak iki ayrı bölümden oluşuyor.
Kürtçe Alfabesi ve seslerin okunuşu hakkında verilen açıklamalar ve örneklemelerden sonra, okuyucuların rahatlıkla öğrenebilmesi için günlük yaşamda herkesin ihtiyaç duyabileceği ve sıklıkla kullanılan “Günler-Aylar- Sayılar-Renkler- Sebze-Meyve İsimleri-Ülke Ve Milliyet İsimleri- Kürtçe İsimler” gibi bazı kelime gruplarını içeriyor.
Ayrıca
sözlüğün sonunda, yine okurların pratik bir şekilde faydalanabilmesi
için Türkçe-Kürtçe alfabetik sıra ile hazırlanmış 200den fazla fiilin
yer aldığı fiil listesi bulunuyor.
MİRKAN BARAN KİMDİR?
Güzel Anadolu'nun çeşitli coğrafyalarında uzun yıllar "Anadolu’yu yaşayan" biri olarak, çeşitli vesilelerle Amerika, Rusya, Ukrayna, Ermenistan, Gürcistan, İran gibi çeşitli ülkelerde uzun süre bulunan yazar, toplumsal gözlemlerine ve tecrübelerine dayanarak, eleştirel bakış yoluyla, Doğu ve Batı kültürlerine ilişkin fikirlerini içeren eserler yayınladı. Eserlerinde, Modernizmin, sadece Anadolu insanı üzerinde değil, yeryüzündeki tüm insanlar üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini anlatan "insan" temelli öğeler ağırlık basıyor.
Örneğin, kendi ifadeleriyle, globalleşme denilen algının "neden sadece Batılı, neden Hristiyan ve neden Liberal olduğu" sorusu, yazarın eserlerinde cevabını en çok aradığı sorulardan biridir. "İnsana, sadece insan olduğu için değer veren", "Yaratılanı Yaradan'dan ötürü seven" bir anlayışa sahip olan yazar, insanın yeri geldiğinde meleklerden bile üstün olabileceğinin, fakat bazı insanların bazı davranışlarıyla şeytana bile rahmet okutacağının altını eserlerinde önemle çiziyor.
Anadolu'nun ismi haritalarda bile olmayan bir köyünde doğduktan sonra, çok başarılı bir eğitim hayatının ardından, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'ni bitirip, insanlara ve insanlığa bir nebze olsun katkıda bulunabilmek amacıyla, okuyarak, araştırarak, hepsinden önemlisi “yaşayarak” akademik alandaki çalışmalarına devam ediyor. Mirkan Baran, Siyaset, Sosyoloji ve Eğitim üzerinde uzun süren çalışmalar ve deneyimler sonucu, daha çok toplumsal sorunlar ve algılar üzerinde eserler yazıp, algının, olgunun önüne geçmesini engelleme çabası doğrultusunda yazarlığa adım atmıştır.
Son olarak “Siirt Okuyor” kampanyasına yaptığı 1000 kitap bağışıyla tüm yazarlara örnek olan Baran, eserlerini "çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz" düsturundan yola çıkarak, herkesin sıkılmadan okuyup anlayacağı bir şekilde, zihinleri bulandırmadan, kısa ve öz bir üslupla yazıyor. Ozan Yayıncılıktan çıkan ve Anadolu’nun daha yaşanabilir bir hale gelmesi için hazırladığı Türkçe Kürtçe Sözlük (FERHENGA KURDÎ – TİRKÎ) Türkiye’nin pratik anlamda ilk sözlüğü.
Yargı Yayınevi'nden çıkan İngilizce Yabancı dil sınavları için hazırladığı son kitabı "KPDS-ÜDS-TOEFL Grammar Test Kitabı"nın yanı sıra, ilk kitabı "Ben Paraya Tap(m)ıyorum" ile, yüzyılın son tanrısı para ve modernizm üzerine müthiş tespitleri oldukça dikkat çeken yazar, "Eğitim (neden) Şart" adlı kitabıyla toplum genelinde, "eğitim şart" söyleminin gerekliliğini eleştirel ve trajikomik bir yolla anlatarak günümüzün "plaza" yazarlarından değil, fakat "halkın içinden bir yazar" olduğunu bir kez daha gösterdi.
(Alıntı yeri: http://www.habervan.com/egitim/turkiyenin-ilk-turkce-kurtce-sozlugu-yayinlandi-h12773.html)
Birkan
hazırladığı sözlüğü Kürtçe dili ile ilgili bundan sonraki çalışmalara
temel oluşturması ve Anadolu'nun daha yaşanabilir bir hale gelmesine
bir nebze olsun katkıda bulunması amacıyla hazırladı.KİTABIN AMACI
Kürtçenin Kurmanci lehçesinde hazırlanan ve sosyal yaşamda sıkça kullanılan sözcüklerin yanı sıra ilerleyen ve gelişen dünyayla birlikte ortaya çıkan güncel sözcükleri de içeren bu sözlük Kürtçeye ilgi duyan tüm yaş ve iş gruplarının yanısıra, okullarda ya da özel kurumlarda verilen Kürtçe derslerinin ve üniversitelerin Kürt Dili Edebiyatı ve Kürtçe Öğretmenliği bölümündeki öğrenci ve akademisyenlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek kitap yayınlandı.
SÖZLÜĞÜN İÇERİĞİ
Sözlük, alfabetik sıra ile hazırlanmış Türkçe-Kürtçe (6000den fazla sözcük) ve Kürtçe- Türkçe(5000den fazla sözcük) olarak iki ayrı bölümden oluşuyor.
Kürtçe Alfabesi ve seslerin okunuşu hakkında verilen açıklamalar ve örneklemelerden sonra, okuyucuların rahatlıkla öğrenebilmesi için günlük yaşamda herkesin ihtiyaç duyabileceği ve sıklıkla kullanılan “Günler-Aylar- Sayılar-Renkler- Sebze-Meyve İsimleri-Ülke Ve Milliyet İsimleri- Kürtçe İsimler” gibi bazı kelime gruplarını içeriyor.
Ayrıca
sözlüğün sonunda, yine okurların pratik bir şekilde faydalanabilmesi
için Türkçe-Kürtçe alfabetik sıra ile hazırlanmış 200den fazla fiilin
yer aldığı fiil listesi bulunuyor.MİRKAN BARAN KİMDİR?
Güzel Anadolu'nun çeşitli coğrafyalarında uzun yıllar "Anadolu’yu yaşayan" biri olarak, çeşitli vesilelerle Amerika, Rusya, Ukrayna, Ermenistan, Gürcistan, İran gibi çeşitli ülkelerde uzun süre bulunan yazar, toplumsal gözlemlerine ve tecrübelerine dayanarak, eleştirel bakış yoluyla, Doğu ve Batı kültürlerine ilişkin fikirlerini içeren eserler yayınladı. Eserlerinde, Modernizmin, sadece Anadolu insanı üzerinde değil, yeryüzündeki tüm insanlar üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini anlatan "insan" temelli öğeler ağırlık basıyor.
Örneğin, kendi ifadeleriyle, globalleşme denilen algının "neden sadece Batılı, neden Hristiyan ve neden Liberal olduğu" sorusu, yazarın eserlerinde cevabını en çok aradığı sorulardan biridir. "İnsana, sadece insan olduğu için değer veren", "Yaratılanı Yaradan'dan ötürü seven" bir anlayışa sahip olan yazar, insanın yeri geldiğinde meleklerden bile üstün olabileceğinin, fakat bazı insanların bazı davranışlarıyla şeytana bile rahmet okutacağının altını eserlerinde önemle çiziyor.
Anadolu'nun ismi haritalarda bile olmayan bir köyünde doğduktan sonra, çok başarılı bir eğitim hayatının ardından, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'ni bitirip, insanlara ve insanlığa bir nebze olsun katkıda bulunabilmek amacıyla, okuyarak, araştırarak, hepsinden önemlisi “yaşayarak” akademik alandaki çalışmalarına devam ediyor. Mirkan Baran, Siyaset, Sosyoloji ve Eğitim üzerinde uzun süren çalışmalar ve deneyimler sonucu, daha çok toplumsal sorunlar ve algılar üzerinde eserler yazıp, algının, olgunun önüne geçmesini engelleme çabası doğrultusunda yazarlığa adım atmıştır.
Son olarak “Siirt Okuyor” kampanyasına yaptığı 1000 kitap bağışıyla tüm yazarlara örnek olan Baran, eserlerini "çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz" düsturundan yola çıkarak, herkesin sıkılmadan okuyup anlayacağı bir şekilde, zihinleri bulandırmadan, kısa ve öz bir üslupla yazıyor. Ozan Yayıncılıktan çıkan ve Anadolu’nun daha yaşanabilir bir hale gelmesi için hazırladığı Türkçe Kürtçe Sözlük (FERHENGA KURDÎ – TİRKÎ) Türkiye’nin pratik anlamda ilk sözlüğü.
Yargı Yayınevi'nden çıkan İngilizce Yabancı dil sınavları için hazırladığı son kitabı "KPDS-ÜDS-TOEFL Grammar Test Kitabı"nın yanı sıra, ilk kitabı "Ben Paraya Tap(m)ıyorum" ile, yüzyılın son tanrısı para ve modernizm üzerine müthiş tespitleri oldukça dikkat çeken yazar, "Eğitim (neden) Şart" adlı kitabıyla toplum genelinde, "eğitim şart" söyleminin gerekliliğini eleştirel ve trajikomik bir yolla anlatarak günümüzün "plaza" yazarlarından değil, fakat "halkın içinden bir yazar" olduğunu bir kez daha gösterdi.
(Alıntı yeri: http://www.habervan.com/egitim/turkiyenin-ilk-turkce-kurtce-sozlugu-yayinlandi-h12773.html)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder