BİR BAKIŞ BİR ÇAY
Dereler kara taşlarla boylu
Bir gelir, bir yok olursun.
Sen
Buluttan düşen yağmur
Bir bakış, bir çay
Kaf Dağı’ndan Olimpos’ a
Saçlarımın ürkek besini
Sen misin?
Dirilişe adanmışken ben
Uzun masallar anlat
İnci dişin kırılmasın.
(1991)
YANARIM
Dolu dopdolu gökyüzü bile
Yerinde duramıyor göçmenler
Ormanın hangi köşesine konalım?
At binen, gem süren çocuk
Ulu çınarlar içiyor şimşekleri
Doruların, boz atların yelesinde kim var?
Kaleye doğru kim gidecek?
‘Bir baltacı, bir bombacı
Bir de ben’ diyor Beybabam
‘At etinin doyulmaz tadı ile savaşta
İhanetin, zulmün çemberinde’
Hicaz’da
Filistin’de
Kudüs’te
Bağdat’ta
Şam’da
‘Bir yanımı yasladığım Halep’te
Kardeş kanı dökmeden
Yenilmez bir güçle gerilerek’
Manastır’dan Batum’dan
Erzurum’dan Kars’tan
Güzel bir gelecek doğsun için
Gitmiyor tutsaklığım.
(1998)
EY CAN
Bir Hazar bilirim
Beni tutan
Bir de Fırat’ın suyunu.
Ey can
Ey gözleri fettan:
Ben bu ilden gidince
Sen bu ile gelmeden
Beyaz ve yanıltılmış
Işıklı, sislere dengeli
Kutsal bir bulutla doğmadan
Yüreğini hoplatsam senin
Yüreğini düşürtmeden
Bir başka söğüt
Bir başka zaman
Portakal çiçekleri arasından.
(1975)
TAN
Tutulur sabaha karşı
Ne yeni ne geçmiş
Hiç biri anlaşılmaz
Ne dil dökmek ne denge
Taş duvarlara siner umut
Mor, yeşil
Kıpkızıl, bembeyaz
Karlaşır ağaçların sesi.
Gün batar.
Tutulur kine karşı
Ay ile güneş
Bel verir zaman çağıltısı
Saklanır yürekleri besleyen umut
Çocuk kanla buluşur
Deniz esner
Soluk yükselir
Gün doğar.
(1976)
BEKLEYİŞ
Yılmadan, usanmadan soran zaman
Önce savaş
Sonra demir bu gece parola.
Bu gece toz duman
Geldi oturdu yalnızlık
Yarın kar boran!
Ey dilim dilim gelen zaman
Çin’den bu yana
Bağırdım çağırdım
Türküler yaktım sana
Uçup gittin
Kaçıp gittin!
Yüzyıllar boyunca
Yangınlar içinden çıkamadan
Yeniledik adını
Sarındık sarmalandık
Yenilmedik sana!
(1975)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder