Ömer Faruk MENCİK YILMAZ
Dış Siyaset 14 Ağustos '13

Mısır 'Dawlat
al-Mamalik Saltanat al-Mamalik ed-Devletü't-Türkiyye' (1250-1517)
*
Ben beni bildim
bileli Mısır darbeler, savaşlar, suikastlar,
bombalamalar yüzünden karışır durur.
Kıpçak Türkleri
yanında Çerkezler ile Gürcülerce kurulan Kölemenler Devleti'ni yıktıktan sonra Yavuz Sultan Selim'in yörede kurduğu yeni
düzeni sağlayan 'Osmanlı'nın ahı' mı tuttu bilemem.
Belli ki birilerinin eli ayağı, kolu bacağı Mısır'ı
aşağılara doğru çekiyor.
Oysa Firavunlar ülkesi Mısır İslam'ın ilk kalelerinden
biri idi yüzyıllarca.
Ortadoğu'da Türklerin yüzlerce yıl egemen olduğu ilk
Afrika toprağı olması bakımından da Mısır bizim için çok önemlidir.
1250-1517 yılları arasında yaklaşık üç yüz yıl Türk Devleti yani Arapça söyleyişe göre 'Devlet'üt Türkiyye' adı ile tarihimizde 552-774 yılları arasında yaşayan Göktürk Kağanlığı'ndan sonra kurulan ilk Türk adlı devletlerden biri olarak Kölemenler Devleti de o topraklarda egemen olmuştur.
22 Ocak 1517 günü Yavuz Sultan Selim'in Kölemenler Devleti'ne karşı kazandığı Ridaniye Savaşı ile Osmanlıya katılan Mısır ne yazık ki Napolyon Bonapart'ın 1798 - 1802 yıllarını kapsayan Fransız İşgali'nin ardından 1805'ten sonra Kavalalı Mehmet Ali Paşa adlı bir hainin kişisel emelleri yanında Batıcılığına da bağlı olarak bizden kopartılarak öncelikle İngilizlerin yörüngesine girmiştir.
Bugün Mısır'ın başkenti Kahire bir kez daha toz duman, kurşun, biber gazı ve bomba sesleri ile uyanmış.
Yaklaşık bir yıl önce, 'Mısır Mursi ile mutlu olabilir mi hiç' başlıklı yazımda da yorumlamaya çalıştığım gibi Batı güdümlü Mursi ile İhvan-ül Müslimin kadrolaşması Mısır'a mutluluk, saadet, adalet ve özellikle şeffaflıklara yol açması gereken demokrasiyi getiremediği için kendi atadığı bir subay tarafından alaşağı edilmiştir.
Muhammed Mursi'nin totaliter içerikli yönetim biçimine doğru kaymaya başlamasının peşinden gelişen bazı kanlı olaylara ek olarak son haberler Mısır'da yine k a n ve gözyaşı dökülmekte olduğunu yansıtıyor.
İnşallah Mısır kendi dinamikleri ile kurtuluşa ererek kendine özgü yeni bir devlet, toplum, adalet ve iktisadi düzene kavuşur.
1250-1517 yılları arasında yaklaşık üç yüz yıl Türk Devleti yani Arapça söyleyişe göre 'Devlet'üt Türkiyye' adı ile tarihimizde 552-774 yılları arasında yaşayan Göktürk Kağanlığı'ndan sonra kurulan ilk Türk adlı devletlerden biri olarak Kölemenler Devleti de o topraklarda egemen olmuştur.
22 Ocak 1517 günü Yavuz Sultan Selim'in Kölemenler Devleti'ne karşı kazandığı Ridaniye Savaşı ile Osmanlıya katılan Mısır ne yazık ki Napolyon Bonapart'ın 1798 - 1802 yıllarını kapsayan Fransız İşgali'nin ardından 1805'ten sonra Kavalalı Mehmet Ali Paşa adlı bir hainin kişisel emelleri yanında Batıcılığına da bağlı olarak bizden kopartılarak öncelikle İngilizlerin yörüngesine girmiştir.
Bugün Mısır'ın başkenti Kahire bir kez daha toz duman, kurşun, biber gazı ve bomba sesleri ile uyanmış.
Yaklaşık bir yıl önce, 'Mısır Mursi ile mutlu olabilir mi hiç' başlıklı yazımda da yorumlamaya çalıştığım gibi Batı güdümlü Mursi ile İhvan-ül Müslimin kadrolaşması Mısır'a mutluluk, saadet, adalet ve özellikle şeffaflıklara yol açması gereken demokrasiyi getiremediği için kendi atadığı bir subay tarafından alaşağı edilmiştir.
Muhammed Mursi'nin totaliter içerikli yönetim biçimine doğru kaymaya başlamasının peşinden gelişen bazı kanlı olaylara ek olarak son haberler Mısır'da yine k a n ve gözyaşı dökülmekte olduğunu yansıtıyor.
İnşallah Mısır kendi dinamikleri ile kurtuluşa ererek kendine özgü yeni bir devlet, toplum, adalet ve iktisadi düzene kavuşur.
Yeter ki ABD'nin o çok iyi bilinen Büyük Ortadoğu Projesi
(BOP)
kapsamında Irak ile Suriye'de görüldüğü gibi bölünüp parçalanmasın.
Bir yorum:
Bir yorum:
Nahide ÇELEBİ: Sayın
Yazarım! Batı yavaş, yavaş amacına ulaşıyor. Müslüman ülkeleri bölüp
parçalamak, silah satmak, sonra da karşıdan bakmak. Müslüman ülkelerden başka
birbirlerinin gözünü oyan ülkeler çok az. Sıra bize mi gelecek acaba. Selam ve
saygılar. 15.08.2013 11:17
Ömer Faruk: Nahide
Hocam n e güzel anlatmışsınız olan biteni. Batı'nın amaçları arasında 'Müslüman
ülkeleri bölüp parçalamak, silah satmak' yanında yıldan yıla güçlenen İran, Kazakistan,
Hindistan ile Rusya'nın Ortadoğu'ya etkilerini en az düzeye indirmek gibi çaba
da var bana göre. Onun bu amacına ulaşabilmesi için Osmanlı Devletimizi her
alanda çökerterek parçalandıktan sonra ortaya çıkarttıkları uydu Arap
devletleri ile İsrail bağlamında, vurguladığınız gibi Müslümanların
'birbirlerinin gözünü oyan ülkeler' olarak rezil edilmesi gibi tasarıların da
var olmadığını kim öne sürebilir? Lübnan, Filistin, Suriye, Irak ve Türkiye'de
yıldan yıla tırmanarak özerklik isteyen terör örgütlerinin varlığı da nice
'vahşetin işlenmesine izin vermek değil midir bu çağda göz göre göre. Oysa ABD ile AB ülkeleri kendilerine musallat olan
Terör Örgütlerinin kökünü tez elden kaldırmaktadırlar. Batı’nın ayrılıkçı,
özgürlük savaşçısı, gerilla ya da ‘aktivist’ dedikleri teröristleri gizlice
kutsadıkları açık. 'Sıra' bizden hiç gitmedi ki! Batı çok belli ki İslamsız bir
dünya kurmak istiyor bu kargaşada. Bu amaçla İslam kardeşliği, akrabalık,
komşuluk, ortak tarih, ortak dil, kültür ve gelenekleri de araya ‘kan davası’
sokarak yıkmak istiyor. Kısaca Batı bir zamanlar Osmanlı Devletimiz için
uygulamış olduğu Roma İmparatorluğunun böl ve yönet (divide et impera) siyaseti
ile 1. Dünya Savaşından sonra yeniden iş başında bence. Tşk. 15.08.2013
18:15
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder