Ömer Faruk MENCİK YILMAZ
Siyaset 11 Ekim 2013

(Konu ile ilgili bu
düzenleme sanal ortamdan alınmıştır. 09.10.2013)
Eğer bir toplumda Düşünce
Özgürlüğü var ise 'protesto' da özgürdür!
Yeter ki silah, bıçak, pala, kasatura, sandalye, yumruk olmasın değil mi?
Oysa Türkiye'de h i ç istenmese de kimilerince:
Her nerede var ise,
Her nerede görülür ise:
'Protestoculara vurun!'
'Protestocuları susturun!'
'Protestocuları dışarı atın!'
'Protestocular teröristtir!' türünden tepkiler verilmeye başlandı.
Yeter ki silah, bıçak, pala, kasatura, sandalye, yumruk olmasın değil mi?
Oysa Türkiye'de h i ç istenmese de kimilerince:
Her nerede var ise,
Her nerede görülür ise:
'Protestoculara vurun!'
'Protestocuları susturun!'
'Protestocuları dışarı atın!'
'Protestocular teröristtir!' türünden tepkiler verilmeye başlandı.
Palalı, Molotof'lu,
silahlı, sapanlı, yüzleri maskeli sivil kişiler yanında ne yazık ki haddini aşan
kimi vekiller ile bazı polisler de çıktı ortaya.
Bu yüzden olsa
gerek güvenlik güçleri de iktidar yanlıları da ‘orantısız güç kullanmak’ yolunu
seçti.
Oysa güvenlik
güçlerine düşen görev caydırıcılıktır, sabırdır, yurttaş sevgisi ve saygısıdır.
Dün AKP'nin Haliç Kongre Merkezi’ndeki ‘Enerji Hanım Projesi’ adlı ilginç konferansında 'enerji boşalımı' yaşanmış.
Dün AKP'nin Haliç Kongre Merkezi’ndeki ‘Enerji Hanım Projesi’ adlı ilginç konferansında 'enerji boşalımı' yaşanmış.
Haykırışlar, itiş
kakışlar, yumruklar, kovalamaca ve yaka paça olma birbirine karışmış.
Oysa bu toplumda
kadın olmak da kadının iş bulması da sesini yükseltebilmesi de çok zor.
Son yıllardaki
gözlemlerime göre ne kadın kadına ne de erkek erkeğe tartışabiliyoruz.
Kimi odaklarca
beslenen karşı koyma, başka görüşlere kapalılık, ezberlerini sunmak eğilimi
baskın.
Özümüzde var olan
‘ben sana gösteririm’ tavırlarından ‘Yargı’da görürsün’ dayatmasına kadar bir
yoğunlaşma başladı.
Bu yüzden olsa
gerek kırgınlıklar, aba altından sopa göstermeler, küslükler, itiş kakışlar,
kavgalar çoğaldı.
Dün okuduğuma göre,
‘Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan
ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Bakan Fatma Şahin’in
katıldığı konferansta beş kadın protesto gösterisinde bulundu. Fatma Şahin
konuşma yaptığı esnada salonun arka sıralarında oturan Halkevci
Kadınlar üyesi oldukları belirtilen beş kadın ayağa kalkarak
protesto gösterisinde bulundu. Enerji politikasını eleştirdiği duyulan
kadınların sesi diğer kadınlar tarafından alkışla kesildi. Bu sırada bakan
Fatma Şahin konuşmasını sürdürerek ’biz işimize bakalım, herkesin düşüncesine
saygılıyız’ dedi. Bir süre protestonu sürdüren kadınlar, organizasyonu
düzenleyen kadınlar tarafından salondan çekilerek dışarıya’ çıkarılmış. (09
Ekim 2013 günlü basından alıntıdır)
İşte bu olmadı
sayın bayanlar ve baylar!
Anlaşılan toplum gergin!
İktidar yanlıları da gergin!
Çünkü sorunlar üst üste binmiştir.
Çünkü çözüm yolları tıkanmıştır.
Çünkü her türlü destek daha çok iktidar yanlıları için sağlanmaktadır.
Çünkü herkes kendi yağı ile kavrulmalı, hiçbir yanlış gidişe ses çıkartılmalıdır.
Çünkü toplumdaki işleyişlerde ve kimi zenginleşmelerde ‘şeffaflık’ yoktur.
Bu yüzden ‘merak’ artmıştır.
Anlaşılan toplum gergin!
İktidar yanlıları da gergin!
Çünkü sorunlar üst üste binmiştir.
Çünkü çözüm yolları tıkanmıştır.
Çünkü her türlü destek daha çok iktidar yanlıları için sağlanmaktadır.
Çünkü herkes kendi yağı ile kavrulmalı, hiçbir yanlış gidişe ses çıkartılmalıdır.
Çünkü toplumdaki işleyişlerde ve kimi zenginleşmelerde ‘şeffaflık’ yoktur.
Bu yüzden ‘merak’ artmıştır.
Bu yüzden kim,
neden, nasıl, nerden gibi sorular çoğalmaya başlamıştır.
Bu yüzden
gözlemlerini ve düşüncelerini biriktiren kişiler başkaldırma eğilimine
girmiştir.
Bu yüzden tek tek
ortaya çıkmaya başlasa da ‘çatışmacı bir toplumun fitili’ ateşlenmek
istenmektedir.
Bu durumda toplumun bazı kesimleri AKP’ye bir şeyler söylemek istiyor.
Toplumsal tepkileri sağlamakta çok kısır olan kişiliğimiz gereğince bireysel çıkışlar önem kazanıyor.
Ayrıca biliniyor ki gösteri ve yürüyüş izni alabilmek oldukça zor.
Bu durumda toplumun bazı kesimleri AKP’ye bir şeyler söylemek istiyor.
Toplumsal tepkileri sağlamakta çok kısır olan kişiliğimiz gereğince bireysel çıkışlar önem kazanıyor.
Ayrıca biliniyor ki gösteri ve yürüyüş izni alabilmek oldukça zor.
Kaldı ki bazı
tepkiler sorunun olduğu yerde de verilebilir.
Bence birileri:
H i ç konuşulmasın,
H i ç kimse ne sesli ne sözlü ne de yazılı tepki vermesin istiyor.
‘Kant çırpınışı için bile benden izin almak’ ve ‘gösterdiğim yerde konuşmak’ zorundadır demek istiyor.
Bu yüzden kim yerlerde ‘kamusal alan’ diyerek fotoğraf çekemezsiniz.
Çoğu yerde haykırarak tepki veremezsiniz.
Hiçbir yerde birkaç arkadaşını ile toplanarak çevreden geçenleri yanınıza çağırarak konuşamazsınız!
1 Mayıs'tan Enerji Hanım'a kadar tek yaptırım var protestocular için:
Dışarıya atın! Dışarıya Atın!
Bence birileri:
H i ç konuşulmasın,
H i ç kimse ne sesli ne sözlü ne de yazılı tepki vermesin istiyor.
‘Kant çırpınışı için bile benden izin almak’ ve ‘gösterdiğim yerde konuşmak’ zorundadır demek istiyor.
Bu yüzden kim yerlerde ‘kamusal alan’ diyerek fotoğraf çekemezsiniz.
Çoğu yerde haykırarak tepki veremezsiniz.
Hiçbir yerde birkaç arkadaşını ile toplanarak çevreden geçenleri yanınıza çağırarak konuşamazsınız!
1 Mayıs'tan Enerji Hanım'a kadar tek yaptırım var protestocular için:
Dışarıya atın! Dışarıya Atın!
Ya da Vurun! Vurun!
Vurun mu denilmek isteniyor?
Oysa adı yanlış
konulmuş olsa bile; eğitim, tasarruf ve çağdaşlaşma içerikli 'Enerji Hanım
Projesi' ne kadar anlamlı bir çalışmadır, bilenler bilir.
Bence kişileri ezmeye, hırpalamaya ve yaralamaya yol açmayacak bir biçimde sözlü olarak tepki vermek gerekir. Eğer gerekiyor ise birden bire tepki veren bir kişi ile sabırlı bir biçimde tatlı tatlı konuşmak gerekir. Biliyoruz ki, 'hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa' anlaşabilirler. Bundan ötesi Enerji Hanım'ın başına gelen bu olayda görüldüğü gibi; özellikle tepki koyan kadınlara yönelik itiş kakış, yere çökertme, sille tokat girişmek türünden orantısız g ü ç kullanmaya dönük 'susturma' ya da 'çatlak seslere tahammülsüzlüktür.
Bence kişileri ezmeye, hırpalamaya ve yaralamaya yol açmayacak bir biçimde sözlü olarak tepki vermek gerekir. Eğer gerekiyor ise birden bire tepki veren bir kişi ile sabırlı bir biçimde tatlı tatlı konuşmak gerekir. Biliyoruz ki, 'hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa' anlaşabilirler. Bundan ötesi Enerji Hanım'ın başına gelen bu olayda görüldüğü gibi; özellikle tepki koyan kadınlara yönelik itiş kakış, yere çökertme, sille tokat girişmek türünden orantısız g ü ç kullanmaya dönük 'susturma' ya da 'çatlak seslere tahammülsüzlüktür.
Bu da kimi
yetkililerin aile terbiyesi, gelenek görenek ve eğitim kaynaklı bazı sorunları
yanında terbiye olunamayan ve içerisinde bazı korkuları da taşıyan köklü bir
'kişilik sorunu' türünden çözülmeye muhtaç durumlardan kaynaklanıyor olsa gerek.
Bu gibi açmazlardan kurtulamadığı sürece ne iyi bir yönetici ne iyi bir
konuşmacı ne iyi bir sözcü ne de iyi bir polis olunabilir. Ne yazık ki bu
kişilikteki yetkililer ile çevrelerindeki kimi kişiler elbirliği ile 'çatışma
yaratarak' amaçlarına ulaşabileceklerini sanmak gibi korkunç bir yanılgı
içerisindedirler. Bu türden davranışların daha çok 'kapalı toplum' yapılarından
gelerek çağdaş bir toplumun üyesi olmaya çalışan kimi kişilerin içine
düştükleri onulmaz durumlar olduğunu öne sürsem çok mu yanılmış olurum?
Bir yorum:
Bir yorum:
Galip Uyar: Merhaba
Ömer Faruk Bey, Yazılarımı okuma nezaketi gösterdiğiniz için çok teşekkür
ederim. Yorumlarınızdaki analitik düşünceye ve doğru saptamalarınıza katılmamak
mümkün değil. Yazdığınız yorumları yanıtlamak isterken, yanlış sekmeyi
işaretlemişim. Kusuruma bakmayın. Yazılarınızı zevkle ve büyük bir titizlikle
okuyacağım. Saygılarımla... 22.10.2013 18:39
Ömer Faruk:
Galip Bey ortak
ilgi alanımız toplum bilim içerikli yorumlarınızı ilgi ile okuyorum. İlginizden
dolayı teşekkürü bir borç bilirim. Her şey gönlünüzce olsun kardeş... 22.10.2013
22:05
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder