1 Ağustos 2013 Perşembe

Ne olacak bu istifaların sonu?





Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
Toplum Bilimci Yönetmen Gazeteci 

01 Ağustos 2013 Güncel Siyaset Sosyolojisi 

(Konu ile ilgili bu düzenleme sanal ortamdan alınmıştır)


İki gün önce okuduğum bir habere göre, ‘2013 yılı başından bugüne kadar Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 123’ü pilot olmak üzere 170’e yakın subay istifa etti’ açıklaması karşısında şaşırmadım desen yalan olur. Çünkü istifa etmek kişisel bunalımlar ile kızgınlıklar yanında yönetimdeki çarpıklıklara karşı bir tepki olarak doğar.

İstifalar de erken emeklilikler de üzücüdür

İçerisinde benim de bulunduğum bazı erken emeklilik durumlarında kişisel etkenler ile özellikle liyakatin göz önüne alınmadığı, 'benim adamın bu işi çok iyi bilir' dayatmaların yol açtığı emeklilik istemek gibi başkaldırı içerikli tepkiler de olur. Nedeni ne olursa olsun kişilerin emeklilik yaşı dolmadan kendilerine işyerlerinden dışarıya atmaları ilgili kurumlar kadar aile kurumu açısından da bazı sakıncalar doğurur. Bu bakımdan özellikle mesleklerinin son beş on yılına gelmişken istifa eden ya da emekli olan yurttaşlarımızla ilgili haberleri duyunca üzülürüm. 

Onların seçtiği bu iki seçenek sonucunda onların hizmetleri ile topluma verebilecekleri nice maddi ve manevi katkıların da en az düzeye inmiş olduğunu düşündüğümüzde yanlış giden bir şeylerin varlığını duymamak ne mümkün?

Yukarıdaki ilgili haberde yer alan üç generalin istifa ettiğini okuduğumda Uludere'de kaçakçılar ile PKK'lı teröristlerden oluşan (35) kişinin teslim ol çağrısı bile yapılmadan bir anda bombalaması olayının boyutlarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Bu yoldaki kaygılarımın ipuçlarından bir kaçını da bulduğum haberdeki ayrıntılar de pek iç açıcı değil.

Buna göre, ‘34 yurttaşın öldürüldüğü Uludere olayı ile adı kamuoyunun önüne çıkan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Nezih Damcı ile Casusluk Davası’nda yargılanan Genelkurmay Dış İlişkiler ve Uluslararası Güvenlik İşleri Daire Başkanı Tümgeneral Atilla Öztürk ve Hava Kuvvetleri Teknik Okullar Komutanı Tümgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’nun istifa ettiği belirtildi. İstifaların henüz işleme konmadığı kaydedildi’ açıklaması, bende ister istemez ‘TSK’de neler oluyor böyle’ diye sorgulamak gerektiğini söyletti.

Bakan Yılmaz, '2013 yılı başında bir ay içerisinde 110 pilot istifa başvurusu yaptı'

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın, Başbakan Tayyip Erdoğan’a 5 Şubat ayında yönelttiği bir soru önergesine Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın bugün verdiği cevap da bu konudaki diğer gelişmeleri de göstermesi bakımından büyük önem taşıyor. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ‘2013 yılı ocak-şubat emeklilik/istifa döneminde Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 63’ü muharip jet uçağı pilotu olmak üzere 110 pilot subay istifayla Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayrılmak için müracaatta bulunmuştur' açıklamasını yapmış.

1970’leri ve 1980’leri az çok yakından gözlemiş bir kişi olarak son yıllarda tutuklu ve tutuksuz olarak Ergenekon ve Balyoz davaları ile Casusluk Davası bağlamındaki suçlamalarından dolayı yargılanan yaklaşık 300 kadar subay yanında son yıllarda duyduğumuz yirmiye yakın subayın intiharı yukarıdaki istifalar ile birleştirildiğinde bu gidişin sonu ne olacak diye kaygı duymamak mümkün mü?
‘Başımızı kuma gömerek’ sorgulandığında, ‘duymadım, görmedim, söylemedim’ yerine ‘şaşkın ördek gibi’ dolanıp durmak daha iyi değil mi erenler? Unutmayalım ki kişi olarak sağlıklı bir biçimde yaşamaya çalışmak gibi bir sorumluluğumuz yanında diğer kişilerin kendi şartları içerisinde sağlıklı yaşaması için hiç olmazsa dua etmek biri bir sorumluluğumuz vardır.

Bu bağlamda devlet gemisini yürütmekten sorumlu iktidar kurumu ile ondan bağımsız olması için gerekenlerin yapılmadığını sandığım adalet ve güvenlik kurumları da yurttaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak sorumluluğunda değil midir?

PKK-KCK-BDP ve PYD dayatmalarını AKP nasıl karşılayabilir?

Gözlerime göre dışarıda giderek yalnızlaşan AK Parti iktidarı içeride de bütün toplumu kucaklayabilmekten uzaklaşıyor. Son yıllarda Terör Örgütü ile onun siyasi uzantılarının bazı açıklamaları ve özellikle PKK-KCK oluşumunun K. Suriye’de Beşar Esad’a karşı direnen Özgür Suriye Ordusu ile diğer silahlı örgütlere karşı üstünlük sağlaması karşısında AKP iktidarının gelişmeleri destekliyor gibi görünmesi geniş toplumu derinden etkileyecek özler taşıması bakımından oldukça manidardır.

Bazı yönleri ile 'açılım' adı altında uygulanması gereken bazı tedbirlerden sonra Terör Örgütü ile onun siyasi uzantısı BDP'nin ve Akil Adamlar Heyeti'nin toplumu parçalamaya dönük dayatmaları ve M. Barzani ile uzlaşmalı Büyük Kürdistan düşü ne yazık ki resmi söylem içerisinde 'bölücü' olduğu da bilinen Terör Örgütünün eski iktidarlar kadar AKP üzerinde de etkili olduğunu ortaya koymuştur. İçerisinde nice kavram kargaşası olsa bile sonuçta uygulanmaya çalışılan Çözüm ya da Barış Süresi sarmalları toplumda silahlı siyaset ile bölünmeye doğru gidilmekte olduğunun tartışılmasına yol açmıştır.

Son Erbil Toplantısı ile PKK'nın K. Suriye uzantısı PYD'nin kaç kez Nusaybin'den gördüğüm Kamışlı çevresinde 'özerklik' ilan etmesi ile gelinen bu aşamada Rusya ile Batı'nın Osmanlı Devletimizi parçalamak için nice desiseler ve iki yüzlülükler ile desteklediği Truva Atları arasında sayılabilecek olan PKK-KCK-BDP ve PYD gibi terör dayanaklı siyasi oluşumların bazı taleplerine bu kadar yakınlaşması 'istikrar' ve 'Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi' sahibi AKP'yi kurtarabilir mi, dersiniz?  (01 Ağustos 2013)

2 yorum:

omerfarukmencik dedi ki...

Yazı başlığın “Ne olacak bu istifaların sonu?” olunca. Ruh dünyam bir an askerlik günlerime gitti. 29 Ocak 2013 tarihinde yazdığım “Gündem ve gündeme ışık tutacak bir anı” başlıklı yazımı okursan, soruyun cevabına dayalı bir öngörü geliştirebilirsin. Ne var ki gönlüm arzu etmese de, o gün bugündür bu anı üzerinden de takip ediyorum gelişmeleri. Düşün bir kere Ömer Bey, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun Keş Dağı’nda yaşadığı görüntüleri, biri helikopterin parçalarını söküyor, biri kayıt altına alıyor, her nasılsa ‘Devlet Denetleme Kurulu’na ulaştırılıyor. Sıcak savaş giderek kapımıza dayanırken, bir de giderek istifalar artıyorsa, mevzu sizin bireysel olarak erken emekli olmanıza benzemiyor. Okumanı önerdiğim yazım, sadece bir bakış açısı verir; ama bir süre sonra gerçekliğe döner mi onu da bilemem. Ne var ki bir şeylerin ters gittiği de belli belli besbelli. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken)
02.08.2013 20:04

Ömer Bey, son yıllarda ordudaki istifaların nedenlerine ilişkin yaptığın değerlendirmelerin önemli bir kısmı doğru olmakla beraber, birkaç gün önce görevi sırasında ses kaydı yayınlanan Işık Koşaner’in mahkeme tarafından takipsizlik kararı verilen ses kaydında, “Bizim de yanlışlarımız oldu, hep böyle gidecek zannettik, vs.” ifadeleri gösteriyor ki ordu da dâhil pek çok kurumumuz yıllardır sorunlu. Diğer kurumların sorununu bir nebze azaltmak mümkünse de, ordu gibi doğrudan milli güvenlik ve yurt savunmasıyla ilgili bir kurumda, yani en son sahneye çıkması gereken kurumda oldukça zordur. Hele bir de her on yılda nükseden yanlışlarımız da olunca. Bilindiği gibi Işık Koşaner de, 29 Temmuz 2011’de şu an Genelkurmay Başkanı olan Necdet Özel’in dışındaki kuvvet komutanları ile birlikte istifa etmişti. Çok karanlık ilişkiler ağı var, sadece orduda değil hayatımızın her alanında.

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken)
02.08.2013 20:02

Sayın Yazarım etsinler, aman hepsi toptan etsin, halk da seyretsin.Zaten ordu diye bir şey kalmasın. Bu değerli yazınız için sağ olunuz.Selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

nahide çelebi
02.08.2013 16:27

Nahide
Hocam durumlar ortada.Bana göre devlet çalışanını korumalıdır. Ne yazık ki Batı'nın Turva Atları öncelikle 2005'ten bu yana Erbil'de biçimlendirilmeye başlayan etnik Kürtçü böl ve yönet siyaseti gereğince Türk toplumundaki dirençleri de bir bir ortadan kaldırmak için her yolu denemektedir.Onlara göre K.Irak merkezli üç parçalı Kürdistan'ın kurulması için artık gün sayılmaktadır.Son okumalarıma göre anlı şanlı Çözüm ya da Barış Süreci'nin bir Barış Masası kurularak İmralı-Ankara-Oslo-Kandil ve Erbil bağlantılı uzlaşmalar bir bir uygulamaya geçirilecek gibi! İçimizdeki adaletsizlikler ile toplumda öncelikle Terör Örgütü ile siyasi uzantılarınca yönetilen ve giderek yaygınlaşan 'ayrılıkçılık' pek tehlikeli sonuçlar doğurabilecektir,diye düşünüyorum.Başbakan Erdoğan K.Suriye'deki gelişmelerden dolayı bir yıl önce söylediği,'hayali haritalara eyvallah etmeyiz' sözünde durur ise 'bölücü' sıfatı da bulunan Terör Örgütü ile onun kimi ik yüzlü uzantıları derslerini almış olacaklardır. 02.08.2013 19:16.






omerfarukmencik dedi ki...

Kurtarıyor demek ki millet hâlâ ağzı açık ayran budalası gibi gidip bu partiye oy veriyor. Akıl olmasa vicdan azıcık yolgösterebilir... Ama milletin vicdanı da kömürle, bulgurla satın alındı... Hangi kardeşlik, hangi barış?

Ögeday
01.08.2013 22:00

Bence de Ögeday Bey! 'Akıl olmasa' diyorsunuz haklı olarak. Bilim, matematik, özgürlük, teknoloji, Batı'ya kul köle olmak yerine onu aşmak gibi amaçlarınız yok ise ya bile bile uçuruma doğru yürürsünüz ya da Mandacılık siyasetinde de öngörüldüğü gibi teslimiyetçi siyaset sarmalları içerisinde göz boyacılığı yapmaya çalışarak dolanır durursunuz.

Bana göre 1950'lerde ucundan yakaladığım iktidarlar bu oyunu bütün yönleri ile oynamanın o çok yönlü sarmalı içerisinde kendi zenginleri ile kol kola girerek Kapalı Toplum'dan Açık Toplum gibi olması gereken açılımlara doğru yelken açamıyorlar. Bu yüzden Doğu ve Güneydoğu'da terörü besleyen damarları tıkamak, Toprak Ağalığını kaldırmak, eğitimi yaygınlaştırmak, çiftçi eğitimi ile mesleki eğitimi kökleştirmek, Toprak Reformu yapmak ve sanayileşmeye hız vermek birilerinin işine gelmiyor. Yöredeki et kombinaları, sütçülük, maden ve halıcılık yatırımları durduruldu. Kaçakçılığa ve esrar üretimine göz yumuldu. Ankara-Oslo sonucu teröre karşı savaşanlardan bazıları içeride değil mi?

Peki, Terör Örgütü ile siyasi uzantılarının güdümünde olduğu da vurgulanan (ihsas olunan) bu tutuklama ve yargılama süreçleri giderek genişletilir ise Terör Örgütünün yıllardan beri dayattığı ‘ayrılıkçılık’ yüzünden, belki de ‘bir an önce ne olursa olsun da akla kara ortaya çıksın’ diye sabırsızlıkla bekleyen kimi yeraltı örgütleri ile onlara karşı bazı hazırlıklar yapması olası kesimler, Erbil ile K. Suriye içerikli son söylemlere de bağlı olarak ‘kaçınılmaz’ bir çatışmaya sürüklenirler ise; ‘otuz yıllık savaş’ sonucu bir Barış Masası çevresinde Türkiye’nin paylaşılması düşleri görenler ile onların bu düşlerine şimdilik karşı gibi duran AKP yönetimi emrindeki Güvenlik Güçleri ile birlikte bakalım içeriğini bir tülü dolduramadığı Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’nde sonra ortaya sürdüğü Çözüm Süreci içerisinde neler yapacak… Ömer Faruk Yılmaz 02.08 2013 00:12