3 Ağustos 2013 Cumartesi

AKP'li Prof. Dr. Bostancı, ‘İki kamuoyu bölünme riski taşır’

Ömer Faruk Mencik YILMAZ

03 Ağustos 2013 Güncel Siyaset Sosyolojisi

AKP'li Prof. Dr. Bostancı, ‘İki kamuoyu bölünme riski taşır’
 
(Bu görsel düzenleme konuya uygunluğu için sanal ortamdan alınmıştır)

 
Bilindiği gibi AKP İktidarının ‘ak’ dediğine ona karşı olan muhalefet ile bazı yazarlar ‘kara’ diyor. BDP kurulduğundan beri de AKP’nin çoğu çıkışına karşılık ‘ak’ yerine ‘kara’ diyerek tepki koymuştur.

Adı belli Terör Örgütünün arkadan adam vurmak ve yolları kesmek yanında yollara bomba yerleştirerek can ve mal kaybına sebep olmak için bomba patlatmak ve karakollara silahlı, roketli saldırdılar düzenlemek içerikli terör eylemleri için Ak Parti’nin ‘Terörle Mücadele’ söylemine karşılık BDP ‘savaş’ veriyoruz yollu açıklamalar yapıyor. Gelinen son aşamada ise AK Parti sözcülerinin ‘Çözüm Süreci’ kavramına karşılık BDP ‘Barış Süreci’ kavramını dayatmaktadır.

AKP’nin zorlu sınavı yenice başlıyor

PKK-BDP kaynaklı açıklamalara göre söz konusu ‘barış’ için, geçenler Kandil Terör Komuta Merkezince öne sürülen ‘üç şart’ kapsamında gerekli adımlar atılmaz ise 1 Eylül’de ya da 15 Ekim’de gereken yapılacaktır’ türünden bazı söylemler dolaşmaya başladı son günlerde. Bu yazımda kısaca irdelemeye çalışacağım Çözüm Süreci bağlamında yer yer birbirine karşıt söylemlerde bulunan AKP ile BDP’nin son olarak geçtiğimiz Nisan ayı başında Çözüm Süreci Değerlendirme Komisyonu kurulmasına ilişkin oylamada ortak hareket ettiklerini gördük.

Terör Örgütünün İmralı-Ankara ve Kandil uzlaşmasına bağlı olarak ‘ateşkes’ çağrısına uymasından sonra AKP’nin Çözüm Sürecini Değerlendirme Komisyonu kurulmasının görüşülmesi sırasında TBMM’de CHP ile MHP’nin karşı oyalarına rağmen AKP ile BDP uzlaşmış olduğundan üç ay süreliğine kurulan Komisyon TBMM’nin tatile girmesi ile görevini bitirmiş bulunuyor. Bu yazımda Komisyonun Başkanvekili AKP Amasya Milletvekili Naci Bostancı’nın bir haber ajansına vermiş olduğu mülakatı kısaca değerlendirmeye çalışacağım. Öncelikle şunu belirteyim ki Prof. Dr. Bostancı’nın aşağıda okuyacağınız uzun cümlesini kısaltarak başlık olarak verdiğim, ‘İki kamuoyu bölünme riski taşır’ yargısına katılmak mümkün değil.

Bana göre son yirmi yılın ikinci en güçlü iktidarı durumundaki AKP elindeki Karşı Propaganda araçlarını da kullanarak neden Terör Örgütü ile onun uzantılarınca dayatılan ‘ayrılıkçılık’ söylemlerine ve ‘artık bölünelim böyle gitmiyor’ çıkışında bulunmuyor? Kaldı ki bir toplumda görüşler birbiri ile çatışsa bile ‘bölünmek’ öyle sanıldığı gibi basit bir süreç değildir. Eğer kimilerinin sözüm ona ‘temsil gücü’ nedeni ile bölünmek istenilen toplumdaki ortak değerler ve etnik yapılanmalar ile ortak dil sorunu yanında komşuluk, İslam Kardeşliği, su kaynakları ile enerji üretim kurumları gibi güçlü bağlar var ise sorun daha da büyüyecektir.


Görülen o ki AKP iktidarı, ‘Bu meydan okumalar da nereden çıktı’ denilecek bir yutkunmanın peşinden derin bir suskunluğa gömülmeye başladı sanırım, diye bir yorumlama ile sizin kervana katılmak istedim. Bu kadar aceleye ne gerek var, değil mi? Anlaşmalar, uzlaşmalar tamam olduğuna göre yola devam etmekte ne sorun olabilir ki? PKK-KCK-PYD ve Türk Erbil’de toplanan bilmem kaçıncı Kürt Konferansının bilmem kaçıncı dereceden üyesi BDP’nin eş başkanı S. Demirtaş’ ın son gelişmelere ilişkin iki gün önceki açıklamaları AKP İmralı ve BDP yakınlaşmasının çok derin ipuçlarını veriyor yine.

Bakalım bu kadar zengin içerikli açıklama ve yorumlamaya da bağlı olarak AKP sözcüleri olarak B. Arınç, H. Çelik, B. Atalay ile Başbakanlık Başdanışmanı Yiğit Bulut ne gibi açıklamalarda bulunacaklar. Az kalsın unutuyordum bu konularda da eğer bir başka AKP’li bakan topa girmez ise bir diğer Başbakanlık Başdanışmanı olan Yalçın Akdoğan neler söyleyecek. Bence adı ne olur ise olsun, gerisinde ABD ile AP’nun da bulunduğu bir zorlama ile içerisinde toplumun parçalanması, toprakların üleşilmesi ve yeni haritaların tartışılacağı bir sürece girilmiştir. Bunca kazanımlarına rağmen AKP’nin zor bir tartışmaya sürüklenerek zorlu sınav vermeye başlaması pek de kolay bir iş olmasa gerek. Aklıma geldi benzer durumları 2. Abdülhamid de öncelikle Balkanlardaki nice etnik başkandırılar sürecinde yaşamamış mıydı?

Komisyon Başkanvekili Bostancı, ‘Soğukkanlı değerlendirmeler bir tür ihanet olarak görülebilir’

Ben bunları yazdıktan bir süre sonra bir de baktım ki Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı iken AKP Amasya Milletvekili olan Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı’nın bugün yayınlanan ilginç bir konuşmasını okudum. 1957’de Amasya’da doğan SBF Siyaset ve İdare Bölümünü bitiren, siyaset bilimci, toplum bilimci ve iletişimci Naci Bostancı ile 1994’teki tanışıklığımıza ve Gazi’deki makamındaki dostça görüşmelerimize rağmen toplum, kültür, değişim, milliyetçilik ile siyaset konularında konuşmuşluğumuz olmamıştır.

Ülkemizde yeri doldurulamayacak diye de nitelenebilecek Bir Kolektif Bilinç Olarak Milliyetçilik (1999) adlı araştırmanın da yazarıdır. Bu yönü ile Naci Bostancı ‘milliyetçilik’ olgusunun kökeni, gelişmesi, ulus devlet, kültür, tarih, siyaset gibi konulara uzak değildir. On altı bilimsel kitap ve bir de roman yayını ile topluma hizmetleri bakımından çalışkan bir bilim adamı olan Naci Bostancı Terör Örgütünün bu ülkeye verdiği zararları da bilir. Biliniyor ki Prof. Dr. Naci Bostancı TBMM’ne girdikten bir süre sonra atandığı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili olarak özellikle Uludere’de ‘28 Aralık 2011 tarihinde saat 18.39’da tespit edilen grubun PKK'nın kullandığı yolları kullanması sebebiyle vurulmasına karar verildiğini ve operasyonun TSİ 21.37 - 22.24 arasında’ gerçekleşmesinden sonra yöredeki araştırmaya da katılmıştır.

Bu bağlamda onun iki gün önceki konuşmalarına geçmeden önce, ‘Türkiye'nin cenaze görmedik toprağı yok neredeyse. Yeter artık diyoruz. En acil mesele buydu. Bunda adım attık. Ama lütfen sabır diyoruz’ sözlerine katılmamak mümkün mü? Ancak onun, ‘Milliyetçiliği farklı bakış açılarından, hem insanların "öteki"ni düşman hissetmesi için, kavgalar, savaşlar, iç savaşlar için bir dayanak hem de kişiye sunulan bir kimlik, bir ait olma duygusu ve ebediyet vaadi olarak ele alan’ Bir Kolektif Bilinç Olarak Milliyetçilik adlı araştırmasındaki nice tespitlere de bağlı olarak AKP siyaseti bağlamında uygulamada karşılaşılan sorunlar bakımından Prof. Dr. Bostancı’nın ne gibi çelişkiler içerisinde bulunduğu ise ayrı bir çalışma konusu olsa yeridir.

Şimdi AKP siyaseti ile başta Terör Sorunu olmak üzere onun günden güne geliştirdiği Kürt Sorununu PKK-KCK-PYD ve BDP işbirliği doğrultusunda sorunun diğer yönlerini irdelemek gerekmektedir. Onun bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu değerlendirmesinde görüleceği gibi Prof. Dr. Bostancı’nın , ‘bir ülkenin bölünmesi bakımından çok ciddi bir risk’ içerisinde bulunduğumuzu sezinlemiş olduğunu da söylemek doğru olur.

TBMM Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi Araştırma Komisyonu Başkanı Naci Bostancı’nın bugünkü sohbetini, ‘Kamuoyu derken aslında iki kamuoyu var bu meselenin arkasında. Birisi Kürt meselesi diye adlandırdığımız konunun içi hassasiyetlerini taşıyan ve kendisini onunla özdeşleştirerek, çeşitli değerlendirmelerde bulunan bir kamuoyu. Bir diğer kamuoyu da şimdiye kadar daha çok meseleyi güvenlik ekseninde gören ve referanslarını bu çerçevede oluşturmuş, meseleye bir hayli mesafeli bir şekilde farklı bakan bir kamuoyu. Zaten bu tür problemlerin en önemli çözülmesi gereken hususlarından biri adeta birbirinden yalıtılmış bir biçimde iki farklı kamuoyunun teşekkül etmesidir. İnsanların yaşadıkları acılara, olayları telaffuz etme biçimine bütünüyle yabancı iki farklı dünyanın ortaya çıkmasıdır. Böyle olunca problemi çözmek zorlaşıyor. Bırakın hissi, insani, ahlaki bir takım değerlendirmeleri sosyal bilimlerin o iddia ettiği nesnel değerlendirmeleri ele aldığınızda bile insanlar kolaylıkla sizi aşağılayabilirler. Her yerde olabilir bu. Her iki kamuoyunda da olabilir. Daha soğukkanlı değerlendirmeler yapalım dediğinizde bunu bir tür ihanet olarak görebilirler’ tespitleri bakalım nereye varacak diye okumaya başladım.

Naci Bostancı, ‘İki farklı kamuoyuna göre bölünme riski vardır’


Siyasetçi ve toplum bilimci Prof. Dr. Bostancı’ya göre, ‘Eğer bir ülkede her bakımdan iki farklı kamuoyu teşekkül ediyorsa bu bir ülkenin bölünmesi bakımından çok ciddi bir risk oluşturur. O yüzden bölünmeyi önlemek mesele sadece sınır oluşturmak ve oraya karakol dikmek değildir. İletişime ilişkin eğer bölünme doğmuşsa eğer ahlaki, insani değerlendirmelere ilişkin bir bölünme doğmuşsa, yaşanan olaylar hususunda hassasiyetler çok birbirinden farklı olmuşsa, orada zaten moral bir bölünme söz konusudur. Türkiye ne yazık ki bu anlamda bir süreç yaşadı. Şimdi bunu bir bakıma tersine çevirmek için herkes çaba gösteriyor. İyi niyetli çaba gösteriyor. Kamuoyunun büyük bir kısmı ne olup bittiğini anlamaya çalışıyor. Özellikle şiddetin doğduğu şu dönem çok çeşitli hareketlilikler görüyoruz. Hakikaten iletişim meselesini çok önemli ve hayati görüyorum. Kendisini radikal bir şekilde belli bir yere konumlandıran kişi aslında bu radikalliğini çok sınırlı bir şekilde edindiği bilgilere borçludur.’

Son iki yıldan bu yana siyasetim içerisinde bulunduğu için daha çok eleştirilmek ve görüş alışverişinde bulunmak durumunda olduğumuzdan, bugün yayınlanan konuşmasında kendisinin de söylemiş olduğu gibi, ‘Eğer bir ülkede her bakımdan iki farklı kamuoyu teşekkül ediyorsa bu bir ülkenin bölünmesi bakımından çok ciddi bir risk oluşturuyor’ ise bunun da kamuoyuna duyurulmasında yarar vardır. Bakalım onun kamuoyunda görmüş olduğu ‘her bakımdan iki farklı kamuoyu’ hangi yönlendirilmeler ile bu aşamalara gelmiştir sorusunun cevabını kendisine bırakarak, umarım terör örgütünce var olduğu öne sürülen ‘otuz yıllık savaş’ bağlamında toplumu nasıl bir ç ö z ü m bekliyor bunu da açıklayacaktır yakında.

Karizmatik bir lider, ‘Bize güvenin. Biz bu işi salim bir noktaya götüreceğiz’ der

Prof. Dr. Bostancı, PKK-KCK-PYD ile BDP ’nin terör komuta merkezi diyebileceğimiz Kandil kaynaklı son açıklamalarını irdelemek ve bu toplum ile bu toprakların bölünemeyeceğini söylemek yerine ‘karizmatik bir lider’ olarak gördüğünden kuşku olmayan Başbakan Erdoğan’ın Çözüm Sürecini yönetmekteki ustalığına çok güvendiği için olsa gerek aşağıdaki yorumu oldukça ilgi çekicidir.

Ona göre, ‘Hükümet çözüm sürecinin arkasında. Bunu çok açık bir şekilde Sayın Başbakan her vesileyle söylüyor. Bunu sadece sözel bir tavır olarak değerlendirmek yanlışlık olur, haksızlık olur. Her şeyden önce şu atmosfer çok önemlidir. Ve böylesine bir meselede bildik tanıdık güvenli Türkiye kamuoyunda sorun teşkil etmeyecek tarzda güvenlik eksenli bir mücadele çerçevesinde çözeceğiz derseniz. Bunun bir riski yok. Alışılagelmiş bir siyaset tarzı. Ve kimsede size niye böyle yapıyorsunuz, demez. Zaten öyle yapılıyordu. Eğer stratejiyi değiştiriyor, Türkiye'nin bütününe yönelik alışagelmiş olmayan bir takım telaffuzları dile getiriyorsanız bu riskli bir iştir. Şimdi her şeyden önce şu atmosferin teşekkülü için hükümet riskli bir adım atmıştır. Sayın Başbakan böyle bir adımı atmıştır. Güçlü bir iktidarın aynı zamanda halk katında karşılığı, o an karizmatik bir liderin üstlenmesi gerekirdi. Bunun anlamı şudur. İnsanlar böyle süreçleri güvensizlikle adım adım seyrederler. Bizim komisyonda bile başlangıçta sözlerin dahi okunmasının arkasında ne var şeklinde bulutlu bir havanın sezildiğini görüyoruz. Bu aynı zamanda bir güvensizlik ortamıdır. Böyle bir zamanda güçlü ve karizmatik bir lider şunu söyler, "Bize güvenin. Biz bu işi salim bir noktaya götüreceğiz". Bu bir güven yaratmaktır. Ortada güveni sağlayacak veriler yokken o kamuoyuna bütün güvensizliklerini parantez içine alacakları bir süreç yaşatacaksınız demektir. Böylesine risk alan bir hükümetin adım atmaması düşünülemez. Ancak adım atma, süreci ilerletme konusunda zannediyorum acele edenler ‘vardır.


Prof. Dr. Bostancı'nın yukarıdaki yorumlarına göre günden güne ‘iki kamuoyu’ olarak bölündüğünü kabul ettiği bugünkü Türk kamuoyu, yine kendi söylemine göre, ‘ülkenin bölünmesi bakımından çok ciddi bir risk’ var ise ben dâhil bölünmeye karşı, ‘o kamuoyuna bütün güvensizliklerini parantez içine alacakları’ n a s ı l ‘bir süreç yaşatacaksınız’ diye sormak istiyorum.

Her türlü kışkırtmaya rağmen kamuoyu boylu boyunca ikiye bölünmüş olmasa bile Türkiye’de uygulanan TBMM kaynaklı hukuk dışına çıkılarak; toplumu ve topraklarımızı bölmeye kararlı ve AKP İktidarınca Kürt, Zaza ve Türkmen kökenli yurttalarımızın temsilcisi olarak kabul edilmiş bulunan Terör Odakları ile onun desteğindeki siyasi oluşumlarına k i m ya da k i m l e r ‘Durun! Bu yol çıkmaz sokaktır’ diyecek?

Hiç yorum yok: