Ömer Faruk
MENCİK YILMAZ
08 Temmuz 2013 Güncel Hukuk Sosyolojisi
Elinde pala bulunan potansiyel bir saldırgan(Alıntıdır)
Dün İstanbul'da meydana gelen Palalı Saldırı nedeni ile az önce 'günün yorumu' diye başladığım aşağıdaki 'trajikomik' yaklaşımlarım aradan geçen süre zarfında yayına verilemediğinden Dünün Yorumu adı yayına verilmiştir. Bu gecikmeden ve aşağıda okuyacağınız şaşırtmacalı yorumdan dolayı okuyucularımdan ve Ankara Adliye Sarayı içerisindeki saygı değer savcılar ile yargıçlara hazin durumumu arz eylerim efendim.
Türk adaletine kim güvenmez?
'Palalı saldırganlar serbest bırakıldı' haberini duyunca, 'cadı avından' oldu bitti korktuğu için gerçek adını yazmaktan çekinen binlerce okuyucudan biri olan YassuSeka diyor ki:
'Acaba aynı saldırı Sayın Hakim beyin ailesinden bir bayana yapılsaydı, tekmelenseydi yine aynı kararı verir miydi? Ki bundan sonra bu tür saldırılar ve serbest bırakmalar yaşanmaz. Herkes cezasını çekmeli. Türk adaletine güveniyorum.' (Alıntıdır)
Bence de herkes yasalardan hangi ceza var ise onu çeksin! İşte bu kapsamda başta o çok soyut 'adalet' kavramına sarılmaktan ve içini doldurmaktan başka çıkar y o l yoktur diye düşünmekteyim. Kişi hangi ülkede yaşıyor ise o ülkenin adaletine güvenmelidir. Bu ülkede Türkler çoğunlukta olduğundan ve yaklaşık bin yıldan beri de devletler ve beylikler kurmaktaki üstün yeteneklerinden dolayı Türkiye adlı bu topraklarda Türk Adaleti'ne güvenmeyip de gözlere mil çekilmesine bile izin verilen Roma-Bizans karması o sözde adalete mi güvenecektim?
Ayrıca Atina'dan çıkıp Hindistan'a kadar ilerleyen Büyük İskender'in Helen, Makedon ve Traklar'dan oluşan ordularının astığı astık, kestiği kestik; talancı, ganimetçi ve çapulcu adaletine de güvenemem erenler. Ki o ordular dağıldıktan sonra kurulan Selevkoslar'ın Balkanlar'dan Hindistan'a kadar neler yaptıklarının çetelesini de tek tek yazacak değilim şimdi ulu orta.
Yeniden konuya dönecek olursam: Diyorum ki eğer İstanbul Yargısınca bağışlanan Palalı Saldırganlara öykünenler yarışması açılacak olur ise ilk başta ben varım. Bu konudaki haklılığımı Medyanın Denetimsizliği konusunda başvurduğum çoğu kişi İş Sözleşmesi yapacaktın, elinde başka belge olmadığından işin Bilirkişilere kalacağından sorunun içinden çıkmak her bakımdan zor dediklerinden, ben de bu güzel yarışmaya ilginç bir Palalı Saldırı Tasarısı ile katılmak istiyorum.
Önce palalı bir iş yeri açmak gerekir
Artık bütün Türkiye gibi bütün dünya da anladı ki Palalı Olmak ayrıcalık bir ayrıcalıktır. Yeter ki mahkemede, özür palayı sallaman gereken yerde ‘pala’ kullanmayı gerektirecek bir iş yerin olmalı. Yoksa ‘kesici ve yaralayıcı hatta öldürücü bir alet bulundurmak ve taşımak’ gibi bir suçlamadan dolayı ‘üç aydan üç yıla kadar hapis yatmak’ (Alıntı eri: Atmasyon Ltd.) işten bile değildir.
2008’de bir sohbet dizisi çekiminde benimle İş Sözleşmesi imzalamaktan kaçan, her bölüm başı için bana söylediği ücretin 1/3'ünü ödeyen Taşeron Şirket sahibi ile ortaklarından çok eski arkadaşım olan Hacı ile aram açıldı. Resmen oyuna getirilmiştim. Devlet katındaki bütçede en az (1.500 ile 2.500) TL arasında olan yönetmenlik ve resim seçicilik hizmetlerim için bölüm başına (410) TL almak zorunda kalmıştım. Diyorum ki onları tek tek ya da ikisi bir arada iken bir köşede bir pala ile büyük bir Caminin altındaki şirketin yakınında arabadan iner inmez yanlamasına bir kaç vuruşun peşinden, üç beş tokat ve bir kaç da tekme atsam ne güzel olur değil mi?
Bu tasarımın iyi işlemesi durumunda Ankara Yargısı bana h i ç ceza veremeyeceği için bu öğle sonuna beri mutluluktan uçuyorum. Böylece söz konusu şirket genel müdürünün oturmakta olduğu sözde ‘mutena semt’ için o çok eski Hacı arkadaşımın da içi rahatlar diyorum. Çünkü ortada İstanbul'daki Palalı Saldırı için polislerce zar zor yakalanarak karakola götürülen ancak İstanbul Yargısınca evlerine yollanan Dört Palalı Yargılaması gibi bir emsal (örnek olay, örnek karar) var!
Mutluluktan ben uçmayayım da k i m uçsun!
İşte şimdi, ç o k geç de olsa 'adalet' denilen muammaya güvenmeye başlıyor gibiyim.
Yine de tez elden gerçekleştirmeyi tasarladığım Palalı Saldırı için o yakınlarda küçük bir Ankara Döneri satış yeri açmalıyım. Böylece bir küçük esnaf olarak yargı karşısına çıktığımda; yok gürültü yaptı, yok yere tükürdü, az önce yediği dönerin parasını vermedi, diyerek saldırılarımı iyiden iyiye temellendirmem gerekir değil mi erenler?
İşte bu nedenden dolayı mutluluktan ben uçmayayım da k i m uçsun!
Yaşasın palalı yeni işim!
Yorumlar:
Sayın Yazarım, hemen açmanız gerekir o iş yerini.Vah, vah vah ki ne vah.Güleyim mi ağlayayım mı? Selam ve saygılar, sağlık ve mutluluklar.
NAHİDE ÇELEBİ 09.07.2013 22:10
- Cevap :
- Nahide Hocam bence de vah ki ne vah!Tedbiri elden bırakmamak gerek. Her kişi uğraştığı işi gereğinde kullanmakta olduğu her türlü alet ve edavat ile karşısındaki kişiyi yaralayabilir hatta bir anda öldürebilir de.Bence Yargı bu konuda ya bir teknik takip gereğince ya da bilemediğimiz başka nedenlerden dolayı o dört palalı saldırganı salıverdi.İzmir'de ortaya çıkan EliSopalıSaldırganlar için yerek yöneticiler onların birer 'sivil polis' olduklarını açıklamadılar mı? Peki,o zaman Bakanlık nedan müfettiş gönderiyor?Bence o gün bir kaç saat değil yarım saat içerisinde basın yayın araçlarına ya da çevrede bulunan üç beş kişiye o eli sopalıları da yanlarına alarak,onların sivil polis olduklarını göğüslerini gere gere anlatmaları gerkirdi.Bütün kamuoyuna güven verebilmek için oradaki kişlerde bulunan fotoğraf makineleri ile söz konusu kişilerin kimliklerini hatta yüzleri kapatılarak yayınlanmak üzere sanal ortamda paylaşılmasına izin verilmesini beklerdim.Güven olmayınca iş başa düşer Hocam. 11.07.2013 0:58

1 yorum:
Sayın Yazarım, hemen açmanız gerekir o iş yerini.Vah, vah vah ki ne vah.Güleyim mi ağlayayım mı? Selam ve saygılar, sağlık ve mutluluklar.NAHİDE ÇELEBİ
nahide çelebi
09.07.2013 22:10
Cevap :
Nahide Hocam bence de vah ki ne vah!Tedbiri elden bırakmamak gerek. Her kişi uğraştığı işi gereğinde kullanmakta olduğu her türlü alet ve edavat ile karşısındaki kişiyi yaralayabilir hatta bir anda öldürebilir de.Bence Yargı bu konuda ya bir teknik takip gereğince ya da bilemediğimiz başka nedenlerden dolayı o dört palalı saldırganı salıverdi.İzmir'de ortaya çıkan EliSopalıSaldırganlar için yerek yöneticiler onların birer 'sivil polis' olduklarını açıklamadılar mı? Peki,o zaman Bakanlık nedan müfettiş gönderiyor?Bence o gün bir kaç saat değil yarım saat içerisinde basın yayın araçlarına ya da çevrede bulunan üç beş kişiye o eli sopalıları da yanlarına alarak,onların sivil polis olduklarını göğüslerini gere gere anlatmaları gerkirdi.Bütün kamuoyuna güven verebilmek için oradaki kişlerde bulunan fotoğraf makineleri ile söz konusu kişilerin kimliklerini hatta yüzleri kapatılarak yayınlanmak üzere sanal ortamda paylaşılmasına izin verilmesini beklerdim.Güven olmayınca iş başa düşer Hocam. 11.07.2013 0:58
Yorum Gönder