Ömer Faruk MENCİK YILMAZ
24 Haziran '13 Güncel Siyaset Sosyolojisi

On gün önce AKP seçim kampanyasını başlattı.
30 Mart 2014’te Yerel Seçim var.
Değişik çalkantılardan dolayı ortalık toz duman.
Özellikle Gezi Parkı üzerinden Batı’nın tepkisi de arttı.
Türkiye’de gösteri özgürlüğü de basın yayın özgürlüğü de sorgulanıyor.
AK Parti toplumu dizginleyebilmek için her türlü yolu deniyor.
Yaklaşık bir aydan bu yana Biber Gazı ve Tazyikli Su delisi oldu milyonlarca genç.
AB üyeliği bağlamında başlayan Almanya görüşmeleri zor yatışacak gibi.
Bayan Merkel ülkesinde boş oturanları yollamaya kalkarsa Başbakan Erdoğan ne yapacak?
Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin ekonomisine övgüler yağdıran Batı bugün karşı tavır içinde.
Der Spiegel’in bugün çıkacak olan son sayısında Gezi Protestoları'nı içeren bir fotoğrafı yayınlayacak olması hiç de yabana atılacak bir çıkış değil.
İşin içinde Batı’nın kıskançlık duygusu var olsa bile bazı hukuki ve iktisadi gerçeklerden ne kadar kaçabiliriz?
Türkiye’nin bugün ulaştığı iktisadi aşama toplumun özverisi yanında tüccarların ve dış müteahhidlerin başarıları nasıl göz ardı olunabilir?
Yarı Bağımlı yani ithalata çok bağımlı bir kalkınma yolu izleyen Türkiye en küçük bir kırılmada tepe taklak olamaz mı?
Gezi Protestoları üzerinden Erdoğan’ın Seçim Kampanyası başlatması beklenmedik bir başlangıç oldu.
Ne sağcı ne solcu ne partici ne de AB’ci olan ben bile şaşırdım desem yeridir.
Gördüm ki muhalefet de şaşkına döndü duruyor.
BDP ise saman altında su yürütürcesine hiç boş durmuyor.
Ankara-Diyarbakır-İmralı-Erbil daması içinde şimdi daha da hız verdi çalışmalarına.
Kuzey Kürdistan oluşumu için Diyarbakır’da düğmeye basıldı.
AK Parti ile yeni müzakerelerin yolda olduğu anlaşılıyor.
MHP eski miting dizisinde yollara düşmüş durumda.
CHP meydanlarda yok. TBMM’deki Biber Gazlı ve maskeli gösteriden ötesi yok.
Toplum 'bakalım kim kimi yenecek' beklentisinde.
Hiç istenmese bile bazı söylemler yüzünden toplum gergin.
Özellikle Türk-Kürt-Laz-Gürcü ayrımcılığı yaygınlaşıyor.
Eşit yurttaşlar olarak kardeşçe yaşamak yerine Sünni-Alevi söylemleri de gerilimi arttırıyor.
Her alanda öteden beri var olan polis baskısı son yıllarda daha da arttı.
Fotoğraf çekmeye ve telefonda görüşlerimizi açıklamaktan korkmaya başladık.
Öyle ki telefonda konuşurken dinlendiğimizden korkuyor olduk!
Ne konuşuyoruz ki?
Ola ki aynasızların yasa dışı bu dinlemeleri yanlış yorumlanır, diye iğrendiğimizden kısa kısa konuşuyoruz.
Ayrıca Gezi Parkı’nın yerine bir AVM kondurmak isteyen iktidarın söz konusu protestolar için özellikle İstanbul ile Ankara’da kullandığı Biber Gazı ve Tazyikli Su orantısız güç kullanılmasının doruğuna çıktı.
’Bırakınız toplaşsınlar. Bırakınız Ayakta Dursunlar. Üstlerine gitmeyin!’ diyen yok.
Sanki Gezi Parkı üzerinden (79) ildeki toplam (2,5) milyon insan keyfinden eylem yapıyor.
Oysa iktidar sözcüleri sorunu AVM’ye dönüştürülmesi düşünülen Gürcü Halil Paşa Kışlası olarak görüyor.
Yeni zenginler ile tuzu kurular dışındaki toplam %80'lik kesimler için hayat pahalılığı tırmanıyor,
Az yer az içer, birbirimize ikramlarda bulunamaz ve tatile çıkamaz olduk.
Dünyanın en pahalı yakıtlarını kullandığımızı sağır sultan duydu.
Yine özellikle Avrupa’nın en pahalı iletişimi de bizde.
Gıdaların denetimsizliği yüzünden özellikle hayvansal gıdaları daha az tüketmeye başladık.
Türkiye'nin gıda ürünleri dâhil dış alıma bağlılığı yürek yakıyor.
Otuz yıl önce kendisine yeten sayılı ilk on ülkeden biri olan ülkemiz sanırım ellinci sıraya düştü.
Son yıllarda TCMB'nca baskılandığı bilinen dolar beş gündür yükseliyor.
Anlaşılan o ki ABD Merkez Bankası’nca her yıl (85) Milyar ABD Doları olarak dünyaya salınan dolarlar artık durdurulacak.
Bu karardan Türkiye hiç mi etkilenmeyecek, dersiniz?
AKP iktidarı ‘ABD’nin sıcak parası kendisinin olsun, bana sıcak vergi gelirleri ile sıcak Kara Para yeter’ diyebilir mi?
Belki de AK Parti iktidarının başta Gezi Eylemcileri olmak üzere muhalefete yüklenmesinin nedeni bu. Oysa Barzani ile birlikte Büyük Kürdistan kurmak emelindeki PKK-KCK-BDP ortaklığı da boş durmuyor.
Anlaşılan bir türlü uzlaşılamayan Yeni Anayasa ile birlikte yepyeni nice sancılar da doğmaya başlayacak.
Bütün bu tür gelişmeler birer baş ağrısı değil mi?
AK Parti boşuna erkenden ve Gezi Parkı protestoları üzerinden Seçim Kampanyası başlatmadı.
Bir yandan Unutulan Gençlik bir yandan da muhalefet bastırdıkça bastırıyor.
Maddi ve manevi içerikler taşıyan bu baskılar yakında daha da artacak.
1800’lerde başlayan Türk Demokrasi Süreci bakalım AKP'nin kaptanlığında nasıl son bulacak.
Gizli ya da açık dayatmalardan dolayı sizin de başınız dönmüyor, kaygılarınız artmıyor mu erenler?
Yorumlar:
Merhaba, bu sefer başı dönen Türkiye değil. Türkiyeyi yönetenlerin başı dönüyor. Çünkü duvara tosladılar. Selamlar...
Mesut KARİP 25.06.2013 12:38
- Cevap :
- Mesut Bey yorumlamama katkınızdan dolayı teşekkürlerimi sunarım. EEski deyişle 'zımmen' de olsa onları da toplumu da göz önüne almak gerektiğini burada açıklamış olalım. Değerli yorumlarınızı hep okuyorum. Yorum yazamadığım için kusuruma bakmayınız. 25.06.2013 16:11
T.C
vatandaşı olmanın vazgeçilmez paydaları alt alta yazılıp mütabakat
sağlandıktan sonra olan prüzleri düzletmek mümkün ama buna kimsenin
niyeti olmadığından ne yazık ki;
'TÜRKİYENİN BAŞI DÖNMEYE DEVAM EDECEK' belki bayılana kadar. Selamlar.
Kadri KANPAK
24.06.2013 3:35
Cevap:
Ömer FF 01 kısa biçimi: Ne
mutabakatı Kadri Bey? Mutabakat bir türlü olmuyor işte! Yasalardaki eşitlikler
allak bullak olmadı mı? AK Parti ile 'Her iktidar kendi zenginini yaratır' gibi
hinlikler taşıyan bir siyasi dayatmadan da ötelere başka ufuklara doğru
açılmakta değil mi iktidar? Torba Yasalar ile 2B belli. Yeni Petrol Yasası
çıktı. Tabiat Kanunu Tasarısı yolda. Seçim Yasası topal. İşsizlikle şu 4'lü
eğitim ne? Son kertede Gezi Parkı üzerinden protestolara katılanlara uygulanan
Orantısız Güç yasa dışı olduğu kadar insanlık dışı değil midir? Uludere'de bir
gece ansızın, 'vurun!' diyen kafa Gezi'de de 'vurun!' diyor kısaca. Faiz hep
vardı. Bir vekilinin yerine vekil öğrenci sokan oğlu için, 'Oğlumu bir
süreliğine size emanet ediyorum, ona göre' sözü nereye konulmalı? Ne kadar
'tayyip' bir yönetim altındayız değil mi? İçinden astığı astık kestiği kestik
bir 'başkanlık' çıkması muhtemel sözde Anayasa için pek sevdiğiniz mutabakat'
çıksa ne yazar Kadri Bey?
Ömer FF 02 MB'daki yer darlığından uzun biçimi:
Ne mutabakatı Kadri
Bey? Kimilerince özlenen o mutabakat bir türlü sağlanamıyor işte! Umarım söz konusu pürüzler arasında 'uluslararası' olduğu söylenen mahut Terör Örgütü'nün kırk bine yakın can alması gibi insanlık dışı bir silahlı saldırı üzerinden Türkiye'de yaşayan 'Kürtlerin Temsilcisi' olarak siyaset yapmaya çalışanların istediği 'özerklik' ya da 'eyalet' gibi özlemler yoktur.
Özellikle
AK Parti ile birlikte yasalardaki eşitlikler allak bullak olmadı mı? Sağlanamayan eşitlik de metafizik bir kavram
değil mi? AK Parti ile 'Her iktidar kendi zenginini yaratır' gibi hinlikler
taşıyan bir siyasi dayatmadan da ötelere başka ufuklara doğru açılmakta
olduğunu görmüyor muyuz? Torba Yasalar ortada.2B belli. Yeni Petrol Yasası
çıktı. Tabiat Kanunu Tasarısı yolda. Seçim Yasası topal. Şu 4'lü eğitim ne?
İşsizlik ne olacak?
İçinde Nereden Buldun Yasası
ile Şeffaflık Yasası olmayan bir demokrasi nasıl bir yönetim demektir nasıl
açıklayabiliriz? Böyle bir hinlik olabilir mi? Bana göre değil on on iki yıl
öncesine kadar uzanan yüz yıl öncesine kadar uzanan bir Nereden Buldun Yasası
çıkartılmalıdır ki özellikle siyasetçilerin ve nice yolsuzluk, soygun, talan,
vurgun, hile, dolandırıcılık ve miras kaçıran şerefsizler tek tek çıksın
ortaya.
Son kertede Gezi Parkı
üzerinden protesto eylemlerine katılan kişilere uygulanan Orantısız Güç
Kullanımı yasa dışı olduğu kadar insanlık dışı değil midir? Uludere'de bir gece
anısızın, 'vurun!' diyen kafa Gezi'de de 'vurun!' diyor kısaca. Başbakan
arkadan adam vurma alçaklığı demek olan terör yöneticilerine hiç bu kadar
kızmamıştı. Gezi Eylemlerini desteklediği söylenen Faiz Lobisi hep vardı. Peki
son günlerde ortaya çıkan FED kaynaklı sıcak para akışını da mı Gezi
Eylemcileri denilen ‘çapulcular’ tezgahlıyor? Bir kaç ya da bir kaç bin
‘çapulcu’ hiç bu kadar uluslararası olabilir mi? Ses kayıtları ile diğer
bilumum belgeler de bir gün tek tek yayınlanır da bu gibi eleştirilerimizden
dolayı bin bir özür dilemek zorunda kalırım umarım.
Anlaşılan Başbakan Erdoğan
günden güne bunalmaya başladığı oysa vergi çarkının da yaptırımlarından biri
olan faiz ve haciz kaynaklarını da görmezden gelerek Faiz Lobisi'nin varlığını
ortaya saçması üzerinde çok düşünülmesi gereken bir yaradır. Yıllar boyu c a n
alan, maddi ve manevi nice çöküşlere yol açan ve güvenliğimizi tehdit eden ve
özellikle doğu ve güneydoğudaki yatırımları da engelleyen saldırgan Terör
Örgütü değil midir?
Öte yandan genel güvenliğin
önünü tıkayan Terör Saldırıları bugüne kadar İstanbul Borsası'nı vurmuyordu da,
'bir kaç çapulcu' ile Gezi Parkı yerine Osmanlı Kışlası kisvesi altında dev bir
AVM açılması teşebbüsüne ülke çapında doğan protestolar mı yol açtı? Bu nasıl
bir olay ki belirgin hiçbir örgütlenme olmadan birden bire söz konusu protesto
eylemleri yaygınlaşıverdi. Belki de bu görülenler buzdağının şurada burada
ortaya çıkan birkaç doruğudur.
Bir vekilinin yerine vekil
öğrenci sokan oğlu için, 'Oğlumu bir süreliğine size emanet ediyorum, ona göre'
sözü nereye konulmalı? Ne kadar 'tayyip' bir yönetim baskısı altındayız değil
mi? İçinden astığı astık kestiği kestik bir 'başkanlık' çıkması muhtemel sözde
Anayasa için pek sevdiğiniz mutabakat' çıksa ne yazar Kadri Bey?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder