Gülşah Özcanalp Göktekin
10 Ağustos '11 Meslekler
Türkiye'de sosyolog olmak demek, aslında herkesin uzman olduğu bir alanda uzmanlaştığını sanıp, ülke koşullarında mesleksiz olmak demektir. Geçerli bir mesleğiniz yoktur. Size uzmanlık kazandıracak bir bilginiz yoktur. Zira sizin bildiğinizi herkes biliyordur. Özel şirketlerde belirlenmiş bir iş tanımınız da yoktur. Girişimci olmak için herhangi bir belirgin özelliğiniz hiç yoktur. Kamudaki kadrolarınızın çoğu lağvedilmiştir, yani orada da yeriniz yoktur.
Sizin gibi binlerce sosyoloji mezunu vardır. Ama halk arasında lisans eğitiminin, 2 yıl mı 4 yıl mı olduğu, tam olarak bilinmemektedir. Sosyologların aslında ne iş yaptığını, sosyologlar da bilmemektedir ki, piyasada daha çok sosyoloji mezunlarının tercih edildiği hiçbir konuyla ilgili uzmanlık dersi lisans dersleri arasına konulmaz. Artık eskisi gibi öğretmen de olamazlar.
Aldıkları lisans eğitimi üniversiteden üniversiteye o kadar değişir ki, iki ayrı üniversiteden mezun olan iki sosyolog aynı terminoloji ile konuşamaz. Hatta öyle üniversiteler vardır ki, oradan çıkan sosyologlar hiçbir terminoloji ile konuşamaz. Zira akademik personellerinde artık sosyoloji lisansına sahip kimseler bile yoktur.
Geçmişte piyasada paylaştıkları işleri, diğer meslek sahipleri kati suretle ellerinden almışlardır. Rehberlikler, sosyal hizmet uzmanlıkları v.s.
Türkiye'de sosyolog olmak, ortalama Türk babasının başını önüne eğmektir. Aslında çok okuyup çok yazan, hem de iyi tartışan, bilmiş evladının, avukat olmamasının acısını yaşayan bir aileye sahip olmaktır.
Gerçekten severek okursanız derin anlaşmazlıkların göbeğine düştüğünüz, okudukça görünmez bağları görünür kıldığınız, hiç durmadan yorum yapan kalabalıkların ne kadar boş konuştuklarının farkına vardığınız, hiç bilmediğiniz kadar bildiğiniz ve hiç olmadığı kadar anlatamadığınız, hafif paranoya yaşatan bir ukalalık durumudur, Türkiye'de sosyolog olmak.
Tüm hayatın, dünyanın, uluslararası işbölümünün, kendinizin, sınıfınızın, eşitsizliğin, açlığın, toplumsal gerçeklerin, kısacası sizin etrafınızda meydana gelen her şeyin farkında olmak isterseniz Türkiye'de sosyolog olmak isteyebilirsiniz.
Felsefe, psikoloji, sosyoloji, tarih, strateji oyunları, kişisel gelişim ilgi alanlarım. Kişisel amacım etiketlerim olmadan ben olabilmek; bütünselin içinde kendimi parça, parçaları da benim içimdeki bütün olarak görebilmek. Blogda yazma amacım ise sadece içimden taşanları başkaları ile paylaşabilmek...
Sosyoloğum, biyoteknolojinin sosyo-ekonomik etkileri üzerine doktora yapıyorum, uzun süre bir gsm operatöründe yönetici olarak çalıştım, şu anda eğitim koordinatörü olarak çalışıyorum.
Kategorim Gündelik Yaşam
Cinsiyetim Kadın
Eğitimim Doktora
Mesleğim Eğitim
Yaşadığım Ülke Türkiye
Yaşadığım Şehir Ankara
Sevdiğim Kitaplar Var Olmanın Gücü
Sevdiğim Müzikler Rock
Sevdiğim Filmler Yüzüklerin Efendisi Serisi
Üye olduğum dernek ve klüpler TEGV (Alıntıdır)
Ancak toplumsal statü, popülarite, aile onayı, para, sorgulamalardan uzak ve az kullanılmış bir beyin ile yaşamak istiyorsanız sosyolog olmayı yeniden düşünmelisiniz.
Yorum:
Ben de hep merak etmişimdir bu konuyu aslında... Nedense hep sosyoloji muhabbetleri bir sosyometri özeti haline getirilir. "Falanca toplulukta ekmeği çekirdekle yaparlar..." gibi harc-ı alem gözüken tespitlerle tasvir edilir falan...Sosyologu bir sosyal bilimci değil de izole bir sosyometrist gibi görmek alışkanlığının eseri midir bu?
Ögeday 13.08.2011 2:35
- Cevap :
- Toplumla ilgili konuşulan her şeyin sosyoloji zannedilmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Sosyal antropoloji sosyoloji ile sıkça karıştırılan bir dal örneğin. Ama bu ayrım bir sosyal bilimci için dişçi ile tıp doktorunu arasındaki farkı bilmek kadar nettir. Fakat ülkemizde bunların hepsi birdir:) 15.08.2011 9:18
Gülşah Özcanalp Göktekin
http://blog.milliyet.com.tr/gulsah.goktekin
Sosyoloğum, biyoteknolojinin sosyo-ekonomik etkileri üzerine doktora yapıyorum, uzun süre bir gsm operatöründe yönetici olarak çalıştım, şu anda eğitim koordinatörü olarak çalışıyorum.
Kategorim Gündelik Yaşam
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder