Ömer Faruk MENCİK YILMAZ
http://blog.milliyet.com.tr/omerfarukmencik
Güncel
Başbakan Erdoğan ve İstanbul'un başına gelenler
İSTANBUL artık eski
İstanbul değil!
Çünkü 1980'lerden bu yana 'rantiye ekonomisi'
İstanbul'un tarihi dokusunu ezip geçiyor!
Çünkü İstanbul baştan
sona 'sağlıksız kentleşme' ile büyümeye devam ediyor!
Belediye uygulamaları ile
İstanbul'un sorunları bitmez.
Kartal'dan Büyükçekmece'ye
kadar İstanbul 'inşat kesiminin şahlanışı' için İstanbul Belediyelerinin onayı
ile gökdelenlerden geçilmiyor artık. Bu yüzden İstanbul güzelleşmiyor günden
güne her bakımdan bir keşmekeş içerisinde boğuluyor. Öyle ki araçların akışı,
gürültü kirliliği, zaman israfı, suçlulukların çoğalması, rantiyenin
yaygınlaşması, mimari dokuların bozulması, yeşil alanların azalması, denetimsiz
göç, alt yapı sorunlarının büyümesi ve yeni hizmet alanlarının gerektiği
ölçekte olmaması gibi sorunlar ile boğuşmak gerekmektedir. Korkarım çok yakında
yıkılacak olan Emek Sineması ile çevresinde en geç üç yıl sonra kim bilir kaç
katlı bir gökdelen kondurulacaktır.
1970'lerde başlanılan
İstanbul Metropolitan Planı yanında bazı yönlerden noksanları da bulunan
yapılaşma ve koruma yasalarının da bir yana bırakıldığı günleri yaşadığımız
açık.Sorunlara dışarıdan bakan biri olarak diyebilirim ki ne yürürlükteki
yasalar ne de İstanbul belediyelerinin planlamaları ve onaylamaları ile
İstanbul'un sağlıklı gelişmesi sağlanamaz. Başka İstanbul olmak üzere diğer
kentler için köklü çözüm yolları aranmalıdır tez elden.
Başbakan Erdoğan, 'Her geldiğimde
binaları sayamam ki'
Başbakan Erdoğan'ın
geçenler Zeytinburnu'nda tartışma konusu olan OnaltıDokuz isimli projelerle
ilgili olarak, ‘Benim haberim yoktu, firmayı uyardım, dinlemediler. Her
geldiğimde binaları sayamam ki, yıldızları saymak mümkün mü’ eleştirisi hiç de
yabana atılacak bir çıkış olmasa gerek. Bu durumda İstanbul Büyükşehir
Belediyesinin ‘imar’ konusunda bazı sorunlar yaşamakta olduğu gerçeği bir kez
daha açığa çıkmıştır, diyemez miyiz? Kısaca Başbakan Erdoğan'ın beğenmediği (!)
Sultan Ahmet Camii ile çevresi ya da Zeytinburnu'nda yükselen gökdelenlerin
Osmanlı ile Bizans anıt eserlerinin bin yıllık egemenliğine son vermiş bulunuyor.
Bugün öğrendiğime göre söz konusu (36) katlı
gökdelenin müteahhidi ya da sahibi Başbakan Erdoğan'ın, 'kendisi ile görüşüp
binaları traşlaması için ricada bulunduk... Baktım hiçbir şey yapmadılar. Çok
kırıldım. Şimdi o insanlarla konuşmuyorum' dediği iş adamı Mesut Toprak İHL'den
arkadaşı imiş.
Hacettepe'de Kent
Sosyolojisi de okumuş bir kişi olarak özellikle İstanbul ile Ankara'da olduğu
kadar ülkemizin irili ufaklı nice kentlerindeki 'çapık kentleşme' olaylarını
gözlediğim için bu konulardaki gelişmeleri kaygı ile izlediğimi de belirtmek
isterim. Bu kapsamda Ankara'daki kent gelişiminin değişik boyutları için
fotoğraf çalışmalarıma dün yeniden başlamış olduğumu buradan duyurmak isterim.
Bu konuda, 'İstanbul’da yaşayan saf ve bakir
bir Türk vatandaşı olarak, bu gazetenin bu köşesinde 18 Eylül 2011 tarihinde
“Prost’un Altın Kuralı’nı 3 bina bozuyor. Bundan sonra yol olacak” başlığı
altında belediye başkanlarını ve Recep Tayyip Erdoğan’ı uyarmaya
çalışmıştım...' diye belirten Prof. Dr. Güngör Uras yeniden dertlenmiş. Bugün
yayınlanan Yazdık da ne oldu? (Prost’un Altın Kuralı nasıl bozuldu?) başlıklı
yazısında, 'Ünlü mimarımız Doğan Tekeli, “Yetmiş yıl korunan Prost’un Altın
Kuralı’nın çiğnenmesi ve İstanbul’un dünyada eşi olmayan, iç titreten muhteşem siluetinin
bozulması cinayettir' tespitini okuyunca şaşırmamak elde değil.
Henri Prost kimdir ve
İstanbul'da neler yapmıştır?
Prof. Dr. Uras'ın aşağıda
görüleceği gibi çok yerindeki tespitleri ile adını andığı Fransız mimar Nehri
Prost kimdir; sanırım önce bu konuda kısa bir kaç söze gerek vardır.
1874 ile 1959 yılları
arasında yaşamış olan Fransız mimar ve kent planlamacısı Henri Prost 1911’de
Fransız Kent Plancıları Derneği kurucusudur. Paris ve İstanbul’da çalışır. 1903
ile 1907 arasında 1914 ile 1922 arasında Fas’taki kentlerin yolları ile
binaların yerleri ve tasarımları için çalışmış. Bu kapsamda Kazablanka, Fes,
Marakeş ve Rabat’ta çalışmış. 1930’da Fransız Mimarlar Derneği, 1933’te ise
Fransız Güzel sanatlar Akademisi üyesi seçilir.
Sultan 2. Abdülhamid’in
çağrısı üzerine, ‘İstanbul’da, Ayasofya’nın restorasyonu ile ilgili ön
çalışmalarını gerçekleştiren Prost’un o döneme ait muhteşem Ayasofya çizimleri
- eskizleri günümüzde, Paris Mimarlık Akademisi’nin ana salonunda
sergilenmektedir.’ (Alıntı yeri: Özler Aykan - 15 Ocak 2013,
Medyagünebakış.com)
Henri Prost ‘1936’da
İstanbul’un planlanması konusunda Atatürk’ten aldığı davetle İstanbul’a geldi.
Türk Hükümetince de İstanbul’un planlanması görevi verilen Prost, önce İstanbul
şehrinin geleceğinin güvence altına alınabilmesi için geçmişinin iyi bilinmesi
gerekliliğine dikkat çekti. Prost, burada korumacı ve modernleşmeci tavrı bir
arada sergiledi. İstanbul için bir imar planı yanında bazı mevzi planlar da
hazırladı. İstanbul’un 1/5.000 ölçekli nâzım planını 1937’de tamamladı ve plan
1939’da onaylandı.
Prost, İstanbul ve
Beyoğlu Cihetleri Nâzım Planı’nı İzah Eden Rapor ve 1950’de İstanbul
belediyesi’nce yayımlanan, 3 ciltlik, İstanbul’un Yeni Çehresi adındaki
çalışmalarında da İstanbul’a ilişkin görüşlerini ve planın ilkelerini
açıklamıştır. Tarihi yarımada ve Beyoğlu kesimlerini ağırlıklı olarak ele
almasına karşılık daha sonra şehrin Üsküdar ve Kadıköy yakası için de planlar
hazırlamıştır. Şehrin güzelleştirilmesini öne çıkaran estetik kaygıları ağır basan
bir şema hazırlayan Prost’un önerileri 1938-1949) arasında Vali ve Belediye
Başkanı Lütfi Kırdar’ın gerçekleştirdiği bir dizi imar operasyonuna da kaynak
teşkil etmiştir.’
‘Sarayburnu ve
Sultanahmet çevresinin tarihi karakterinin korunması ve arkeolojik park olarak
nitelenmesi, sur içinde, Topkapı’ya doğru geniş bir zooloji ve botanik parkı
önerisi, surların dışında yeşil bir koruma kuşağı bırakılması, Beyazıt,
Aksaray, Eminönü, Şişhane meydanlarının düzenlenmesi, Harbiye, Osmanbey,
Nişantaşı’ndaki düzenlemeler ile Maçka Parkı (şimdiki Demokrasi Parkı) ve
taksim Gezisi Prost planının birçoğu uygulamaya aktarılabilmiş örneklerinden
bazılarıdır. Tarihi yarımadanın silüetini koruyabilmek için denizden 40 m
irtifa seviyesinde yer alan yapıların yüksekliklerinin üç kat ile
sınırlandırılması Prost planının günümüze ulaşabilmiş en bilinen ve tartışılan
ilkelerinden olmuştur.’ (Alıntı yeri: Henri Prost - İz Bırakanlar - Kent
Haber.com)
İstanbul Zeytinburnu'nda yükselen üç gökdelen
Gelişmeler karşısındaki
bütün kızgınlığıma rağmen bu konuda pek çok söz söylenebilse de sözü şimdi
saygıdeğer. Prof. Dr. Güngör Uras'a bırakmak istiyorum:
'Gökdelenler minarelerle yarışıyor
Bu gerçek göz önünde tutularak İstanbul’un
tarihi görüntüsünü korumak için, tarihi yarımada da çatısı denizden 52.5
metreyi geçen yapılar yapılamaz. Böyle olmalıdır ki yeni binalar, camileri
kapatmasın. Camiler ve minareleriyle yarışmasın.
Bu altın kuralı koyan
Henri Prost (1874-1959) Fransız bir mimar ve şehircilik uzmanıdır. Atatürk’ün
daveti ile Türkiye’ye geldi. İstanbul’un geleceğini korumak için İstanbul’un
planını yaptı. Bu plan 1939 yılında onaylandı. Prost’un planı, önerileri uzun
yıllar uygulandı.
Geliniz görünüz ki, 2011
yılında Zeytinburnu’nda inşasına izin verilen 81-96-108 metre yükseklikte 3
bina, Sultanahmet Camii’nin arkasından yükseldi. Şimdi bu 3 bina Sultanahmet
Camii’nin görkemli 6 minaresi ile yarışıyor. Sultanahmet’in kubbesinin tepesine
çökmüş durumda.
Suç yapanda mı,
yaptıranda mı?
Bu noktadan sonra suç
yapanda mı, yaptıranda mı diye tartışmanın yararı yok. Çünkü binalar tamamlanmış.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder