18 Kasım 2011 Cuma

İyilik üstün gelecektir

I.

Her gönülde bir aslan yatar, demiş atalarımız.

Her aslanın gönlü kim bilir kimilerine ne kadar batar.

Kıskançlık ya da karşılıklı didişme de bu yüzden çıkar bence.

Ramazanda yalan söyleyenlerin bayramda yüzünün ne kadar kara çıktığını hepimiz biliriz.

II.

Akıl yiğide sermayedir, diyerek geldik buraya.

Söz söyledik söz dinledik.

Atasözleri ile öğütlenip deyimler eşliğinde büyütüldük.

Yeri geldi nutuk attık, yeri geldi türkü söyledik.

Cana gelmesin mala gelsin,

Mal bulunur, can bulunmaz, dedik.

Az da olsa bencildik, bazen bencil değildik

Önce can, sonra canan dedik

Değer yargılarımıza göre başkalarının hakkını gözetmeye çalıştık

Gördük ki iğne ile kuyu kazılmıyor.

III.

Bayramları severim çünkü güler yüz, tatlı dil vardır içinde.

Bana göre bayramlar sevginin, barışın, kaynaşmanın özüdür.

Bayramların çağrısına kulak vermeyenlere yanarım.

Onların içindeki bilgileri görgüleri anlamayan gönüllerin ne kadar karanlık oldularını düşünürüm.

Hasta olsalar bile bayrama giderdi doğup büyüdüğüm yerlerde herkes.

IV.

Dilimizde tüy bitti; kimse öğüt dinlemiyor.

Komşunun derdi ile dertlendik, yerimizde saydık yıllarca

Kul hatasız olmaz

Asil azmaz, bal kokmaz; kokarsa yağ kokar çünkü aslı ayrandır, dedik.

Hem suçlu hem de güçlü gördük.

Gördük ki adalet mülkün değil; servet ile siyaset adaletin temeli imiş.

V.

Her gün bir bayram yeri gibi çıkan gazeteleri sevmem.

Kirli işleri saklıyor, kişilikleri bozukları olanları parlatıyorlar gibi geliyor bana.

Gördüm ki ince yalan dolan nice umulmadık propaganda var her birinin içinde.

Biliyoruz ki: Gözlüye gizli yoktur.

VI.

Güneş balçıkla sıvanmaz gerçeğini gördük geç de olsa

Az veren candan, çok veren maldan dedik karınca kararınca

İyi ile kötü, ak ile kara, mazlum ile zalim, alacaklı ile borçlu, güzel ile çirkin yan yana yaşar

İyilik üstün gelir, hak yerini bulur, dedik

Biliyoruz ki her gönül bir sırça saraydır, kırılır ise yapılmaz.

Güzel gözünden yiğit sözünden belli olur, dedik yeni bir yolculuğa çıktık.

VII.

Kaleminden kan damlayanları da bol keseden atıp tutup da hiç bir iş yapmayanları da gördük.

Anladık ki kötüye kötü, iyiye iyi demekten başka çıkar yol yokmuş.

Geri geri gitmek pahasına da olsa Koç Köroğlu gibi kükreyelim dedik:

Düşman geldi tabur tabur dizildi

Alnımıza kara yazı yazıldı

Tüfek icad oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında paslanmalıdır, dedik bekledik.

Baktık olmuyor, sorduk olmuyor

Boşa koyduk dolmadı

Doluya koyduk almadı

Ya settar

Ya gaffar dedik

Bu arsızlık nedir, bu iki yüzlülük nedir dedik şimdilik kılıç kında kalsın

Ya sabır çektik gece gündüz.

VIII.

Gizli gizli arkamızdan kuyular kazıldığını

Marcus Tullius Cicero’nun tarif ettiği vatan hainlerini gördük

Sınırları zorlayan düşman daha az tehlikelidir’ dedik onun gibi

Ulusun siyasi yapısına yapışarak, bütün kapılardan serbestçe’ geçenleri gördük.

IX.

Topal Timur gibi Otrar Kalesi cenginin içindeki hainin kişiliğini araştıralım, ders alalım dedik

Dört bir yanımız sarıldı, içeriden vuruluyoruz dedik.

Dertlerimiz derlendikçe derlendi döne döne çareler aradık.

Hep birlikte bıçak kemiğe dayandı, yeter artık dedik.

Çukurovalı Dadaloğlu gibi: Ferman Padişah’ın dağlar bizimdir, dedik gürledik.

Nedim gibi: Tahammül mülkünü yıktın Hülagü Han mısın bre kâfir;

Sen ol cellad-ı din, ol düşmeni iman mısın kâfir, dedik yine istediklerimiz olmadı.

El amân, dedik Fuzuli gibi: Kemâl-i cehl ile da’vay-ı irfan eylemek olmaz, dedik sızlayıp durduk.

X.

Birden bire bastıran yağmuru da lapa lapa yağan karı çok severim.

Kirleri, çirkinleri, yalancıları, talancıları, can düşmanlarını kovar

Öyle bir içten, öyle bir coşkulu yağarlar ki içim ısınır birden.

(Ankara 09 Kasım 2011)

Hiç yorum yok: