19 Kasım 2011 Cumartesi

DÜZİÇİ OSMANİYE SÖZLÜĞÜ - Ö

Ölet: At vebası ya da atların topluca ölümüne yol açan salgın. Ölüt de denir.

Ölet salgını sonucu ölen atlar, önce kireçlenir sonra gömülürmüş. Kimi çiftçiler atlarını kireçledikten sonra kefenleyerek gömmüş. Çiftçinin ve köylünün iş arkadaşı olan atların ölet salgını sonucu ölmesi yüzünden ağlayanlar ve dertlenerek ağıt yakanlar bile olurmuş. Salgın sonucu ağır hasta düşen bir at, bir ara sahibinin ayağına basar: Birkaç gün içerisinde ayağı şişmeye başlayan çiftçinin ayağı, birkaç ay sonra diz altından kesilir. Çünkü atın yakalanmış olduğu salgın ona da geçmiştir. Düziçi Yenice Haruniyeli Hamdi YEŞİL bir ölet sonucu hastalanan Çolak adlı yarış atını kireçledikten ve kefene sardıktan sonra, gözyaşları içinde özel olarak yaptırdığı mezara gömer. 1955 ya da 1957 olabilir….

‘’Ölet at ile insanın yol ayrımıdır.’’ ( Em. Öğr. Fevzi KAMALI 1955).

Osmaniye ovalarında 1950 öncesinde tarla sürülmesinde karasaban ya da pulluklara öküzler ile atlar koşulurmuş. Özellikle harman dövenlerine daha çok öküz koşulur iken, giderek önce tek at sonra da çift at koşulmasına başlanılmış.

Bu konularda Düziçi'nin ovaya açılan yönde Banı'dan sonra gelen Bostanlar Köyünden Gülliş OSMAN’dan daha değişik bilgiler derlenecektir.

Öletten kaçırmak: At sahibinin ölet başlar başlamaz kendi atını ya da atı ile birlikte tayını öletin başlamış olduğu yerden daha uzaklara götürmesi olayı.

Hiç yorum yok: