Artık fark edin
21 Ekim 2011
Başbakan Tayyip Erdoğan, terör örgütünün intihar ettiğini ve kendisi biterken, kendi militanlarını da dağa intihara gönderdiğini söyledi.
“Kürt vatandaşlarımın anneleri, aydınlar, yazarlar, sivil toplum örgütleri bu kanlı piyasa karşısında sesini yükseltsin. nasıl kirli bir oyunun, bir ticaretin yürütüldüğünü artık fark edin. Susmak onaylamaktır” dedi. Erdoğan, dün basın yayın kuruluşlarının sahipleri ve genel yayın yönetmenleriyle toplantının ardından şu açıklamayı yaptı:
CHP fırsatçılık yapıyor
CHP Genel Başkanı, saldırıdan dolayı doğrudan hükümeti sorumlu tutmak gibi bir kolaycılığın içerisine girmiştir. Dahası hükümeti istifaya çağırarak adeta terör örgütüne paye vermek, cesaretlendirmek, yüreklendirmek gibi son derece yanlış bir yola girmiştir. 12 Eylül halkoylamasının sonuçları ortadayken, 12 Haziran seçimlerinin üzerinden henüz 4 ay geçmişken hükümeti istifaya davet etmek, en hafif deyimiyle fırsatçılıktır.
MHP ateşe körükle gidiyor
MHP, aynı şekilde bildik söylemini, tahrik edici ve istismarcı üslubunu bir kez daha sergilemiş, yangına körükle gitme politikasını tekrar etmiştir.
BDP kanla arasına mesafe koymalı
BDP, özgür, demokratik, barış eksenli bir siyaset değil vesayet altında siyaset yürüttüğünü bir kez daha sergilemiştir. BDP’nin açıklaması, samimiyetten uzak olduğu kadar ölmeye ve öldürmeye programlanmış canileri teşvik eder mahiyettedir. Durumun bir savaş olduğunu ifade etmesi, ne denli farklı bir kabule, farklı bir kulvara girdiğinin de açık ve net tespitidir. BDP, artık gözünü kan bürümüş terör örgütü ile arasına mesafe koymalı, terörü açık ve net şekilde lanetlemeli ve barış için huzur için kardeşlik için siyasi mücadele vermelidir. Kanla arasına mesafe koyamayanlar, ellerindeki yüzlerindeki o kan lekesini ebediyen temizleyemezler, temizleyemeyeceklerdir.
Haksızlığa susan dilsiz şeytandır
Terör örgütü intihar ediyor, kendisi biterken, kendi militanlarını da dağa intihara gönderiyor. Artık Kürt vatandaşlarımın anneleri, aydınlar, yazarlar, sivil toplum örgütleri bu kanlı piyasa karşısında sesini yükseltsin. Nasıl kanlı bir oyun oynandığını, kan üzerinden nasıl bir istismar siyaseti yürütüldüğünü lütfen artık görün. Dağdaki militanların aklını, vicdanını, izanını yitirmiş, ölmeye ve öldürmeye programlanmış robotlara dönüştürüldüğünü artık görün. Sizin çocuklarınız kullanılarak nasıl kirli bir oyunun, bir ticaretin yürütüldüğünü artık fark edin. Susmak onaylamaktır. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.
Harekât neticenin adıdır
(Kara harekâtının ne kadar süreceğine ilişkin) Müsaade ederseniz detaylara girmeyelim. Detaylar konusunda şu anda bu harekât netice almanın bir adıdır. Onun için başlatılmıştır. Hedefimiz bu operasyonla belirlenen koordinatlarda ilk adımı atmak ve neticeye yönelik burada ne elde edebiliriz bunu görmektir.
Peşmergeyle işimiz var
(Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nden beklenti) Sayın Barzani’yle de görüştük. Kendileri aradılar ve Neçirvan Barzani’nin de buraya gelmesini özellikle kendisinden rica ettim. ‘Sizlerle de oturup bu süreci beraber değerlendirmemiz gerekiyor çünkü peşmergelerle birlikte yapmamız gereken işler var’ dedik. Bu süreç Türkiye’ye karşı sadece yapılmış bir terör eylemi süreci değildir, yaklaşık 30 sene oldu. Bu aynı zamanda Türk-Kürt kardeşliğine dayalı da bir eylemdir. Bunu birlikte aşmamız, başarmamız gerekiyor. Herhalükârda Türkiye Cumhuriyeti olarak bu kararlılığımızı ortaya koyuyoruz, koyacağız.
Obama ile görüştüm
(Irak’ın kuzeyinde tampon bölge) Bunlar üzerinde durulması yanlış şeyler. Ben birliktelikten bahsediyorum. Irak’la beraber, müşterek yürütülmesi gereken bir operasyon, harekâttan bahsediyorum. Daha önce biliyorsunuz, bizim kurulmuş olan 3’lü mekanizmalarımız var. Bunların hepsinin devrede olması gerekiyor. Şu anda zaten bu konu da devrededir. Sayın Obama’yla da geç saatte yaptığımız görüşmede bunları konuştuk. BM’de yaptığımız görüşmede 3’lü mekanizmayı çalıştırma hususunda burada herhangi bir farklı durum sözkonusu değil. 3’lü mekanizma çalışmaktadır.
Türkiye’nin gücünü hazmedemiyorlar
(Türkiye düşmanları) Türkiye son 9 yıl içinde gerek ileri demokrasi, gerek ekonomide çok farklı bir süreci yakaladı. Bu gelişmeler belli çevreleri içeride ve dışarıda rahatsız etmekte. Türkiye’nin şu anda elde bulundurduğu pozisyonu hazmedemeyen çevreler var. Bunları isimlendirmenin şu anda hiçbir anlamı yok. Türkiye’nin böyle bir güç devşirmesini hazmedemeyenler acaba içerde ne yapabiliriz, nasıl parçalayabiliriz, böyle bir gayretin içine giriyorlar.
Tavrımız farklı olacak
Fakat ne yazık ki Avrupalı dostlarımız terör örgütünün önde gelenlerini kendi ülkelerinde hala barındırıyorlar. Bunları biz hükümet başkanlarına devlet başkanlarına da söylediğimiz halde beklediğimiz neticeleri ne yazık ki bugüne kadar alamadık. Ama bundan sonraki tavırlarımız bu konularda çok daha farklı olacaktır.
Propaganda terörün oksijenidir
Başbakan Erdoğan, basın yayın kuruluşları sahipleri ve yayın yönetmenlerine yaptığı konuşmada terörün propagandasının yapılmamasını istediğini belirterek, şunları söyledi: “Bugün toplantıda ifade ettim, IRA terörü farklı bir zeminde, farklı anlayışla yürütülmüş bir terördür ve bu terör karşısında İngiltere eski Başbakanı Thatcher ‘Propaganda, terörün oksijenidir’ ifadesini kulanmıştır. Fakat terör ortak paydasında, propagandanın ne denli önemli olduğunu ifade etmesi bakımından ‘oksijen’ ifadesinin kullanılması çok çok önemli. Terör örgütü, 3 kişinin, 5 kişinin katledilmesinden ziyade tüm Türkiye’ye, tüm dünyaya korku salmak gibi bir gayenin içinde. Medyanın, terörün bu hedeflerine hizmet etmemesi, bilerek ya da bilmeyerek terörün propagandasını yapmaması hususunu birlikte değerlendirdik. Elbette bir müdahale arzusu içinde asla değiliz. Bir reyting ve tiraj kaygısı içinde olayları abartarak vermek, burada bir rekabete girmek, topluma korku pompalamanın dışında bir amaca hizmet etmez. Çatışma dili, savaş dili, tahrik edici, kin ve öfke duygularını körükleyici üslup, bu ülkenin birliğine hizmet etmez. Bu ve benzeri konuları toplantıda etraflıca ele aldık. Medyamız, bu meselede gerçekten duyarlı bir tutum sergiledi, sergiliyor. Biz bu duyarlılığın daha da artırılması için önerilerimizi paylaştık.”
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19043598.asp
Ömer Faruk:
Taşeron örgüt ile kimi gazeteler bazı haberleri kamuoyuna nasıl sunuyor?Gazetelerden biri bugün birinci haber olarak verdiği bu alçakça kıyımı, dev gibi canları görmezden gelircesine: Faşistler yine bebek öldürdü başlığı ile vermiş. ‘Faşistin kimliği’ belli değil! Faşistin sıfatı yok yani. Öyle bir kıyım ki fail belli değil! Bu öyle bir fail ki hiç kimseyi ‘gök ekini biçmiş gibi’ kesip öldürmez, sadece bebeklere musallat olur efendim.
Her ne hikmet ise yazar haberin başlığında bir türlü resmi adandırmaya göre de olsa BTÖ bile diyememiş. Bir başka gazete ise ne şiş yansın ne kebap benzetmesinde olduğu gibi, yine sinsice öldürülen beş (5) polis memuru ile iki (2) sivil vatandaşımızı görmezden gelerek iki yaşındaki kız çocuğunun öldürülmesini: PKK’lılar çocukları da vurdu, diye bildirmiş.
Sanal ortamda bile bazı gazeteler sanırım BTÖ propagandası yapmış olmamak için (?) bu alçakça saldırıları çok kısa olarak vermiş durumdalar. Kimi başlıklar bazı sıfatlar ile verilmiş olsa da çoğu haber başlığı sadece ölü yaralı sayısını veriyor ancak. Özellikle Güney Doğu Anadolu kökenli gazetelerde ‘failler’ belirsiz. Kıyımlar da patlamalar da yine faiileri belirsiz ama bir yerlere ustaca ‘yerleştirilen biz düzenek’ ile gerçekleştirilmiş. Bu nasıl mantık, bu nasıl habercilik anlamak mümkün değil. Bu kıyımı yapanlar ile ilgil hiç bir bilgi kırıntısı da yok! Kimi gazeteler ise ‘bayatladı’ diyerek olsa gerek dün Bitlis yakınlarında meydana terör saldırısını kaldırmışlar bile!
Bu tür kıyımlar için hangi nitelemeler yapılmış ve bu saldırıları irdeleyebilmek için hangi sıfatlar eklenebilir sıralamaya çalışalım:
İçimizden birileri yine boş durmuyor - Yine yüreğimiz yandı - Yüzümüze gülen ancak silaha sarılarak birilerini öldürmekten çekinmeyenler - Emperyalistlerin maşaları yine iş başında - Toprak ağalarının zulmünden kaçarak terör bataklığına saplananlar –Çok şımardılar çok! - Teröristler Çukurcayı kana buladı - Hain saldırılar neden durmuyor? -PKK Yüksekova ve Çukurca’da saldırdı - Devletin gerektiği gibi ilgilenmediği seçmenlerinin fakir çocukları yine iş başında- Her şeyin başı eğitim: Yanlış atamalar yapıldı. - Zengin fakir ayırımı bu kadar da keskin olmaz ki! - Taş atan sokak çocukları biraz daha büyüyünce silaha sarılarak en umulmadık saldırılarda görev(!) alıyorlar - Hain Pusu - BTÖ yine azıttı - Yine hain saldırı - Alçak pusu - BTÖ'nün ipleri kimin elinde? - Hakkari’de korkunç saldırı - Din kardeşliği unutuldu mu? – Demokrasilerde ırk ayrımı olur mu?- Orta Doğu yine barut fıçısı - Kürt baharı da geldi çattı - Kürt realitesinden PKK realitesine - Çukurca’da çatışma: 26 asker yaşamını yitirdi - Kandil bombalanıyor - Güroymak’ta patlama - Bu kıyımları kimlerin işlediği belli - BTÖ'nü yüreklendiren şerefsizler kimlerdir? - Taşeronlar kimlerdir? – Kim kime taşeronluk yapmaktadır? - BTÖ'nün bu saldırılarında İsrailin rolü nedir? - Adamın korkağı taşın büyüğüne sarılır - Ana dilde eğitim diye dayatanlar özellkle Güney Doğu’da kaç çeşit dil olduğunu neden açıklayamazlar - Bebek katilleri yine sahnede - İçinde on binlerce Türkçe kelime olan ve söz dizimi Türkçe’ye tıpa tıp benzeyen Kırmançça eğitim ve bilim dili olabilir mi? - Kendi yurttaşlarını bu tür sinsi saldırılar ile öldürebilen bir örgütlenmenin dünyada eşi benzeri var mıdır?
Taşeron örgüte sadece misilleme yapmak yeterli midir?
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise bu sabah Hakkari'nin Çukurca ilçesindeki terör saldırısı ile ilgili olarak:
Şunu kimse unutmamalıdır ki bize bu acıyı çektirenler, misliyle çekeceklerdir. Devletimizi bu saldırılarla sarstıklarını zannedenler, hizaya getireceklerini zannedenler, göreceklerdir ki bu saldırıların intikamı çok büyük olacaktır ve misliyle de alınacaktır, açıklamasını yapmış bulunuyor.
Bu yıl dayatılmaya başlanan ‘özerk’ ya da ‘bağımsız’ bir Kürdistan için örgütlenmiş olan canilerin bile bile işledikleri bu vicdanlara sığmayan kıyımlarda aramızdan ayrılmış olan bütün yurttaşlarımız için Yüce ALLAH(c.c.)’ın rahmetine sığınmaktan başka çaremiz yoktur.
Gelişmeleri sabırla ve metanetle izliyoruz.
(Ankara 19 Ekim 2011)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder