14 Eylül 2011 Çarşamba

Ufukta 61. Hükümet var

Ufukta 61. Hükümet var

SANDIKLI MÜHÜRLÜ SEÇİM işlemleri başladı. Sandıklar daha iyi korunacak olsa da; şeytanın bile pes diyebileceği bazı seçim hilelerinin yapılmayacağını kimse söyleyemez.

Kaldı ki son seçimlerde alıştırıldığımız''boyalı parmak'' işinden neden vaz geçildiğini anlayabilmiş değilim.

Bir de ''evet mührü'' ol partinin adının altındaki yuvarlağı taşmamalı imiş. Gel de gülme. ''Kılı kırk yarmak'' deyimi için, bir de bu örnek verilebilir sanırım.

Bence ''evet'' söz konusu partiye ayrılmış olan dikdörtgenden taşmamalı. Top taca çıkmamalı ki ''oyun'' devam etsin. Kadere beş: Bakalım kim kazanacak, kim sozalacak, halk deyişi ile. Bana göre her seçmen, ileride doğabilecek karşılaştırmalı soruşturma için Oy Pusulası'nda EVET damgasını vurduğu yerin altına ya da üstüne ''kendi imzasını'' da atmalıdır. Geçen yıllarda yazmış olduğum bu konu, sanırım ''sandık içindeki oy pusulalarının sahibi benim'' diyen birilerinin işine geliyor ki bu sorunlu konu oldum olası bir yana bırakılır.

Bana göre YSK ile YARGITAY bu sorunun çözümü için gerekli düzenlemeleri TBMM'ne yollamalıdır. Yoksa ''seçimde adalet'' ya da ''seçmenin oy hakkı'' gibi imzasız bir Oy Pusulası ile ''adalet'' yerini bulamaz. Gerektiğinde ''b e n'' Seçim Kurulu'na başvurarak, imzalamış olduğum pusulayı, oy kullandıktan beş yıl sonra bile, görebilmeliyim. Ötesi çok açık: Seçimde hileler bugüne kadar yapılan uygulamalar ile çözülemez. Çünkü sayımlar ''seçmenin imzası'' üzerinden değil, ''o an sandıkta bulunan e v e t l i oy pusulaları'' üzerinden yapılıyor.

İçinden çıkılamayan sorunlar için bakalım, önümüzdeki on gün içinde kurulacak olan 61. TC Hükümetineler neler yapacak.

TBMM'de bakalım neler olacak, neler olacak. Özellikle ''kimi bağımsız milletvekilleri'' seçim sürecinde, ne kadar saldırgan tavırlar sergilediler, sözlü sataşmalarda bulundular gördük ekranlarda. Gerçek anlamdaki Bağımsız Milletvekili Adaylarını bu saptamalarımdan dolayı, tenzih ederim.

61.Hükümet kurulduktan bir süre sonra yeni bakanlar kolları sıvazlayıp kim bilir hangi projeler için; çok şartlı yeni yeni ihaleler açacaklar... Müteahhitler ile destekçileri yine koşuşturmaya başlayacaklar harıl harıl...

Evinden, köyünden, kentinden rızk toplamaya çıkan ustalar, işçiler; yine patronun eline bakacaklar.

Bekleyecekler ki o patron bir gün insafa gelip onun da, arkadaşlarının da sigorta primlerini yatırmaya karar verecek. Biliyoruz ki çalışanların bu konuda, iş verene karşı yöneltecekleri en küçük uyarıları, onları işinde uzaklaştıracaktır.

Bu alanlarda biliyoruz ki hiç bir denetim yok. Ne inşaatlarda, ne atölyelerde, ne de imalat yapılan kimi yerlerde; yasalara rağmen ''sigortalı işçi çalıştırmamak'' gibi bir eğilim var.

Hak yemek, kul hakkını hiçe saymak, yasalara karşı duyarsız kalmak, ne yazık ki artık bizim''vaz geçilmez değerlerimiz'' gibi olmaya başladı.

Umudum diplomalı gençler yanında vasıflı ya da vasıfsız milyonlarca yurttaşımız BİR İŞ KAPISI bulabilecek.

Umarın ''fırsat eşitliği'' ile ''hakkaniyet'' ve ''liyakat'' gibi değerlerimiz, ''şeffaflık'' ölçüleri içinde işleyecek. Son yıllarda böyle olmadığını gördük, duyduk ne yazık ki. ''Merhamet'' ile ''yoksullara ve düşkünlere yardım etmek'' konulu alışkanlıklarımız ise artık giderek eriyor.

Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.s.): ''Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir''hadisinin ne yazık ki ''hep bana, hep bana'' türünde geliştirilen ezberleri bozamadığını da görüyoruz.

Bazı yerlerde halk arasında söylenegelen SEÇİM AYI, GEÇİM AYI yakıştırması bir kez daha etkisini gösterecek: İşsizler iş bulacak, esnafların da eli para görmeye başlayacak.

Bilindiği gibi ilk sorunumuz İŞSİZLİK. Sonra her alanda güvenlik ve otuz yılı aşkın bir süreden beri baş edilemeyen sinsi terör, geliyor peş peşe.

Yeni kurulacak olan hükümete ''bir yol haritası'' içeriği taşıyan aşağıdaki alıntıları (araştırma saptamalarını) sunmak isterim. İlgililere ile vicdan sahibi kişi ve kuruluşlara önemle duyurulur:Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizin en önemli soruları sıralaması şöyle:
İŞSİZLİK %25.9
EKONOMİK SORUNLAR %18.4
TERÖR %10.8
KÜRT SORUNU %9.5
EĞİTİM %8.4
HİZMET EKSİKLİKLERİ %3.5
ANAYASA/YARGI %3.1.

Bir başka araştırmaya göre ise durum daha da kötü:

SEÇMENİN YAŞADIĞI EN ÖNEMLİ SORUNLARIN DÖKÜMÜ

Yüzde(%)
GEÇİM SIKINTISI35.4
İŞSİZLİK30.3
EĞİTİM8.1
HÜKÜMETİN YÖNETİM ANLAYIŞI3.2
DEMOKRASİ3.0
KÜRT SORUNU1.6
SİYASİ SORUNLAR1.5
EŞİTLİK1.2
EMEKLİ MAAŞLARININ YETERSİZLİĞİ1.0
SAĞLIK SORUNLARI0.9
YARGI0.7
VERGİLERİN ÇOKLUĞU0.6
ULAŞIM0.5
BAŞÖRTÜSÜ0.3
İŞLERİN DURGUNLUĞU0.2
BİR SORUN YAŞAMIYORUM11.5
TOPLAM100.0

Alıntı yeri: http://www.kirikkalegercek.com/haber/anket/gundem-subat2010.htm

Yaptığım pek çok görüşmelere ve okuduğum değerlendirmelere göre halkın büyük bir çoğunluğu yineAK Parti'ye ''istikrar sürsün'' isteği yanında, olası bir koalisyonun her an çatırdayabileceği korkusu ile yine ''evet'' diyecek. AK Parti de şimdilik birer ''hayal'' gibi ortada duran projeleri, adım adım uygulamaya koymaya çalışacak, imkanlar ölçüsünde.

Bu yüzden on güne kalmadan yeni hükümet kurulacak. Sanırım yeni hükümet ; geniç bir kesimin baskısı yanında, yukarıya ancak ikisini aldığım araştırma ve değerlendirmeler ışığında ''uzun vadeli''hayali çözümler yerine, ayağı yere basan ''kısa vadeli'' ve ''orta vadeli'' düzenlemeler ile toplumsal adaleti ve kalkınmayı sağlamaya çalışacaktır.

Kısaca ''geçim sıkıntıları'' ve pek çok alanda gördüğümüz ''denetimsizlikler'' ile ''karşılıklı güvensizlikler'' yanında korkarım ''terörün yarattığı ayrımclıklar ve karşılıklı gerginlikler''başımıza en olmadık işler açacaktır. Gerçekte bu konular, yurdumuzun değişik yerlerinde arada bir görülüp kaybolan kimi gelişmeler olarak kendini göstermeye başlamıştır.

Üç yüz yıl sonra da olsa Erzurumlu İbrahim HAKKI gibi biz de:

''Görelim Mevlam neyler'' diyelim, hep birlikte.

Ankara 12 Haziran 2011

Yorumlar (1)

Seçimlerle ilgili yazılacak konu sayfalarca olur lakin sonuç belli oldu. Toplumsal duyarlılığımız ne kadar diye bakmak gerekir. Bunu dinsel bir olayla anlatayım. İslam inancında namaz çok önemli bir ibadettir. Namazda kainatı yaradan güce Allah(c.c) a karşı yönelme vardır. O kainatta insan bir nokta kadardır. İşte o nokta kadar insan kainatı yaradan güce secde edecektir. Lakin camilere bakalım namaz vakti gelmesine rağmen çok azı yapacağı işin değeri ile önceden camiye girer ve kalben kendini hazırlamaya başlar. Büyük çoğunluk mu. Sohbete devam. Daha ezan sesi duyulmadı. Duyunca gireriz. Bilmez ki kainatı yaradan güce secde edecektir. Bu noktada bile duyarlılıktan noksan olan bir toplum acaba gerçek doğruyu yakalayabilir mi . Camiler Cuma ve bayramlarda dolmak içindir, mantığımız maalesef budur. Eh daha fazlasını beklemek bence hayalcilik olur... Saygılarımla...

hssensoz
12.06.2011 23:23
Cevap :
Açıklamalrınız için teşekkürü bir borç bilirim Sayın H.H Şensöz. Kâinatın Yaratcısı'na elbette ''hulus-i kalp ile secde etmek'' çok güzel. Namaza durulduğunda kimin yüreğinde ne var ne yol ancak O bilir. O ki bize ''şahdamarımızdan yakın''dır.Takva'dan başka üstünlük de yoktur.Kimin kazancı ne olur ise olsun; bunların peşinde değilim.Bu ülke 1968'den beri ''istikrar'' peşindedir.Ortadoğu'daki gelişmeler yanında bizdeki ''cumhuriyet'' uygulamaları da yenice meyvelerini vermeye başladı. ''Siyasi dengeler'' bakımından da ''çağın icaplarına göre'' millete ayrım yapmadan hizmet etmek gerek:Sonuçlar ortada.Esen kalınız. 13.06.2011 21:41

Hiç yorum yok: