Sevgili Ohannes ya da Aziz Ohannes

Dünya bitki örtüsü (sanal ortamdan alıntıdır) 2011
Kayseri'de doğup büyümüş; öyle gerektiği için İstanbul'a göçmek zorunda kalan çağdaşım ve Ermeni kökenli Ohannesbıkıp usanmadan şiirler, anılar, denemeler yazar. Yaşamak adlı bilmecenin pek çok girdabına dalıp çıktıktan, insanlar arası ilişkilerin maddi ve manevi çirkeflikler ile çok az da olsa iyi yönlerini gördüğünden; arkadaşlık, yurttaşlık, sevgi, saygı, kutsal değerler, karşılıklı özlem, sanat ve ALLAH inancı yönlerinden içimizden biridir Ohannes. Bu yüzden ona Aziz Ohannes, diye yazdığım olmuştur arada bir. O da ‘’aziz değilim sevgil kardeşim Ömer Faruk’’ diye yazar bana. İstanbul’un bunaltıcı olduğu kadar kimi olumsuz yönlerini de görmüş olduğundan, son yıllarda bir Avrupa kentinde yaşıyor ailesi ile birlikte.
Kendisi ile sanal ortamdaki kalemşorluğumuz (!) sırasında tanıştık. Öncelikle çocukluk anılarına bağlılığından dolayı yazışmaya başladık önce. Kayseri’de geçen çocukluk ve ilkokul yıllarını kapsayan dönemdeki duygusallığı, çalışkanlığı, uysallığı, komşuluklarındaki güzellikler ile bazı çarpıcı saptamaları ilgimi çekmişti. Onun bu anıları bir roman olabileceği gibi 400 Darbe türünden bir sinema filmi de olabilir, diye düşünmüştüm.
Bu anılarını saklamasını, ileride bastırması gerektiğini yazdım önce. O da bana hak vermesine rağmen, kendisine engel olarak belirlediği bazı çekinceler yüzünden, bundan vazgeçtiğini yazmıştı. Öyle ki benim ısrarım karşısında bilgisayarındaki bellekten de silmiş olmasına karşılık benim için o güzelim anılarını, defterinin sarı yapraklarına baka baka yeniden yazdı. Bunu benim isteğimle yaptığını ve bazı fotoğraflar da ekleyerek bilgilerimize sunduğunu yazmıştı bir yıl kadar önce.
Ne yazık ki benim yaklaşık on ay kadar annemin yanında kalmış olmamdan dolayı internetten de yoksun olmam nedeni ile ne Ohannes ile ne de diğer arkadaşlarım ile yazışabildim gerektiği gibi. Düziçi’nde ise bağ bahçe işlerim yanında kendimce bazı araştırmalar yapmaya, denemeler yazmaya çalıştım. İki ayn önce geldiğimde bir de baktım ki Ohannes anılarını yine raflarına kaldırmış; bizi Aşık Veysel incelemesi ve o güzelim özlü şiirleri ile yanında yer yer haklı olarak başkaldırı nitelikli diğer denemeleri ile yüz yüze bırakmış.
Ohannes'in güzel yazılarını okuyor ancak günün yorgunluklarından dolayı bir iki yorum yazamıyordum. Bu sabah onun ‘’Yine ben’’ şiiri ile ‘’Ramazan’’ adlı denemesini okuduktan sonra kendimi alamadım: Tek tek yorumlar yazacağıma, beni çoğu zaman hüzünlendiren Ohannes’e dört başı mamur bir yazı yazayım dedim, içimden. Şimdi bu amaçla üçüncü kez bilgisayarın başına oturdum. Yazmak büyük bir sorumluluktur bana göre. İnce eleyip sık dokumak bir yana özgün olmak gibi bir sorumluluk da gerektirir her yazı. Bu bakımdan Ohannes’in, en az benim kadar önem verdiğini gördüğüm kutsal değerlerimiz yanında güzel yemekler konusundaki ortak yanlarımızdan birine değinmeden geçmeyeceğim. Olay şu: Ben de mantıyı severim.
Kayseri Mantısı’nın yapılışı konusunda eski bir Kayserili olarak Ohannes hiç de boş değildir.‘’Biz Kayserililer mantıyı nasıl yaparız, işte size mantı tarifi’’ diyerek başlamış olduğu mantı tarifini yazmış 2007’de. Ben de büyükannemin, yengelerimin ve annemin yapmış olduğu Maraş Mantısı’nı severim oldu bitti. Yapılışları da neredeyse birbirine çok benziyor. Biliyoruz ki can boğazdan gelir. Bugüne kadar yaklaşık 26.400 kez okunan bu mantı tarifini Ohannes kuzeni ve aynı zamanda hanımı Silva’nın anlattıklarından notlar alarak yazmış. Çünkü Silva Hanım Ohannes’in ninesinin elini almış olamak bakımından en az teyzesi ve yaya’sı kadar güzel mantı yapmaktadır anlaşılan.
Mantı sevenler için Ohannes’in bu güzel tarifine ulaşabilmeniz hiç de zor değildir, tıklayınız:http://blog.milliyet.com.tr/Manti_tarifi/Blog/?BlogNo=42284
Gelelim şimdi Ohannes’in ''Yine ben'' adlı şiiri ile ''Ramazan'' başlıklı yazısına! Ohannes dün yazmış olduğu şiirinde diyor ki:
’’ İyi ramazanlar dostlar,
yine ben,
her sabah ben,
her akşam ben,
her akşam Milliyet Blog'da yazıların arasında kaybolan,
yine ben...’’
Bu anlamlı şiirini Deauville’de çekmiş olduğu kır çiçeklerinden bir demet fotoğrafla süslemiş. Oysa bir gün önce Ohannes Ramazan adlı denemesinde altı minareli Sultan Ahmet Camisini gösteren bir fotoğraf eşiliğinde engin bir hoşgörü ile Müslümanların ramazanı yanında Surp Sarkis’te geleneksel olarak Ermeni yurttaşlarımızca tutulan üç günlük ve kırk günlük orucun özelliklerini anlatıyor; oruç tutanlar ile tutmayanlar arasında ''hoşgörü'' olması gerektiğini vurguluyordu.
Sevgili Ohannes bu toplumun saygıdeğer bir kişisi olarak Ramazan konusunda hepimize şöyle sesleniyordu:
’’Sevgili Milliyet Blog yazarları, yorumcuları, okuyucuları, editörlerimiz, Türkiye ve Müslüman ülkelerin, Mübarek Ramazanlarını kutlar, sağlık ve mutluluklar dilerim…'' dedikten sonra:
''Tüm insanlığa Ramazanın hayırlara vesile olmasını, kardeşlik, barış ve sevgi getirmesini dilerim’’ diye giriş yaptıktan sonra: Allah kabul etsin... Amin...’’ diyerek bitiriyordu yazısını.
Teşekkürler Sevgili Ohannes. Senin de dilinden düşürmediğin ALLAH her şeyi gönlümüze göre versin. Ülkesinden uzaklarda yaşayan arkadaşım Ohannes'in Ramazan duyarlılığını okuyunca ağlamaklı oldum: Çünkü Ramazan bizi birbirimize bağlayan, evler arasındaki komşulukları yemek alış verişleri ile çeşnilendiren, yardımlaşma duygularını geliştiren; açların ve yoksulların durumunu gözetmemize yardımcı olan toplumsal bir olaydır. İncelemediğim için bilemesem de Ermeniler'in oruç geleneği de bu tür özellikler taşıyor olsa gerek. Umarım Ohannes bu yazımı okuduktan sonra Kayseri ile İstanbul’da yaşadıkları bağlamında bizi aydınlatacaktır.
İşte Ohannes'in bizi biz yapan değerlerimizden birisi olan ramazan konusundaki değinmeleri bizim için ibret verici bir olaydır diye düşünüyorum Çünkü günden güne komşulukların ve karşılıklı sevgi saygının aşındığı bir günde Ohannes, yanı başımızdaki komşularımızdan birisi gibi, uzaklardan da olsa Ramazan ayımızı kutluyor! Onun bu soylu davranışı karşısında nice soysuzluklar ile birilerini arkadan vurmak iğrençliğine kadar uzanabilen ayrılıkçılık saldırılarını lânetlememek mümkün mü? Ohannes gibi davranan diğer pek çok yurttaşımızın bu gibi engin tavırları yanında nice ihanetleri gördüğümüz bugünleri yargılamak zorundayız.
Çocukluğumda İskenderun'dan gelerek yeni evimizin elektrik işlerini yapan Dimitri de sigara alışkanlığına rağmen gündüz sigara içmez, yemek yemez; akşam bizimle birlikte iftar yemeğine otururdu. Her Cumartesi İskenderun’daki Pazar ayinlerine gidermiş, babamın kendisinden öğrendiğine göre. Selçuklu ile Osmanlı çağlarından gelen bu saygın duruşlar karşısında ortak kültürümüzün bu değerlerinin ne kadar önemli olduğunu hiç aklımdan çıkarmamışımdır. Ohannes de karşılıklı sevgi saygı içerisinde, komşuluk geleneği yanında oruç ibadetine dayalı değerlerimizi bir kes daha gün yüzüne çıkartmış bulunuyor.
Ohannes sen ALLAH'ın güzel bir kulu olmalısın. Başına gelenlerden dolayı çok acındığın Hrant DİNK de öyle olmalı. Ben de üzülürüm onun durumuna; verilen cezayı ben de az buldum. Bir de o menfur olayın arkasındakiler ya da ol terör örgütü neden araştırılmaz?
Neden hiç kimse Hrant Dink'in bu topraklar üzerinde emelleri olanlar bağlamında Malatya'da söylemiş olduğu o cümleleri de yad ederek akan kanı durdurmaya çalışmaz?
Yoksa kimileri oy kaygısı başta olmak üzere Trükiye üzerinde oynanmakta olan oyunlarda rol alan ol fincancı katırlarını ürkütmekten mi korkuyorlar?
Bugün bunları yazarken kimi siyasilerin desteklemekten utanmadığı yüzü gözü kanlı bir kaç terörist şebekesinin Kutlu Ramazan öncesi ve sonrası giriştiği sinsi soykırımları düşündüm derin derin. Terör övgüsü yapan, aba altından sopa göstermeyi alışkanlık olarak sürdüren çoğaldıkça çoğalıyor. Anlaşılan o ki bizi çeşitli desiseler ile Ermeni yurttaşlarımızdan ayıranlar, içerikte bazı farklılıklar olsa bile, benzeri bir olay Kürt yurttaşlarımızı temsil ettiği öne sürülen silahlı eylemlerden yana olan birilerince sahnelemektedirler.
Ne ki hiç bir ayrımcılığın yeşermemiş olduğu Türkiye’de sevgi, saygı, hoşgörü ve ortak değerlerimiz umarım bizi kuşattıkça kuşatan kapitalizme rağmen gelişecek ve güçlenecektir. Bana göre bu gelişmeler kimilerinin sinsi planları ve yine kimilerinin sinsi tuzakları ile arkadan adam vurdurularak durdurulamayacak kadar sağlam temellere dayanmaktadır.
Görülen o ki son yıllarda kültürler ve kişilikler arası etkileşimlerde olduğu kadar tarihi geçmişlerimiz konusunda da aydınlatıcı bilgiler verilmediği için toplumumuz gerilmektedir. Bu sorunun temelinde özellikle siyaset erbabının, yeniden seçilebilmek için her türlü yolu mübah görmesi yatmaktadır. Bu yüzden de pek çok bilim alanı ile ilişkili sorunlarımız ne yazık ki tek yanlı bakışlar ve çıkar hesapları uğruna toplumsal dayanışmayı ve karşılıklı güven ortamını baltalamaya başlamıştır.
Türkiye’den özellikle de İstanbul’dan uzakta emeklilik günlerini yaşamakta olan Ohannes’in yazmış olduğu güzellikler bize, toplumsal kaderimizin ne kadar birbirine bağlı olduğunu anlatmıyor mu?
Sevgili Ohannes’in ramazan, oruç ve cami duyarlılıkları karşısında ben de bu yazının yanı başına bütün insanlığın özlemini çektiği barış ve huzur adına bir dünya haritası yerleştiriyorum.
Sevgili Ohannes değişik aylarda da olsa tutacağımız oruçların tüm insanlık için ‘’ hayırlara vesile olmasını, kardeşlik, barış ve sevgi getirmesini dilerim’’ ben de senin gibi. ''Allah kabul etsin... Amin...''
Ankara 02 Ağustos 2011
Yorumlar (4)
Sevgili ve değerli kardeşim Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, Sevgili kardeşim Garabet Orunöz ile sevgili öğretmenim Mehmet Sağlam'a yorumları ile katkıda bulundukları için, çok teşekkür ederim. Garabet Orunöz, "Kaybolmayın Çocuklar" adlı, senaryosunu yazdığı ve baş rolünü kendisinin oynadığı, film çevirmiştir. İlerde detaylı olarak kendisi ile konuşup bir yazı hazırlamayı düşünüyorum. Saygı ve sevgilerimle, sevgi ile kalınız...
Ohannes 04.08.2011 23:02- Cevap :
- Çok değerli kardeşim Ohannes sanal ortamda da olsa senin gibi yüreği insan ve can sevgisi ile dolu bir yurttaşımızı tanımış olmaktan ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.Bu arkadaşlığımızı yakın akrabalarımvebirkaç arkadaşım ile paylaşıyorum başından beri. Bizi birbirimize bağlayan atalarımıza rahmet.Garabet'in içtenlik dolu mektubu beni de mutlu kıldı. Yer darlığından dolayı ona uzun uzun yazamadığımı nasıl iletirim bilemiyorum.Çünkü kendisi MB üyesi değilmiş;bunu cevabımı yazdıktan sonra adını tıkladığımda öğrendim.Rahmetlli Hrant'ın da yurt arkadaşı olması elbette ayrı bir önem taşıyor.Adı çok anlamlı o filmi seyretmek isterdim.Yazışalım... 06.08.2011 19:59
Yüce gönlünüze ve Ohannes'e selamla... Amacına uygun yaşanan bir Ramazan ayı diliyorum Ömer Bey, derin saygıyla... MS
Mehmet Sağlam 04.08.2011 14:18- Cevap :
- Mehmet Bey ben de gerektiği gibi kutlanan, komşulukları yücelten, nezaketi yaygınlaştıran, cehaleti azaltan, insanın değerini yücelten, her türlü ayrımcılığı ortadan kaldıran bir Ramazan diliyorum hepimize. Yazmış olduğunuz yazıların bir kaçını FB'ta arkadaşlarımla paylaştım: Olumlu tepkiler aldım.Ayrıca yazılarınız için gelen yorumların da ayrı bir önemi var: Çok güzel bir etkileşim (interactivity) sağlamışsınız.En içten sevgilerimle Sevgili Öğretmenim! 04.08.2011 14:32
Sayın Ömer Faruk bey merhaba; Halkların dostluğuna katkıda bulunmak, geçmişi yad etmek, Ohannes beye; dostane bir merhaba demiş olmanız, nezdinde etnik kimliğinden olduğumdan, gururlandırdı. Bende Size; Bu Ramazanın tüm halklara hayırlara vesile olmasını dileyerek, bizlerin Sizleri dualarımızda anmakta olduğumuzu bilmenizi, Sizlerin de Tüm insanlık adına bizleri dualarınızda anmanızı rica eder, saygı ve hürmetlerimi sunarım. Halkların dostluklarının pekişmesi ve yaşanmış acıların bir daha, DÜNYA'nın hiç bir yerinde tekrar etmemesini dilerim. Hrant Dink ile aynı yetimhane arkadaşıyım. 28 sene önce "EL KOYULAN" yetimhanemizin de, ADALET ve Kalkınma Partisi hükümetinin, ADALET anlayışına güvenerek, iade edileceği günü sabırsızlıkla bekliyorum. Kaybolmayın çocuklar'dan sevgilerimle garabet orunöz
Garabet Orunöz 03.08.2011 0:10- Cevap :
- Sayın ORUNÖZ bu ülkenin giderek yaşlanan çocukları olarak, geçmişimizi iyi incelememiz gerekiyor ise de,bence geçmişten çok gelecekteki güzel günlerimiz için uğraşmalıyız, diye düşünenlerdenim.Sevgili Ohannes ile yazıştık; birbirimizi anlamaya çalıştık.Onun sılada tek başına ki Silva ile torunları da yanında olduğu için, yalnızlık içinde değilse de ondaki samimiyet duygularından dolayı karşılıklı olarak ben ve MB'taki diğer arkadaşlarımız,bu ülkenin çocukları ya da yaşlı başlı adamları olarak birbirimize sarılmaya çalıştık.Sizin yazdıklarınız karşısında ben de gururlandım desem yalan olmaz.Biz buyuz.Bence birbirimizden kopamayız.Kopmamalıyız.İsterdim ki çevremde onlarca, yüzlerce Ermeni,Rum,Bulgar,Arnavut,Makedon ve Yahudi olsaydı.Biz Osmanlı torunlarıyız.Bu aşırı bir bencillik değil.Ne ki büyük bir devlet olmamız istenmedi:Yıkıldık.Yıkılırken de nice yangınlar,nice acılar yaşadık.Hrant nur içinde uyusun.Onun çoğu yazılarını okudum.Siyaset bizde sağlıklı işlemiyor:Benim güvenim giderek 03.08.2011 23:53
Sevgili ve değerli kardeşim Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, öncelikle benim hakkımda ince ve nazik düşünceleriniz için, çok teşekkür ederim. İnan beni şok ettin, hiç beklemediğim ve ummadığım bir zamanda benim için, böylesine içten ve samimi duygularla kaleme aldığın güzel satırların için, tekrar çok teşekkür ederim. Beni mahcup ettin, güzel kardeşim. Yine sessizlikle ortadan kaybolma planları yaparken, sen ve sevgili Yurdagül ALKAN ablacığım, beni kalbimden vurdunuz. Yazını duraksamadan üç kere baştan, baştan okudum. İnsanın insana değer vermesi, sempati ile yaklaşması, insanı insan olarak gören, hiç bir ırk ve din ayırtetmeden o insanı kardeş olarak görmesi, ne güzel ne anlamlı bir jest, her ikinize tüm kalbimle müteşekkirim. Hayat dediğimiz bu yalancı dünyaya, misafir geldik, bu dünya kimseye kalmayacak, insanca yaşamak, yaşatmak verken, niçin insanlar birbirlerini yok etmeye çalışırlar, bunu şiirlerimde ve yazılarımda da devamlı vurguluyorum... Saygı ve sevgilerimle, sevgi ile kalınız...
Ohannes 02.08.2011 20:18- Cevap :
- Sevgili Ohannes az önce sahur için kalktım. Mutfakta yemekler hazırlanırken, senin için yazdığım denemenin yerinde durup durmadığına bakmak istedim.Bir iki uzun cümle hatama rağmen yeni eklemeler ile yazım yayına çıkmış.Belki bir iki eleştiri gelmiştir diye şifremi girip bakayım dedim;bir de ne göreyim sen yine o güzel anlatımların ile karşımdasın.Var ol Sevgili Ohannes.Bil ki yalnız değilsin. Yurdagül Alkan da arada bir yazıştığım hayatın anlamını görmüş bir kardeşimiz.Seni kaybetmek ne mümkün Aziz Ohannes.Sen bizden bir parçasın bütün acılarımıza,özlemlerimize rağmen.Ne ki dünyayı insanlıktan nasiplenememiş başkaları(!) yönetiyor.İki kapılı bu handa,sevgiden,tatlı dilden başkası yalandır sevgili Ohannes.Yazmalıyız.Sessizl?iğe bürünmek ol başkalarının istediği bir durumdur. Eylemsizlik içinde kalmamalıyız.Yoksa onlar kazanacak;kapitalizm kazanacak.Buna razı mısın? 03.08.2011 3:21
Ohannes
Sevgili ve değerli kardeşim Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, mesajınızı Garabet kardeşime ilettim. Film gelecek ay sinemalarda özel olarak gösterime sunulacak, size kasetini (DVD) gönderecek, adresinizi iletirseniz memnun olurum. Tekrar güzel yazınız için, çok teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle. Sevgi ile kalınız.
08 Ağustos 2011 22:36CEVAP
Aziz Arkadaşım Ohannes bizi birbirimize bağlayan duygularımız çoğalarak çevremizdeki herkesi sarıp sarmalasın ki bu ülkenin çocukları olarak bir arada;sevgi ve saygı içinde yaşayalım. Garabet'in de vurgulamış olduğu gibi şu kutlu günlerde birbirimizi dualarımızdan uzak tutmayalım. Garabet'i araştırdım sanal ortamda: Hrant'ın adlandırdığı Atlantis Yurdu ile bazı çok çarpıcı dramatik saptamalar umarım canlandırmalar ile oldukça etkileyici olur.Ne ki iyi bir senaryo olmadan yola çıkılmaması gerekir. Film çekmenin ne kadar zor bir iş olduğunu ben de yaşadım yıllarca.Drama,belgesel,tanıtım ve tv dizileri çektim:Çok çalıştım,tez yoruldum.İstanbul'da olsam Garabet'e ki belgesel çekmenin de pek çok yolu vardır,kendimce yardımcı olmak isterdim.1970'lerden beri bu işin içindeyim karınca kararınca. Kesit, Ateş Yakmak,İbiş'in Rüyası, Zaman Zaman İçinde dramaları yanında pek çok il tanıtımı ile GAP belgeselleri çektim.Umarım Kaybolmayın Çocuklar filmini ben de görürüm.Adresimi az sonra yazacağım.
09 Ağustos 2011 00:49
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder