14 Eylül 2011 Çarşamba

Prof. Dr. Davutoğlu Şam'a gidiyor

Prof. Dr. Davutoğlu Şam'a gidiyor

BALKAN ANTANTI 09 Şubat 1934


2. Dünya Savaşı'nın elebaşılarınca 4-11 Şubat 1945'te düzenlenen YALTA KONFERANSI'ndan sonra en yaygın paylaşım kavgası alabildiğine devam ediyor. Yalta'da çantada keklik olarak görülen TÜRKİYE son yayılmacı açılım içinde de yok; hiç bir koalisyonda ve hiç bir birlik içinde etkinliğimiz yok. BALKAN ANTANTI ile BAĞDAT PAKTI'ndan sonra İSLAM ORTAK PAZARI düşlerimiz de suya düştü.


AB geçmiş ola; halk güvenini iyice yitirdi. Batı'dan dost olamayacağı iyice kökleşiyor. İyi tasarlanmış olan D-8'LER de Batı'nın çark başılığında yönetilen iç siyasi oyunlar ve 28 Şubat dayatmaları ile uyutulmuş bulunuyor. İSLAM DÜNYASI için birer kale olan IRAN ile MISIR kendi yağları ile kavrulmaktan öte bir iş yapamıyor. Bizim nerede niçin durduğumuz belli değil. Ortadoğu'da Batı askeri ile gemileri ile uçakları ile tozu dumana katmış ne can ne mal ne siyasi irade ne gelenek ne görenek ne din ne iman dinlemiyor. IRAK'tan sonra SUDAN bölündü. LiBYA ayrıldı ayrılacak.


Bizde de ÖZERKLİK EDEBİYATI başlatıldı. Bu söyleme karşı yasal hiç bir yaptırımın ufukta görülmemesi pek de hayra alamet değil bence. TBMM iki buçuk aylık tatilde. Siyaset eski canlılığını yitirdi. Her kes seçim yorgunu olsa gerek. TERÖR artık aydan aya değil ne yazık ki en sinsi biçimi ile günden güne azmaya başladı. Askeri ve siyasi edebiyat da hiç hız kesmiyor. Terörü engelleyebilecek ve milletimize OH BEEE dedirtecek hiç bir köklü eylem ya da eylemler bütünü ortaya konulamıyor. Kafalar oldukça karışık. Bu gidişle neler olacak bilemiyoruz. SURİYE'deki halk ayaklanması için kendince tanklı tüfekli bastıma harekatlarına girişen BEŞAR ESAD oldukça zor durumda. Son sınavını OSMANLI'nın kentleştirdiği eski Asur kenti Deyr Ez ZOR'da veriyor.


Olayların ne yöne doğru gidmekte olduğunu öğrenmek için olsa gerek Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu da eski Suriye Vilayetimizin başkenti Şam'a gidecekmiş... Sanırım şimdiki Şam Üniversitesi olan eski Hamidiye Kışlası'nda atalarımzın başından geçmiş olanları daha iyi öğrenerek gelecektir.

Batı'ya rağmen tarihin seyrini değiştirmek ne kadar da zormuş değil mi dostlar?

Ankara 07 Ağustos 2011

Yorumlar (6)

Sayın SAĞLAM:Sanal ortamdaki yer darlığından size cevap olarak aşağıdaki cümleleri yolluyorumDP ile Marshall Yardımı,Kore Savaşı'na asker salınması iç siyasi dayatmalar 27 Mayıs'ın peşinden Öğrenci Olayları ölümler-mahkemeler ve ''our boys'' darbesi ile ortaya çıkan çalkantıların peşinden satarım-sattırmam çekişmesi ve ÖZELLEŞTİRME SÜRECİ bilinen olumsuz durumlardır.Kimin yararına olduğu çok açık: Küresel sermaya Türkiye üzerinden de trilyonlarca dolar kazanır.Zararımıza olarak bu tür tezgahlar yaygınlaştırılarak sürdürlümektedir.Bir de şu gazete alıntısına bakalım; yazdıklarınızla örtüşüyor olması BOP'un uygulanmakta olduğunun en belirgin işaretlerindendir bence: Türkiye Suriye'ye baskı yapsın:ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Dışişleri Bakanı Ahmet davutoğlu ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye'nin Suriye'ye baskı yapmasını istedi. Bir okuyucu: Olay bu... Etki tepki ya da isteyenin bir yüzü gitmeyen pardon vermeyen Arap yenisafak.com.tr/Dunya/?t=08.08.2011&i=334389

Ömer Faruk MENCİKYILMAZ
08.08.2011 23:59

Kanımca bundan böyle Türkiye Cumhuriyeti, Emperyalist ve Kapitalist Batı'ya entegre bir emperyal devlet olmaya ilk adımını atmış olacaktır bu gidişin asıl amacında ve evvelki gün başbakanın söylediği, "Suriye'deki olaylara tarihsel bağlarımızdan ötürü bigane kalamayız, gerektiğinde müdahale ederiz!" babındaki açıklamasında görüleceği gibi... "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi ortadan kalkınca Hâlimiz nice olur, tahmin dahi etmek istemiyorum. Varsın olsun "Yüce İdeal BOP" adına diyenler, oturup kırk kere düşünmelidirler BOP tezgâhının olası sonuçlarını... Selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam
08.08.2011 15:11
Cevap :
Sayın SAĞLAM özgün yorumunuz için ne desemazdır. Yazdığınız gibi olayın özü de kılıfı da edebiyatı da bulunmuş durumda.Dünyanın neresinde olur ise olsun ölen her bir kişinin kanından öncelikle o devlet sorumludur.Hz. Ömer'n adaleti gibi mazlumun yanında olmak gibi ezeli milli duygumuz da bunu gerektirir.Konu bu yönleri ile hukuki ve sosyolojik boyutları yanında felsefi özler de taşımaktadır. Elbette ekonomi ile ahlaki değerler de göz ardı olunamaz.Türkiye zorunlu olarak, kendi zararına da olsa körü körüne Batı'nın ipine tutunmuştur. Bunun da ilk müsebbibi İ.İnönü'dür.ABD ile ikili silah anlaşmasını yapan odur 1940'larda.Yine de İnönü hiç bir yardımın bedelsiz olamayacağını İskenderiye ile Adana Yenice'de açıkladığı için2.D.Savaşı'ndan Osmanlı artığı olarak, kısaca ''silah fabrikaları olanveEge Denizi ile Balkanlar'dan pay alabilecek'' bir Türkiyey'yi saf dışı bırakırlar.Gelelim silsile-i meratibeye: İnönü istemese de çok fırkalı siyaset gündeme oturtulur;ne ki erkendir bu çıkış.1/2 08.08.2011 22:39

Değerli Ömer Bey, Bilirsiniz, Batı Avrupa'nın sanayi devrimini yapmasını sağlayan sermaye, Latin Amerika'daki ülkelerinin soyulması ile elde edilmiştir. Büyümelerinde de onlara hammadde kaynaklığı yapanların başında; Çin ve Hindistan olmak üzere Ortadoğu ve Afrika ülkeleri gelmektedir. Geldiğimiz noktada da Kafkas ülkelerini soymak üzere hazırlıklar yapılmaktadır. Ancak bugün, dünden farklıdır. Batı liderlik bayrağını taşıyamayacak kadar yorulmuştur. Bu manada güç doğuya kaymaktadır. Özellikle Avrupa yaşlanmış, fabrikaları rekabette zorlanmaktadır. Türkiye bu nedenle ortaklık için tercih edilmekte, bu nedenle attığımız adım izlenmektedir. Rusya ve Çin'in büyümemesi için Afrika'ya uzanmamaları ve hammadde kaynaklarını sömürmemeleri, batı için hayati önemdedir. Obama'nın da bize ve İslam ülkelerine iltifatının altında bunlar vardır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet
07.08.2011 23:43

Finans, silah, enerji, doğal kaynaklar ve teknoloji lobilerinin ajandasında neler olduğunu, medyanın neyi niçin nasıl gündeme getirdiğini bilen var mı? esas işin özü anası bu ama ne yazık ki; bunları sadece dizayn edenler biliyor. Hesapları bir yerde şaşar mı? şaşar ancak şaşan hesap nereye gider o da belirsiz. Sevgiler selamlar.

Kadri KANPAK
07.08.2011 21:54

Ömer Bey, elbette zor ama bu tam anlamıyla Batı’dan da kaynaklanmıyor… Tarihi değişimler hem zordur, hem de özünü kaybetmiş nesillerin birer sabır timsali olmasını sağlayacak bir süreci de gerekli kılar. Bilmiyorum okuma imkânı buldunuz mu, 23.03.2011 tarihli “İttihat ve Terakki’den günümüze, “Üç Tarz-ı Siyaset” ve düşündürdükleri…-1, 2, 3, 4” başlıklı dört blogluk bir yazı dizim var. Okursanız sevinirim. Allah hakkımızda hayırlısını versin! Bu arada Ramazan ayınızı da tebrik ederim. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken)
07.08.2011 21:11

Halk ayaklanmış, Teravih namazı sonrası gösteri yapıyor, askerler müdahele ediyor. İnsanlarda ölüyor. Bizimkilerde Ramazan aynda bu olur mu diyor. Ayaklananlara Ramazan ayında bari durun diyen yok. Onlar haklı imişler, reform yapıyorlarmış. Orada ölenler müslüman kardeşlerimiz miş, peki yıllardab beri Gazzade ölenler kim? Onlarda müslüman kardeşlerimiz değil mi? Kaddafiye yapılanlara ne demeli Bu blogda yazmıştım blog.milliyet.com.tr/1974_Kibris_Cikartmasinda__Turkiye_ye_tek_destek_veren_Kaddafi_ye_Turkiye_haksizlik_yapiyor/Blog/?BlogNo=314475

stilwater
07.08.2011 20:31
Cevap :
Bu yazım için değişik açıklamalarda ve yorumlamalarda bulunan aziz arkadaşlarıma tek tek teşekkürlerimi sunarım. Bana göre İslam coğrafyasını sarmış olan bütün olumsuzlukları içine alan bir keşmekeş yaşanıyor son yıllarda. Bu da belirli bir çatışma kültürünün sonucudur. Ne yazık ki bu çatışma özü Doğu'da da var.Çin bile hiç durmadan kendisine yeni yeni çatışma alanları bulmakta en olmadık mezalimi uygulanmaktan utanmamaktadır. Ne ki bu işi Batı dünyası çok daha sinsi bir biçimde ve yıllara yayarak gerçekleştirdiği için başarılarına başarılar eklemektedir.Bu amaçla pek çok da bende bulmakta zorlanmamakta; sözüm ona kimi liderler bile yetiştirip yollamaktadır SSCB dönemlerinde de görüldüğü gibi. Bana göre bu süreç böyle gitmemeli.Çünkü Batı'nın değer verdiğini söylediği İnsan Hakları insan sevgisine, insanın kutsallığına dönüştürülemediği için; bütün durumlarda zulüm yaygınlaşmaktadır.Bu da sıra ne zaman bize gelecek gibi bir korku salmaktadır ki dünya günden güne gerilmektedir.Ya sabır 08.08.2011 2:02

Hiç yorum yok: