24 Ocak Kararlarının da etkisi ile olsa gerek, son yıllarda ortaya çıkan 'yeni kazanç kapıları ile' kazanılan paralar sonucu yastık altında özenle saklanan altınların değeri 300 milyar dolara çıkmış. Yastık altına ve özel kasalara istiflenen altının yaklaşık beş bin (5000) ton olduğu sanılıyormuş! Uzmanlar bu birikimin son 3,5 yıl içerisinde meydana çıktığını belirtmişler. 'Altına hücum' olarak niteleyebileceğimiz bu durumun son yıllarda ortaya çıkan 'ekonomik durgunluk' yüzünden olduğunu açıklayan İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) Başkanı Özcan Halaç: 'Fiyatların tamamen küresel krize bağlı olarak hareket ettiğin' vurgularken 'Türk halkının yastık altındaki servetinin büyüdüğüne' dikkat çekmiş.
Vergi ödemeden ‘havadan’ para kazanmak demokrasinin bir cilvesi midir?
Birileri bu paranın kaynağını açıklasın. Birer DEMOKRAT OLARAK o çok sevdikleri DEMOKRASİ bir açıklık (şeffaflık) rejimi ise VERGİLERDEN de muaf olan bu paranın nereden geldiğini neden açıklamazlar, anlayamıyorum.
Ekonomide KAYIT DIŞI ve KARA PARA diye adlandırılan üç yüz (300) milyarlık 'yastık altında saklanan' bu paranın ekonomiye katkısı ne olabilir? Yetkililer (!) bunun da cevabını vermeli. Bu kadar büyük bir parayı kim, hangi emek, hangi iş yeri ve hangi ortaklar ile kazanmıştır? Bilenler bu sorulara cevap versin ki kim, ne zaman, nerede, ne iş yaparak bu kadar parayı kazanmış öğrenelim...
Sayın Ali Babacan’ın Mali Kural çalışması bizi kurtarabilirdi
Geçen yıllar içerisinde Sayın Ali Babacan başkanlığında çalışılan ancak geçen yıl 'ertelenen' Mali Kural uygulamasına geçilse idi sanırım bu tür sorular sorarak kimseleri rahatsız etmezdik. Bu ve benzeri konulardaki bilgileri 'ana beyin' ya da onun üstündeki 'siyasi otoritenin izin verdiği kadar' da olsa öğrenebilirdik. Buna rağmen bu kadar büyük paranın nerden gelip nerelere doğru gitmekte olduğu konusunda az da olsa bir kaç dayanağımız olurdu. Şimdi ise, bana göre 'havanda su' dövüyoruz. Sahi ‘şeffaf bir ekonomik durum göstergesi’ olarak da niteleyebileceğimiz o Mali Kural neden ertelendi?
İşte size çağdaş ve demokratik bir Türkiye
Anlaşılan o ki on binlerce k i ş i ise kayıt dışı bir gizlilik içinde hiç bir vergi (KDV) ödemeden z e n g i n olmak yolunda gününü gün ediyor. Yaşanan ‘altına hücum’ gelişmeleri konusunda bizi aydınlatan İstanbul AltınRafinerisi (İAR) Başkanı Özcan Halaç ile ekonomi muhabiri gazeteci Nilgün Karataş’a teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca bu sabah (23 Ağustos 2011 sabahı) piyasalar açıldığında:
Uluslararası piyasada altının ons fiyatı 1.912,53 dolar seviyesine çıkarak kendi rekorunu kırdığını da öğrenmiş bulunuyoruz. Öte yandan İstanbul serbest piyasada dolar 1,7850, avro 2,5650 liradan güne başlamış bulunuyor. (Alıntı yeri: Milliyet Ekonomi 23.08.2011)
Şimdi altın fiyatları konusunda dün(22.08.2011 Pazartesi) derlenen bilgilerden oluşan haberin ayrıntılarına bakalım.
İstanbul AltınRafinerisi (İAR) Başkanı Özcan Halaç diyor ki:
‘SON 3.5 yıldır sürekli yükselen altın, ağustos ayında performansının zirvesine ulaştı. Altının onsu dün yeni bir rekor kırarak 1894 dolara ulaştı. Altının onsu yılbaşına göre yüzde 33 artarken, Cumhuriyet Altını’ndaki artış oranı yüzde 50’yi aştı. İstanbul AltınRafinerisi (İAR) Başkanı Özcan Halaç, fiyatların tamamen küresel krize bağlı olarak hareket ettiğini vurgularken, Türk halkının yastık altındaki servetinin (5) bin ton olarak tahmin edilen altın varlığının değerinin 300 milyar dolara yaklaştığına dikkat çekti.’
Altının bir gramı 108 lirayı aştı
‘Küresel piyasalardaki gelişmeleri takip eden içerdeki altın piyasasında da fiyatlar yükselişi devam ettiriyor. Cumhuriyet Altını dün yeni bir rekora imza atarken, yılbaşına göre de yüzde 50 prim yaptı. Yeni yıla 479 liradan yapan Cumhuriyet Altını dün günü 731 liradan kapattı. Cuma günü Cumhuriyet Altını 720 liraydı. Bu durumda geçen haftanın kapanışında Cumhuriyet Altını alan bir yatırımcı, haftanın ilk işlem gününde 11 lira kazandı. Bu artışla birlikte çeyrek altının fiyatı 183 liraya yaklaşırken, 24 ayar altının gramı 108.10 lirayı buldu.’
5 bin ton altın yastık altında
Altının fiyatlarındaki bu yükselişi değerlendiren İAR Başkanı Özcan Halaç, Türkiye’de yastık altında 5 bin ton olarak tahmin edilen yastık altı varlığa dikkat çekti. Küresel ekonomiye bağlı olarak yükselen fiyatın Türkiye’deki altın yatırımcısına yansımasını Halaç, şöyle aktardı:
“Türk halkı geçmişten bu yana altın yatırımcısıdır. Elinde 5 bin ton altın olduğu tahmin ediliyor. Bu durumda yastık altında tutulan altının değeri 300 milyar dolara yaklaştı. Türkiye’de bankacılık sektörünün büyüklüğü 1.1 trilyon lira. Bu da yastık altındaki 5 bin ton altının ekonomi için ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.”
Yükselen fiyatların Türkiye’deki altın yatırımcını büyük kâra geçirdiğini dile getiren Halaç: “Türk halkının elindeki yatırımının, altının gramının 40-50 lira olduğu seviyelerden oluştuğu tahmin ediliyor. Şu anda altının gramı 108 liraya aşmış durumda. Yani birileri hiçbir şey yapmadan zengin oldu” dedi.’
Şimdi bu bilgiler ışığında ekonomik durumun görünüşüne bir bakalım.
Dünya ekonomisindeki gelişmeler geç de olsa Türkiye ekonomisini de etkiledi
Dünyada ekonomik bir durgunluk (resesyon) egemen. Ülkeler mal satın almaktan çok mal satmaya çalışıyor. Alması gereken mal ve hizmetleri de en ucuz nerde bulusa oradan satın alıyor. Güçlü sanılan kimi ekonomiler ABD’de patlak veren Morgage (konut piyasası) çöküntüsünden sonra kendilerini toparlayamadılar. Dünya ekonomisindeki gelişmeler Türkiye ekonomisini de etkilemeye başlamış olsa bile alınan tedbirler ile bu etkiler en aşağı düzeyde tutulabilmiştir.
Ayrılıkçı terör saldırıları Türkiye için maddi ve manevi bir yük olmaya devam ediyor
Afrika ile Ortadoğu barut fıçısı. Türkiye’deki en önemli sorunlarınbaşında gelen ayrılıkçı terör yeniden güvenlik güçlerine yönelik saldırılarını arttırmaya başladı. Son yıllarınenyüksek şehit haberleri ülkeyi yasa boğdu. Başbakan Erdoğan: Artık bıçak kemiğedayanmıştır, açıklamasından sonra terörünkomuta merkezi olduğu bilinen Irak sınırları içindeki Kandil Dağı’nda iki yüze yakın hedefin vurulduğu bilgisi geldi. 2005’te Başbakan erdoğan’ın vurguladığı Kürt Sorunu vardır, bağlamından Kardeşlik Açılımı’na doğru gelişen süreçte açılım için belirgin hiç bir adım atılmadığından olsa gerek; terörün siyasi uzantıları durumundaki bazı odaklar şiddetin tırmanmasından yana ağırlık koyduklarından terör de tırmanışa geçmiş bulunuyor. Oysa bu süreçte Türkiye gelişmiş ülkeler sıralamasında 16. Ülke olarak güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu kanıtlamış, enflasyon artışlarını da tek haneli rakamalra çekebilmiştir.
İşte size siyasetten ve terörden arındırılmış bir başka Türkiye
Bütün olumlu gelişmelere rağmen, uzamnara göre son üç bucuk yıldan bu yana altın ve döviz yükselirken Türk Lirası değer kaybetmeye devam ediyor. Böylece piyasadaki her türlü mal ve hizmet ucuzluyor. Toprak, gayri menkul ve kiralar da düne göre daha ucuz fiyatlar üzerinden alınıp satılabiliyor.
Yaklaşık dört yıllık bu süreçte ekonomik anlamda ‘rantiyeciler’ ile yardımcıları yanında ‘stopçular’ , ‘spekülatörler’ ile ‘distribütörler’ servetlerine servet katmak yolunda birbirleri ile ‘kıyasıya bir rekabet’ içinde karlarını katlıyorlar. Bu da onların geleceklerini kazanmak yolundaki en mutlu çaba olsa gerek. Yeni yeni ‘dolar milyarderleri’ işte bu yüzden doğmaya başladı ülkemizde. Mutlu azınlık yoluna çıkan bütün engelleri aşarak zenginleşmeyi elden bırakmıyor. Ne kadar sevinsek az, değil mi?
‘Yeni Türkiye’ özlemi çeken kimilerine duyurulur: Bu gelişmelere de bakarak kendinizi daha fazla yormayınız, nasıl olsa işler tıkırında:
İşte size sosyalizmden uzak, özlemi çekilen çağdaş ve demokratik bir Türkiye!
Ankara 22 Ağustos 2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder