Düziçi nasıl kentleşiyor?

Düldül Dağı (220 m.) Düziçi / Osmaniye
Düziçililer geçmişinde en az üç bin yıllık izler taşıyan bir alanda yaşıyor. Dağların, derelerin, kimi surlar ile eski adı Piramosolan Ceyhan ırmağının yatağından başka pek çok şeyin değişmiş olduğunu biliyoruz. İşte bu çerçevede kimi yazıtlar, mağaralar, eski paralar, sur kalıntıları, kaleler, yeraltı yolları, tuğla parçaları, vazolar, değişik desenli mozaik süslemeleri, heykeller, pişmiş topraktan yapılmış içme suyu boruları ile nice mezar taşları bu değişimin en önemli kalıntıları. Anlaşılan o ki mağara hayatının ürpertici olaylarını yaşamış olan yöremizin ilk yerleşenleri; astığı astık, kestiği kestik zorbalık yılları arasında barış, sevgi, adalet, bayındırlık ve sanat dolu nice yıllar yaşamışlar.
Günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce Kastabala (Osmaniye Bodrum Kale) yönünden gelerek Ceyhan ırmağı boyunca bir gezinti yapmış olan ünlü coğrafyacı ve tarihçi Amasyalı STRABON’a göre Kataoniailinin bir parçası olan bu yöre ’’kaleleri eline geçirmiş olan çeşitli, kuvvetli tiranlar tarafından yönetilmiştir.’’ ( Antik Anadolu Coğrafyası: Geographika XIV - C 676 -18. Çeviren: Prof. Dr. Adnan Pekman 1987 s. 208). Başta Amasyalı STRABON (M.Ö. 63 – M.S. 21) olmak üzere bazı yazarların bize anlatmaya çalıştığı bu topraklarda, kim bilir acı tatlı daha neler yaşanmıştır. İlçemizde son yılarda ortaya çıkan bazı buluntulara göre, yöremizde çok çarpıcı bir toplumsal düzenin yaşanmış olduğunu kestirmek pek de zor değil. Bu konuların açıklığa kavuşturulması başta Düziçi Kaymakamlığı olmak üzere Osmaniye Valiliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sorunu olsa gerek. Bu konuda DüziçiBelediyesi‘ne de önemli görevler düşmekte olduğunu da vurgulamak gerek.
Özellikle Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar ile birlikte yıldan yıla çoğalmaya başlayan Düziçi nüfusu bugün 80.000 kişiyi aşmış bulunuyor. İlçe kent nüfusu ise yaklaşık 42.000 kişiden oluşuyor. Çevre yerleşimlerin buluşma alanı olması bakımından kent içi trafiği de giderek yoğunlaşıyor. Karmaşık pek çok ilişkiler ağının oluşturduğu kentleşmenin başında Düziçi. Son aylardaki durgunluğa rağmen canlı bir ticaret hayatı var Düziçi’nin. Her olayımızda olduğu gibi kentleşme olayında da sancılarımız çok. Yer yer kimi çatışmalar ile sürtüşmeler de yaşanıyor bu yüzden. Ticaret, kiralama, ücretler, alış verişler, senet, kontrat, noter sözleşmesi, sıraya girmek, trafik kazası, hırsızlık, orman suçları, tapu sınırları, çöp, su ve elektrik işleri gibi konulardaki sorunlarımız yıldan yıla değil günden güne artmaktadır. Yer yer iyi ve tutarlı işlerin yapılmış olduğu ortada. Bu konuda yetkililer yanında Düziçiliyim diyen herkese önemli görevler düşüyor. Bana göre Kaymakamlık ve Belediye yetkililerinin tek tek sorunlu kişiler ile ilgilenmek yerine halkı aydınlatıcı çalışmalar içine girmeleri gerekiyor.
2007 yılı yazında Rahmetli Hocam Mustafa TABAKAY ile birlikte Düziçi’nin de yaşamakta olduğu küreselleşme sürecindeki bazı yansımalar için bir araştırma yapmaya kalkışmıştık. Bu süreçte ister istemez yakın tarihimizi de sorgulamak zorunda kalmış; kökü derinlerde olan pek çok açmazlarımız ile yüzleşmek gerektiği konusunda karar kılmıştık. Özellikle eğitim süreçleri ile ulusal gelirden gerektiği gibi pay alamamak yanında milli ve dini değerlerimizin göz göre göre küreselleşmeye feda edildiği anlamıştık. Günden güne gelişen kentleşme sancıları Düziçili için pek çok sorunu da beraberinde getiriyordu. Bu tür sorunların çözümü için devlet organlarının tek başına uyumlu çalışması değil, halkın katılımına yönelik kimi çalışmaların da yapılması gerektiğini konuşmuştuk Rahmetli Hocamla. Oysa bazı anlayışların değiştirilebilmesi ne kadar da zordu!
Suçlar ve suçlular konusunu da içeren bu araştırmamızda yazılamayacak kadar ürperici sonuçlara ulaşmıştık. Üzülerek gördük ki komşu hakkını da kapsayan ‘’takım karıştırma‘’ ilk sıralarda yer alıyordu. Ne de olsa Devletin malını deniz kadar çok görebilen bir anlayıştan geliyorduk. Hukukun egemen kılınamadığı toplumlarda da bilindiği gibi ya ‘’orman kanunları‘’ ya da ‘’ben yaptım oldu‘’ zorbalığı egemen olurdu. Bu uğurda da içi kof nice sıfatlar türetilir ve hakkın hukukun işlediği değil; kişilerin borusunun öttüğü çarpık bir düzene ulaşılabilirdi. Düziçi bu türden aşamaları da geçirmiş olsa bile aramızda bazı kırıntıların var olduğunu hepimiz biliyoruz. Ayrıca devlet adlı hantal yapılaşmanın her şeyi doğru ve adil yapmış olduğunu düşünmek ise ayrı bir sorunumuz olsa gerek. Bu yüzden kişiler arası ilişkilerde, her ne kadar bürokrasi diyerek ötelense de yazılı anlaşmalara gerek var.
Her yerde olduğu gibi Düziçi’nde de artık sözün senet olmaktan çıktığı, verilen sözlerin tutulmadığı, sözde kefillerin bulunamadığı, yalan dolana tevessül edildiği bir sürece girilmiş bulunuluyor. Son iki yılda Düziçi’nde ayağı yere basar bir biçimde gelişmeye başlayan kentleşme alt yapısı giderek halkın rahat kavuşmasını sağlamaya başlamış. Kanalizasyon kanallarının döşenmesi, bir zamanlar göstermelik bir biçimde asfaltlanan yolların parke taşları ile bezenmesi, kaldırımların yapılması, imar mevzuatının sıkı bir biçimde uygulanmaya başlanması, yeni yollar yanında yeni yeni park alanlarının açılması ile yeni bir oluşuma kavuşuyor.
Okullaşma ile sağlık hizmetleri yanında halk eğitimin yaygınlaştırılması ve sosyal yardımlaşma hizmetlerinin daha etkin kılınmak istenmesi Düziçili için kentli olmak bilincinin de pekişmesi demekti. Ne ki kentleşme sancıları çoğu yönlerden halkı vuruyor, mutluluğunu baltalıyordu. Son beş altı yıl içerisinde gergin, huzursuz, mutsuz, dokunsan ağlayacak, geçim sıkıntısına düşmüş, hastalık hastası kişilerin artmakta olduğunu gözledim.Toz toprak içindeki yollarda yürümek yanında nice görüntü kirlilikleri ve kanalizasyonsuz bir oramda yaşamak onları da yeni gelenleri de rahatsız ediyordu Düziçi’nde. İçinde bulunduğumuz kentleşme sürecinde eskiden kalan kimi alışkanlıklardan biri olarak; hukukta suç olarak nitelenen ‘’takım karıştırma’’ ya da kişilerin kendi tapulu alanları dışındaki alanlardan pay kapma sorunu çıkıyor karşımıza.
Biliyoruz ki çoğu kişi hakkına razı olmuyor. Bu uğurda hak hukuk çerçevesinde çizilmiş olan tarla sınırlarını da zorlamakta olduğu için kentleşmenin göstergelerinden biri olan yolların düzenliliğini sağlamak da zorlaşıyor. Bu kapsamda cadde olarak adlandırılmış olan yolların; kimi yerlerde sağlı sollu olarak giderek sokaklaştırılmış olduğunu, kimi sokakların ise kargacık burgacık bir biçimde uzandığını görüyorum Düziçi’nde. Takımlar karıştırılmış, caddeler sokaklar yanında kimi kavşaklar da bile bile olsa gerek, kimilerinin tarlasına katılmış: Duvarlar yapılmış, çitler çekilmiş, bazı ağaçlar da dikilivermiş bir zamanlar. Dün olduğu gibi bugün de nice tartışmalar ve küskünlükler yaşanıyor bu tür takım karıştırma eğiliminden dolayı. Umarım tapulardaki gerçek sınrılara bağlı olarak açılır bütün yollar. Evler ile bahçeler, tarlalar arasındaki takım karıştırma açıkgözlülüğü ise kim bilir nasıl düzeltilir. Bu konuda, bir türlü anlaşamayan komşuların sınırlarını belirlemek bakımından Düziçi Belediyesi’ne büyük görevler düşüyor.
Duyumlarıma göre daha önceki belediye başkanları gibi sanırım Düziçi Belediye Başkanı Ökkeş NAMLI da bu konularda zorlanmaktadır. Düziçi’nde yaklaşık 500 kilometre uzunluğundaki kent içi yeni yolların geçeceği yerlerde olsun eski yolların tarla sınırlarına göre düzenlenmesinde olsun başlı başına bir sorunlar yumağı ile boğuşuluyor. Kimi yerlerde gerginlikler artarken kimi yerlerde Düziçili ‘’olması gereken ne ise o olmalı’’ diyor. Anlaşılan millet artık tozlu topraklı, eğri büğrü; çöp kovaları ile çirkin görüntüler sergileyen ve üstüne su sıçratılan tozlu, çamurlu, düzensiz yollardan bıkmış. Beklenen o ki çok geçmeden bütün yollar bir an önce ya parke taşları ile ya da asfalt ile kaplanmalıdır. Düziçili ilk olarak yerlere baka baka, çakılların üstünden seke seke yürümekten kurtulmaya başlıyor. Yolda yürürlerken, ayağı dönme ya da bir taşa takılma korkusu olmadan birbirlerinin yüzüne baka baka yürüyebiliyorlar artık. Oysa eski alışkanlıklarını sürdürmek, zorbalık göstererek yolların genişletilmesini; tapularındaki sınırlara rağmen engellemek isteyen kimi Düziçililer de var aramızda. Bence bu konudaki sorumluların iyi belirlenmesi gerekmektedir. Öncelikle tapu ve kadastro işleri ilk baştan; yalnızca kâğıt üzerinde yapılmış olduğu için komşular arasındaki gerginliklerin de ardı arkası kesilmiyor. Sanırım ‘’takım karıştırma’’ ya da ‘’tarla sınırı ihlâli’’ Düziçi’nde mahkemelere yansıyan ilk on başvurudan biri olsa gerek. Bu konularda eski ve yeni bir kaç olay biliyorum ki akıllara sezadır bence. Bu açıdan öncelikle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü her tapunun sınırlarını kalıcı bir biçimde belirlemeli ki ne komşular birbirine düşmeli ne de belediye başkanları kentleşmenin en önemli göstergelerinden biri olan yolların açılması ve düzeltilmesi için kendini bilmez kimi inatçılar ile tartışmaya girmelidir. Ne yazık ki masa başında oturularak havaya çizili tapular(!) ile ancak bu kadar olur. Bu amaçla sanırım öncelikle sorunlu yerlerdeki tarlaların, tapularına göre kazıklarının çakılmasında yarar vardır. Yoksa Düziçili çağdaş bir kentleşme için daha uzun yıllar kendi kendini yiyip bitirecektir.
1954 yılındaki kuruluşundan bu yana Düziçi’mizin kentleşmesi, güzelleşmesi uğrunda emeği geçenleri ve hakkına razı olarak Düziçi’nin kentleşmesinin önünü açmaya çalışanları kutlamak hepimizin borcudur. Bu yazıyı süsleyebilmek ve Dzüiçi'ni tanıtabilmek için bir kaç fotoğraf gerekiyordu. İçinde akrabalarımın, arkadaşlarımın bulunduğu güzel Düziçi’ni az da olsa kamuoyuna tanıtmak istemiştim.
Kaymakamlık sitesindeki fotoğrafların her ne hikmet ise 2007 ya da 2008 yıllarına ait olduğunu gördüm. Oysa bugünkü Düziçi orada tanıtılmaya çalışılan Düziçi değil. Belki ‘’bir zamanlar Düziçi’’ adlı bir başlık altında toplanabilir Kaymakamlık sitesindeki fotoğraflar. Dağları, ovaları, köyleri, beldeleri, dereleri, yeni yolları ile gelişen bir Düziçi görmek isterdim Kaymakanlık alanında. Umarım değiştirilir. Umarım kurumlararası uyum Düziçi’nin işlerinin sağlıklı yürütülebilmesi yanında Düziçi’nin tanıtımı için de önemli bir açılım olur. Bu yüzden Düziçi, Kaymakamlığı ile Düziçi Belediyesi’nin yayın alanından bir kaç Düziçi fotoğrafı ile süslemeye çalışmak isterdim bu yazımı. Düziçi Belediyesi kentleşme alt yapıları konusundaki çalışmalarını çok güzel yansıtmaya çalışmış. Emeği geçenleri kutlarım.
2007 yılında yazmış olduğum Düziçi için var mısınız, adlı yazımdan sonra yazmış olduğum bu yazımı kentleşme sorunlarını er ya da geç çözecek olan Düziçililere ithaf ediyorum.
Düziçi 02 Nisan 2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder