14 Eylül 2011 Çarşamba

Acımız büyüktür

Acımız büyüktür

I. Siyasi ve askeri edebiyat yetersiz kalmıştır

Aziz Arkadaşlar acımız büyüktür. Çeşitli ihmallerden dolayı günden güne içine sürüklenmekte olduğumuz ''teröraçmazlarından'' bir türlü kurtulamadağımızı bugün bir kez daha anladık. Unutmayalım ki bizi ancak ve ancak kanun hakimiyeti ile terör adlı sinsi canavar ile zecri mücadele kurtaracaktır. Bu konularda geliştirilmeye çalışılan ''siyasi ve askeri edebiyat zorlamaları ile'' hiç bir yere varılamadığı gün gibi açığa çıkmıştır.

II. Ortadoğu'yu parçamak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmek için can atanlar çoğalıyor

Ne yazık ki maddi ve manevi kaynakları ile çözümlenemeyen ayrılıkçılık, siyasi alandaki senaryolarını da geliştirerek kardeşi kardeşe düşman kılmış, hısım akrabayı da bir yol ayrımına getirmiştir. Anlaşılan o ki ne dindaşlık, ne komşuluk, ne demokrasi ne de aynı vatanın ortak kültürün hamuru ile yoğrulmuş çocuklarını en az ikiye bölmeye başlamıştır. Bu oluşum yeni değildir. En az iki yüz yıllık bir geçmişi vardır. Yalan söyleyen tarih ile birlikte o tarihi ve kültürel özleri kaynaştırarak; insanlığı, dindaşlığı, bir arada bulunmanın güzelliklerini anlatamayan yetkililer utansın. Elbette sinsi sinsi Ortadoğu'yu parçalamak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmekten çekinmeyen zavallıların varlığı da bir gerçektir.

III. Siyasi oyun aşama aşama sergileniyor

Benzer durumları Arap toplumları dün olduğu gibi bugün de yaşamaktadır. Bu acı reçete ile biz de çok sınandık: Afrika, Balkanlar, Kafkaslar ile Ortadoğu alanlarından kanlı birbiçimde uzaklaştırıldığımızı, kim inkâr edbilir? Oysa yine de dim dik ayaktayız. Romantik dış politika açılımları bile kimilerini ne kadar huzursuz etti, görüyor ve biliyoruz. Bu yüzden de sinsi terör ile birlikte sözüm ona demokratik bazı oyunların sahneleenmekte olduğunu da hep birlikte seyrediyoruz.

Seçimlerden önce yazmıştım: seçimlerden sonra kim bilir neler olacak. Görelim Mevlam neyler, demiştim. Şimdi o günlerin karmaşası geldi dayandı kapılarımıza: Terör giderek tırmanmakta, ayrılıkçılık söylemleri yaygınlaşmakta, demokrasi ile birlikte insanlık, tarih, hukuk ve yaptırımlar bir yana itilerek kuralsız (anomik) bir toplum olma yolunda karamsarlıklara doğru sürüklenmekteyiz.

IV. Neden ABD'den ders alınmıyor?

Yürürlükteki kanunların boşlukları yanında o kanunları tatbik mevkiinde olanların kimi merhametleri ne yazık ki günden güne geri tepmekte; bu ülkenin çocukları birbirlerinin canına kıymaktan çekinmemektedir. Öncelikle terör eylemlerinin gerçekleşme biçimine bakıldığında bunların ne kadar sinsi ve alçakça yöntemler ile uygulanmakta olduğunu anlamak için bilmem ne uzmanı olmaya gerek yok. Her şey ortada: Yabancı güçler ile işbirliği içinde olduğu yetkili makamlarca söylenen terör örgütü ne yazık ki otuz yıldan bu yana çökertilememiştir. Oysa ABD kendisini evinde vuranları on yılda çökertmiş; üstelik bazı ülkelerin başta petrol olmak üzere, yönetimlerine ve bütün zenginliklerine el koymuştur. O ABD ki Türkiye'nin bütün şehitlerine karşılık ancak on üçte biri oranında can kaybetmiştir, bir anda İkiz Kuleler'de.

V. Kan dökücü terörist ve propagandist ayrılıkçılığa teşne olanlar var bu ülkede

Anlaşılan bizde; uygulanması gerekirken, bile bile ihmal olunan birşeyler var. Başka bir deyişle yıllardan beri terör ya da etnik ayrımcılık karşıısnda yalnızca askeri ve polisiye tedbileri öngörenler; anlaşılan o ki bugün yenilmişlerdir. Yıllardan beri şehirlerin içinde, köylerde, yollarda, arabalarda, trenlerde sinsi yönetemler ile can almak yolunda çaba harcayanlar ile onlara yardım ve yataklık yapanlar ve onların sinsi propagandasını yapmaktan utanmayanları şiddetle kınarım.

VI. Hani kardeştik? Hani Çanakkale'de birlikte savaşmıştık? Bütün bunlar yalan mıydı yoksa?

Hani bizi birleştiren din kardeşliği? Hani Çanakkale'yi birlikte savunmuşluğumuz? Hani feodal yapının acılarından dolayı değişik çözümler bulma çabalarımız vardı? Hani Ankara başkenttir, resmi dil Türkçe'dir diyordunuz? Hani TBMM içinde sorunlar çözülmelidir diye seçimlere koşuyordunuz? Ne ki yine de aba altından sopa göstermek benzetmesinde olduğu gibi bugün de sinsice askerlere saldırılması durumunda yine sessiz kaldınız? Biliyor musunuz ki geçtiğimiz yıllarda aldığınız maaşlar ile almaya hak kazandığınız önümüzdeki beş yıllık maaşların içinde sinsice öldürülen yaklaşık kırk bin (40.000) kardeşimiz ile onların yakınlarının da alınteri vardır? Bu nasıl bir kişiliktir? Ne olur ister bir siyasi ister bir ilim adamı bunu açıklasın?

VII. Bu vatan için kanları toprağa düşen bütün ŞEHİTLERİMİZ nur içinde uyusun

Bu vatanın ve bu milletin bölünmez bütünlüğü ve kardeşliği için canla başla çalışan herkesi sevgi ve saygı ile anar; bu uğurda canlarını ve kanlarını feda ederek ŞEHİT DÜŞEN kardeşlerimi rahmetle yad'ederim. ALLAH(c.c) onlara Cennetinde en güzel yerleri ayıracak ve Peygamber Efendimizin yakınlarında ağırlayacaktır umarım. Ruhları şad'olsun.

Bizi yeni bir Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu karmaşasına düşürmemek için direnen bütün ŞEHİTLERİMİZ nur içinde yatsın.

Ankara 15 Temmuz 2011

Yorumlar (1)

Sessiz kalmııyorlar ki... Bangır bangır bağırıyorlar, biz özerkliğimizi ilan ettik diye. 13 şehit verilmiş, 2' si ağır olman üzere 7' si yaralı, bu ülkenin Başbakanı ve cumhurbaşkanı hala sessizliğini koruyor. Neden? Neden çıkıp ne olduğunu açıklamıyorlar. Neden ilan edilen sözde özerklik için ne düşündüklerini, ne yapacaklarını Türkiye Cumhuriyeti' nin biz vatandaşları bilmiyoruz. yoksa bir açıklama yapıldı da bizim gözümüzden mi kaçtı. Daha ne zamana kadar biz şehitlerin yakınlarına ve ailelerine başsağlığı dilemeye devam edeceğiz. PKK' nın sözcüsü olduklarını her fırsatta yineleyen insanları bir de meclis çatısı altında besleyip büyütüyoruz. Fakat üst düzey komutanlar dahil askerleri hergün içeri almaya devam ediyoruz. Kim yapıyor bunları, neye dayanarak yapıyor, askeriyenin yıpratılmasından, çökertilmesinden kimin ne gibi bir çıkarı olabilir. Özel savcı, gizli tanık, vs. Kimdir bunlar. Bunların hepsi başlıbaşına önemli sorular, önemli sorunlardır yetkililerce cevaplanması gereken.

Ayrıntıda gezinmek
15.07.2011 14:15
Cevap :
Ol YETKİLİLER artık edebiyatı da oy kaygılarını da bir kenara bırakarak hukuk çerçevesinde gerekli kararlılıklar içerisinde gece gündüz çalışmak zorundadırlar.Alçakça, sinsice, arkadan vurularak, uzaktan kumandalar ile öldürülen hiç bir YURTTAŞIMIZIN KANI yerde kalmamalı.Kendilerini SAVAŞ ortamında görerek her türlü zulmü ve melunluğu yapmaktan geru durmayanlar umarın hak ettikleri yaptırımları göreceklerdir. ya teslim olacaklar ya da vuruşacaklar erkekçe! Artık ötesi yok bu işin.Son açıklamalar da bunu gösteriyor. Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın dediği gibi:''Görelim Mevlam neyler'' İcraat beklemek hakkımızdır 16.07.2011 13:29

Hiç yorum yok: