Açılım süreci de terörü engelleyemedi

Yaklaşık otuz yıldan beri terörülkemizden elini çekmedi
Giderek içine terör eylemleri de bulaştırılan öğrenci olaylarını da sayacak olursak ömrümün üçte ikisi terör konusundaki gelişmeler ile geçti. O yılların birinde felsefe dersimizde hocamız: Herkes kendisine göre birer "kavram" seçerek açıklamaya başlasın. Sınav sorunuz budur, demişti. Ben de o yılların bende bırakmış olduğu etkilerden dolay olsa gerek "istikrar" kavramını açıklamaya çalışmıştım, ter dökerek. Görüyorum ki bugün ülkemizde çoğumuz yine bu "istikrar" adlı gizemli kavramın içini doldurmak için on binlerce çaba içerisinde didinip duruyoruz.
“İstikrar” sağlanmadan toplumsal sorunlar çözülemez
Oysa ülkemizde hak hukuk, adalet, doğruluk, nezaket, sevgi saygı, dürüslük, yasalara uygunluk, emeğin karşılığını ödemek, adam kayırmamak, her konuda adil olmak yanında "istikrar" konusunda da tutarlı işler yapıldığını söylemek için ya kör olmak ya da körü körüne birilerine yalakalanmak gerek.
Ne kadar acıdır ki adına Devlet denilen işleyiş, ilişkide bulunduğu pek çok etkileşim alanının yeterli olmaması nedeni ile toplumun özlemlerini karşılayamamaktadır. Böylece adına "istikrar" diyebileceğimiz olgunun içinde çözülmesi gereken sorunlarımız da en uygun biçimler ya da süreçler içerisinde çözülmüyor. Bu süreçte de ne yazık ki terör tırmanıyor; şehit sayısı artıyor günden güne. Benzer şekilde trafik kazaları bir türlü azaltılamıyor, eğitim sorunları dizginlenemiyor, haksız kazançalrın ve liyakatsizliklerin önüne geçilemiyor.
Sorunların çözümünde akıl gerektiği gibi kullanılmalı
Bir yerlerde hata yapıldığı çok açık. Buna "akıl tutulması" ya da "kimse ne yapacağını bilmiyor" diyenlerimiz var olabilir aramızda. Oysa ALLAH'ın bize "irade-i cüzziye" olarak vermiş olduğu AKIL ile her türlü sorunun çözülmesi ve önümüze çıkan engellerin aşılması gerekmez mi? Biz ya da bizi yönetenler neden oldum olası bir aymazlık içindedirler? Kim neden akıl ile yoğrulmuş bilimsel birikimler ve eleştirisel akıl ile bulunmuş olan yöntemler ve araçlarla gereken görevleri yerine getirmiyor.
Unutmayalım ki bize her yerde, her adımda ve her zaman “akıl” gerekiyor. Bir gram da olsa bir demet de olsa “akıl” olmadan ne iş olur, ne anlaşma olur ne de siyaset olur. Bu konuda 800 yıl önceden bize seslenen Yunus Emre’yi bir kez daha okuyalım:
Ya Rabbena eşimden, eşimden yoldaşımdan
Aklı alma başımdan, kabre vardığım gece
Kör düğümleri ancak ortak akıl çözer
AKIL karşılaştırmalar da yaparak geleceğe bakabilmektir. Siyaset de nice akılların, nice bilgilerin buluştuğu ORTAK AKIL demek ise en uygun sonuçlara ulaşılır. Yoksa bizde görüldüğü gibi açılımlar, saçılımlar terör eylemleri içinde KÖR DÜĞÜM olur çıkar karşımız. Açılım süreci içinde terör adlı uluslararası şebekenin nasıl yeşertilerek asker sivil demeden yeniden tırmanışa geçtiğini görüyoruz. Terörün maddi ve manevi kaynaklarının değerlendirilmesi de ayrı bir konu elbette.
Terör bu ülkeyi maddi manevi sömürmektedir
Kısaca:
Sivil, demokratik ya da Kandil'de konuşlanmış terör odakları ortadan kaldırılmadan bu ülkede ne hak hukuk, ne sağlıklı bir ekonomi ne demokrasi ne sağlıklı kişilikler ne de etkili bir siyaset yapılabilir. Millet anladı ki lafla peynir gemisi yürümüyor. Terörün kaynakları, terörün bataklıkları, terörün beyin takımı çökertilmeden bu ülkeye huzur gelmez. Terör bu ülkeyi maddi manevi sömürmektedir. Bu kapsamda kimilerine silahların gölgesinde ne gibi siyasi ikballer bahşedildiğini de bu millet görüyor.
Terör biter millet emeği geçenleri alkışlar
Sen kandırılmış ve ellerine silahlar tutuşturulmuş eşkiyalardan önce onlara her türlü eğitimi, öğüdü, silahı ve saldırganlık bilincini verek kindar takımı ortadan kaldır ki millet, derinden bir: Çok şükür terör bitti. Bu uğurda can verenler rahmetler olsun. Yıllarca bitirilemeyen terör için çok yönlü tedbirleri alan ve gerektiğinde, hukuk içinde kalmak kaydı ile, en acımasız yollara baş vurarak gerekneleri yapanlardan da ALLAH razı olsun. Dağlara, şehirlere salınan eli silahlı, cebi bombalı kandırılmış gençler de evlerine dönebildiler, anaların için için ağlamaları da bitti, desin. Unutmayalım ki 12 Eylül ile birlikte millet “akan öğrenci kanlarının” durdurulmuş olmasından dolayı ilgililere sürekli olarak şükranlarını sunmuşlardır. Peşinde de ben dahil: Daha önceleri nerelerdeydiniz; olayların giderek daha da vahim bir hal almasını mı bekliyordunuz, hepinize yuh olsun, demişizdir.
Kısaca:
Terör yıldan yıla ülkemizde ve Avrupa’da kök salmış; ayrılıkçılık ve ayrımcılık tohumlarını yaygınlaştırmaya başlamıştır. İçinde yetiştiğimiz uygarlığımızın değerlerine ve eşit yurttaşlık hukukuna rağmen yaratılmaya çalışılan bu tür oluşumlar toplum huzuru için hiç de sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir.
Bana göre, şimdiden şu da söylenebilir: Bu millet terörü bitirenleri ve emeği geçenleri hiç unutmaz.
Ankara 15 Ağustos 2011
Yorumlar (5)
Sayın Mencikyılmaz, Sokak ağzı sözüm kesinlikle sizi aşağılamak için kullanılmamıştır. Yanlış anlaşıldımsa özür dilerim. Maksadım, sıradan insanların yaklaşım şeklidir, demek istemiştim. Ben de 35 yılını devlete harcamış 60 yaşıma gelmiş bir emekliyim. Hangi siyasal ve sosyal olara tanık olmuş olabilceğimi anlamanız bakımında söylüyorum. Aklın yolu birdir. Hepimizin tek gayesi, ülkemizin sosyal ve ekonomik yönden giderek daha güçlü olmasıdır. Eleştirilerimizin tek hedefi budur. Hiç birimiz bindiği dalı kesmekle kendinden başkasına zarar veremez. Kötü niyetli kimi örgüt mensuplarını bu tanımın dışında kabul ederek söylüyorum elbette ki. İyi bayramlar diliyorum.
M.Sadullah SAĞLAM 26.08.2011 0:47- Cevap :
- Sayın Sağlam ilginiz için teşekkürü bir borç bilirim. Bu toprakları 1071'den beri bize bir vatan olarak sunmak uğrunda can veren şehitlerimiz ile gazilaerimizi hiç bir zaman unutmadan ALLAH (c.c.) bize sağlık esenlik içinde nice güzel günler ve bayramlar nasip etsin. Saygılarımla... 27.08.2011 15:08
Sayın Ömer bey, eğer karşılıklı sorularımızı incelersek verilen cevaplar ile bir tutarsızlık söz konusu. Siz 12 Eylülde terörün birden bittiğini söylemiştiniz ben de bunun nedenini bir örnekle açıkladım. Terörist ile terörist olmayanın sokaktaki insanları beyanları ile ayıklama örneğinizi sizin birikiminizdeki bir kişiye yakıştırmak mümkün değil. Bu bir sokak ağzıdır. Bu türden komplike sorunlar bilimin ışığında çözüme ulaştırılması gerekir. Çözüm ile ilgili hepimizin farklı görüşleri olabilir. Zaten farklı çözümler de yok denemez. En etkin sonuç verecek olan hangisidir sorusunun cevabını vermek bu kondaki doğrudan sorumluluk taşıyanların görevleridir. Bu nedenlerle konuya ilişkin yaklaşımlarınızı beğenmediğimi ifade etmek isterim.
M.Sadullah SAĞLAM 24.08.2011 16:01- Cevap :
- Sayın Sağlam Türkiye'de kurulu olduğu biçimi ile sürdürülegelen politikaların ne tür dayanakları olduğunu mesleğim ve yaşım gereğince çok iyi biliyorum. Bir bütün olarak siyasilerin yanlış tutum ve kararları yüzünden yaşanılan can kıyıcı terör süreci de bugün bütün acımasızlığı ile toplumu germektedir.Sanırım bu yüzden olsa gerek Sayın Başbakan Erdoğan da:Artık bıçak kemiğe dayanmıştır, dedi on gün önce.Peşinden MGK da: Terörler mücadelede kararlıyız demek zorunda kalmıştır.Anlaşılan bazı yanlışlardan dönülecek, yeni kararlar alınacaktır.Uçakların sorti yapması yeterli değil, terörle mücadelede tek başına güvenlik güçlerinin çabası yeterli olamaz diyorum.Çözüm bütün ilim dallarının bileşkesinden ortaya çıkar.Sizin ezberiniz güçlü olduğundan bu konudaki diğer yazılarımı dikkate almıyorsunuz anlaşılan.30 yıllık sorun bir makale ile de anlaşılamaz.12 Eylülcüler ile önceki hükümetler haksızlıklar yapmıştır bu millete.'Sokak ağzı'yakıştırmanızı size iade ederim.Durum ortada.Esen kalınız... 25.08.2011 17:25
Değerli dostum, 12 Eylül 80 hepimizin yaşadığı bir gerçek. Yapılanlar da bildiğimiz şeyler. Sokaklarda dolaşan zeka özürlü insanları bile "dur"emrine uymadığı için vuran bir yönetim geldi. Terör, yine terörden korkar.Bu konulara ilişkin birikimlerinize saygım var. Ama nesnel bir başka çözüm önermiyorsunuz. Zaten de yok. Kimin terörist kimin masum olduğunun belli olmadığı bir ortamda, masum kılığına girmiş bir teröristi nasıl teşhis edebilirsiniz.?Dünyada böyle bir icat yok henüz. O nedenle zararlı dokuları temizlerken zararsızlara da zarar verirsiniz.
M.Sadullah SAĞLAM 22.08.2011 18:46- Cevap :
- Sayın Sağlam biliyorsunuz ki terör maddi ve manevi yönlerden başımıza sarılmış bir beladır.Dış destekli olduğu kadar içerideki pek çok olumsuzluklardan kaynaklandığını da biliyoruz.KürtSorunu ve peşinden de KürtAçılımı gibi yakıştırmalar kör topal birdemokrasi ile de olsa Türkiye için çözümsüzlüğe yelken açılan bir yol olmuştur.Gelinen son aşamada Sayın Erdoğan ile danışmanlarının artık bütün şubeleri ile bu beladan kurtulmaları gerektiğini anlamaya başladıklarını sanıyorum.Sinsi teröre karşı Devlet de teröryapamaz.O zaman İsrailleşirsiniz.Devlet hukuk içinde gerekli her türlü mücadeleyi yapmakla yükümlüdür.Teröre karşı terörolmaz.Terör örgütü ile yandaşlarını ve Kürtleri çok iyi ayırmak gerek.Bu da ilgili kurumların işi.'Nesnel bir çözüm' önerecek konumda olmasam bile bu konudaki yazılarımdaki bazı yaklaşımlar umarım bu konuda ilgililere yardımcı olacaktır.Kimi kimden ayırt etmek konusunda Urfa'da karşılaştığım bir ToprakAğası:Biz kimin nerede olduğunu biliyoruz, demişti.Esenkalınız 22.08.2011 23:23
Bu ülkede terör var, terörle mücadele de var. Ancak, oyunun kuralları mücadele edenler arasında eşit değil.Bir taraf her türlü hukuksuzluğu ve acımasızlığı meşru sayabiliyor diğer taraf hak ve hukuk gözetmek zorunda kalıyor. Devlet masum insanları da öldürmeyi göze alabilirse ki, 12 eylül 80 darbesinde böyle oldu o zaman terör hemen bitebilir. O zaman da pek çok masum insanın canı yanar. Yazınızda gözden kaçırdığınız temel nokta burasıdır. Dünyanın hiçbir yerinde terör devleti yönetenlerin hoş bakabileceği bir olgu değildir ve olamaz. Zira o zaman bindiğiniz dalı kesersiniz.
M.Sadullah SAĞLAM 21.08.2011 12:19- Cevap :
- Sayın Sağlam bu yazım için yollamış olduğunuz eleştirilerinizi burada kısa da olsa cevaplamak isterim.Ülkemizde çok yönlü bir biçimde geliştirilen(!) terör sizin de sandığınız gibi bir oyun değildir.Bu konuda yalnız değilsiniz.Çünkü ne yazık ki siyasilerimiz yıllarca Ter. Müc. görevini askere ve polise havale etmişler;kendileri de siyasi ikballerini yoluna koymaya çalışmışlardır.OHALValiliği ile sürekli sıkıyönetim onların siyasi dehalarının ürünüdür.Bu müc'de tutulan yöntemler de bu yüzden iflas etmiştir.G.Doğu'da yaklaşık 9 yıl belgesel çektim.12 Eylül öncesinin hukusuzluklarını da yaşadım.'Devlet masum insanları da öldürmeyi göze alabilirse ki, 12 eylül 80 darbesinde böyle oldu o zaman terör hemen bitebilir' hükmünüze hiç katılamam.Devlet hukuk içerisinde görev yapar.Bence de 'devlet' adlı hantal yapı görevlerini çok yönlü olarak yapamadığı için 'terör' her yanımızı sarmaya başlamış;bindiği nice dalları kesmekten başka nice CANLAR'ın da sinsice vurularak şehadetine sebep olmuştur.. 22.08.2011 3:59
Tespit ve temennilerinize tamamen katılıyorum ancak tek katılmadığım nokta var ki, o da yazınızın sonundaki cümle. Bu millet emeği geçenleri unutmaz demişsiniz ama maalesef bu millet daha geçen hafta ne olduğunu unutuyor. Şehit haberleri artık arka sayfa haberleri olmaktan ibaret.Peki ya gaziler. Gazileri kim umursuyor? Terör operasyonlarına öncülük etmiş, canını, kanını ortaya koymuş nice asker, şimdilerde terörist suçlamasıyla yargısız infaz edilmiş ve cezaevlerinde tutuluyor. Üstelik te terör sözcüleri her gün bangır bangır bir özerkliğimizi ilan ettik diye bağırır ve Devlet hiç bir şey yapmazken. Böyle mi vefalı milletiz biz? İşte askere mücadele teşekkürümüz; cezaevi...Bir yandan asker dağda terörist kovalarken, diğer yandan bakanlarımız bile terör fikirdaşları ile objektiflere poz veriyor. Bu mu dur bizim vefa borcu ödeme şeklimiz. Üzgünüm ama başta Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizin kemikleri sızlıyor. Belki hayatta olsalardı, hangi dava kapsamında içerde olacaklardı.Saygıla
Murat Yazmacı 15.08.2011 14:13- Cevap :
- Murat Bey ben de sizin tespitlerinize katılıyorum.Ne yazık ki bu millete ne tarih ne dil ne kültür ne de bir bütün olarak bunları kapsayabilecek bilinç verilmiştir.Bilgin yoksa hafızanız da olmaz.Ben de bunu vurguladım yazımda.Terörün dayanağı olan Kürt varlığının ne olduğu arkeolojik,tarihi, etnolojik ve dil bilim verileri ile sosyolojik gerçekelr ortaya konulamadığı için sorun; hiç bir yazılı belgeye dayandırılmadan "etnik milliyetçilik" biçiminde yüreklerimizi dağlamaktadır. İktidarlar da yeniden seçilebilmek için DoğuveGüneydoğu'daki oyları yitirmemek uğruna iç ve dış güçlerin de yönlendirmeleri ile Kürtçülük ve ona bağlı olarak yaygınlaştırılmaya çalışılan yeni bir millet inşa etmek gayretlerinin engellenmesi güvenlik güçlerine bırakılmıştır.Bu da başından beri bir fiyaskodur.Bir toplumbilimci olarak yörede:Köylü,ağa,şeyh,aydın,esnaf,maraba,süper vali,milletvekilleri ile konuştum.Kısaca devlet güçlü olduğu sürece bu sorun daha çok büyümez bence.Mert dayanır namert kaçar.Ya sabır. 15.08.2011 17:26
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder