21 Şubat 2010 Pazar

Öyle şiirler vardır ki unutturulamaz ya da Müslümanlık Nerede?


Ömer Faruk Yılmaz
Yönetmen Gazeteci

Küçük yaşlarda nice şiir ezberledik. Belki bu yüzden olsa gerek şiir, türkü, şarkı, destan, masal, ninni konuları hep ilgimizi çeker. Ne de olsa çocukluğumuzda dinlediğimiz o ninniler ile masalların da etkisi ile duygusallığımız da bunlardan dolayıdır.

Onların çoğunu unutmuş olsak da öyle şiirler vardır ki sık sık okundukları için unutamayız. Onların taşıdıkları düşünce özleri yanında, içerdikleri ses uyumu da onları unutturmaz bize. Dillere destan olmuşlardır. Bilenler bilir; edebiyatımızda bu gibi binlerce şiir vardır. Bir türkü ya da bir şarkı gibi söyler gezeriz onları. İçine düştüğümüz durumları en güzel bir biçimde o şiirler anlatır. Ağıt yakar gibi birden bire çok özgün bir şeyler yazamıyor ve söyleyemiyor isek; belki de o an bir tek şiir anlatır bizi. Artık düşmez olur dilimizden.

Bu gibi şiirler bıkkınlık vermezler. Bu yüzden de eskimeden yaşarlar gönlümüzde. Böylece şairleri de sevilir günden güne. Bir türkü ya da şarkı olamamışlar ise suç onların değil, bizimdir. Unutkanlığımız yanında günübirlik yaşamakta oluşumuzun da etkisi vardır bu kopuşta.


Anlı şanlı bazı kitaplarda yer almasa bile severiz o şiirleri. Bilirizki onlar uzaklarda, kuytu bir yerlerde bekler dururlar. Kimilerince ne kadar saklanmak istense de onlar çıkar gelir bir bir. Derler ya : Arayan bulur!

İşte bu gibi şiirlerden biri de Rahmetli Mehmet Akif ERSOY (İstanbul 1873 - 1936)'un MÜSLÜMANLIK NEREDE adlı şiiridir. Şimdi anlıyorum ki onun pek şiiri gibi bu şiiri de dillerden düşmeyecek bir destandır.

Yıllar önce lise ikinci sınıfta Rahmetli Kimya Öğretmenin Cemil YÜRÜRDURMAZ'ın teşvikleri ile satın almış olduğum SAFAHAT'ta 1967'de evde zorunlu olarak, iki kere okumuş olduğum: Müslümanlık nerede, geçmiş bizden insanlık bile, diye başlayan şiirini hatırladım geçenler birden.

Yazılış sebepleri dünde kalsa da, sanki benzer sebeplerden dolayı daha dün yazılmış gibi anlatır bizi bize. Bizi bize anlatan bu şiiri; dileyen uygun bir zamanda ''Hey sıkılmaz! Ağlamazsan, bâri gülmekten utan!'' diyerek; geniş halk kitlelerine karşı da okuyabilir. İçinde pek çok inanç bozukluğu yanında kişilik bozukluklarını ve içinde nice sorunlarımızı da anlatan Mehmet AKİF'in bu şiirini birlikte okuyalım:

 MÜSLÜMANLIK NEREDE
Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile
Alemi aldatmaksa maksat, aldanan yok, nâfile!
Kaç hakikî Müslüman gördümse: Hep makberdedir;Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir!

İstemem dursun o pâyansız mefâhir bir yana
Gösterin ecdâda az çok benzeyen bir kan bana!
İsterim sizlerde görmek ırkınızdan yâdigâr!
Çok değil ancak! Necip evlâda lâyık tek şiâr.

Varsa şayet, söyleyin bir parçacık insâfınız:
Böyle kansız mıydı – Hâşâ – kahraman eslâfınız ?
Böyle düşmüş müydü herkes ayrılık sevdâsına?
Benzeyip şîrâzesiz bir mushafın eczâsına,

Hiç görülmüş müydü olsun kayd-ı vahdet târumâr?
Böyle olmuş muydu millet can evinden rahnedar?
Böyle açlıktan boğazlar mıydı kardeş kardeşi?
Böyle adet miydi, bî-pervâ, yemek insan leşi?

Irzımızdır çiğnenen, evlâdımızdır doğranan!
Hey sıkılmaz! Ağlamazsan, bâri gülmekten utan!.
“His” denen devletliden olsaydı halkın behresi:
Pâyitahtından bugün taşmazdı sarhoş nâ’rası!

Kurt uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi,
Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.
Lâkin aşk olsun ki, aldırmaz da otlarmış eşek,
Sanki tavşanmış gelen, yahut kılıksız köstebek!

Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı
Hasmı, derken, çullanmışlar yutmadan son lokmayı!
Bir hakikattir bu, şaşmaz, bildiğin üslûba sok:

Hâlimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.

Burnumuzdan tuttu düşman, biz boğaz kaydındayız!
Bir bakın: Hâlâ mı hâlâ ihtiras ardındayız!
Saygısızlık elverir... Bir parça olsun arlanın:
Vakit çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın!

Davranın haykırmadan nâkûs-ı izmihlâliniz
Öyle bir buhrâna sapmıştır ki, zirâ haliniz:
Zevke dalmak şöyle dursun, vaktiniz yok mâteme!
Davranın, zîra gülünç olduk bütün bir âleme,

Bekleşirken gökte yüz binlerce ervâh, intikam;
Yerde kalmış, nâşa benzer kavm için durmak haram!
Kahraman ecdâdımızdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa: İstikbâlinizden korkulur, pek korkulur!'

Yorumlar:

Ayten DİRİER diyor ki

Milliyet Blog yazarı

Akif tam anlaşılamadı... Bazıları Mehmet AKİF'in şiirlerini küçümseyip "İstiklâl Marşı ve Çanakkale Şehitleri'nden başka şiiri yok" deseler de, gerçeği haykırdığı dizelerin önemi yıllar sonra anlaşılıyor... Safahat'ı inceledikçe nelerle karşılaşmıyoruz. O Batı'nın tek dişini çok güzel görüp, dillendiren içimizden biriydi. Benim de bu aralar beynimde BÜLBÜL şiiri yankılanıp duruyor... Bu şiiri de bugüne ithaf gibi... Hatırlattığınız için kutlar, esenlikler dilerim.

Ömer F. YILMAZ :

AYTEN Hocam ilginize teşekkürü bir borç bilirim. Çok haklısınız. AKİF de şiirleri de unutturulmak isteniyor. Varsa yoksa İSTİKLÂL MARŞI! Eyvallah. Ne ki AKİF'in diğer şiirleri neden yazılmıyor,yayınlanmıyor; içerikleri konusunda yaşadığı çağ ile bugünler arasında bağlantılar kurulmuyor? Çünkü zülfü yare dokunur! Çünkü Fincancı Katırları gerçeklerin açıklanmasından, günü birlik yorumlanmasından KORKARLAR! Çıkarlarına da bencilliklerine de dokunur bu gibi genel geçer değerlendirmeler.

BÜLBÜL şiiri de ayrı bir ağlama destanımız değil mi? Yaşanan acımasızlıklar ve İŞGALLER karşısında AĞLAMAK da MATEM de o küçücük yüreği ile BÜLBÜL'e değil Mehmet AKİF dolayısıyla hepimize düşen en kutlu görevlerden biridir.

Orta Doğu'da yaşanmakta olan süreç ile birlikte düşünüldüğünde bu konu uzun daha çok konuşulup yazılmak durumunda. ALLAH (C.C) ARAP komşularımıza sabırlar versin. Ayrıca siz daha iyi bilirsiniz OSMANLI Devleti'ni dağıtmaya matuf ISLAHAT FERMANLARI yanında DÜYUNU UMUMİYE de ayrıca başımızın belalarıdır. Bu anlamda Namık KEMAL ile KURTULUŞ SAVAŞI da var için içinde.

Saygılarımla.

Rıza ÜSKÜDAR

MİLLİYET BLOG Yazarı

Ankara gördüğüne göre…
Ömer Bey, Cumhuriyet’in Ankarası, bugünleri gördüğüne göre, Selçuklu’nun Konyası neden görmesin… Sorun, ne Selçuklu’da ne Cumhuriyet’te, ne de Konya veya Ankara’da… Sorun, üçlü çatışmada, ama bir türlü itiraf etmiyorlar bu gerçeği… Çünkü küresel sis kapatmıştır, gözlerini… Allah yardımcımız olsun! Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…13.02.2010 15:10:28

Unuttursalar da…
Unuttursalar da, düşünsel bir arkeolojik “açma”da, yeniden keşfedeceğiz, onları… Çünkü bitmez tükenmez şiirleri, şehit kanıyla yoğrulmuştur bu topraklarda… Yaz bahar ayları geldiği zaman, birlikte taze çiçeklere dönüşecekler; sümbülü, nergisi, çiğdemi olacaklar, Anadolu’nun… Başında toplanacak arılar, Anadolu’nun boş kovanlarını dolduracak, iri buğday başakları da ambarlarını… Tüm çiçekler, iri buğday başakları, güneye yönelecekler ayçiçeği gibi… O zaman Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Yusuf ile Züleyha, Arzu ile Kamber, gerçek anlamda mutlu olacaklar… Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rahmetli Mehmet AKİF'in şiirinden esinlenerek yazmış olduğunuz bu özlü ve sembolik açıklamalarınız için ilginize teşekkür ederim. ŞAİR MİLLETİZ vesselam, derler ya yine gelip dayandık bu özümüze.İçten ve dahi dıştan bir türlü yıkamadıkları ŞİİR, MASAL ve HALK HİKAYELERİMİZ ile DESTANLARIMIZ içlerinde ne kadar büyük bir güç taşıyorlar şimdi daha iyi anlıyorum. ALLAH'ın izni ile o söz sanatlarımızı ve müziğimizi yaratan TÜRKÇEMİZ'in gücünü gelmiş geçmiş bütün atalarımızın ruhlarını aydınlatacak, geleceğe bakışımızda da sinsi tuzaklar ve kurnazlılar ile tezgahlanan çirkin propagandalara sarılarak bize karşı koymaya çalışanlar inşallah emellerine ulaşamayacaklardır.Unutulmasın ki Orta Çağ'dan bu yana Batı sürekli olarak HARİTA DEĞİŞTİRMEK, UYDU DEVLETÇİKLER KURMAK, yeni yeni tıfıl milletler İNŞAA ETMEK hevesindedir.Oysa bu gibi teşebbüsatın ne gibi elemler doğurduğunu biliyoruz. Olan onlara uyanlara oluyor. Çok yazık.13.02.2010 15:42:19

Ömer F. YILMAZ :

İşte bütün sorun da burada RIZA Bey. ÖZAL'ın Büyük Eğilimler cilasından sonra şimdilerde de DEMOKRATİK KÜRESEL sisler altında; bulanık suda balık avlama süreci yaşanıyor. İçinde nice kirli oyunların döndürülmeye çalışıldığı bu gibi gelişmeler ne İSTANBUL ne ANKARA ne de KONYA için umarım MONDROS ATEŞKES ANLAŞMASI gibi yeni bir İŞGAL SÜRECİ başlatmaz. O günleri unutturmak için herşey yapılmaya çalışılsa da bu gibi çirkin sinsi, terör maşaları bana göre emellerine ulaşamayacktır. Çünkü YİRMİLİ YAŞLARINDAKİ YİĞİTLER gözlerini bile kırpmadan HİTİTLER, İONLAR dahil bütün ATALARI ve bu KUTSAL TOPRAKLAR İÇİN canlarını vermekten çekinmiyorlar. Ne yazık ki TEK güvencemiz onlardır; onların ANA BABALARI ile yakın akrabalarıdır. Çoğu şiirinde bize bu yüce ruhları anlatan Mehmet AKİF de nur içinde yatsın. epkilerimi ortaya koymaya çalıştığım bu nâçiz yazım için katkınızdan dolayı var olunuz.

CAN MEHMET :

Kar sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı

Değerli Ömer Faruk Bey, bilirsiniz, kişinin (memnun olmadığı) mevcut durumundan kurtulabilmesi için öncelikle sıkıntılarının farkında olması gerekmektedir. Arkasından düşünmesi, sorgulaması, kendi durumuna, yeteneklerine ve imkanlarına göre çözüm üretmesi gelecektir. Bölgemiz, gelişmiş batı için bulunmaz zenginlikte hammadde kaynaklarına sahiptir. Özellikle de İngilizlerin ifadesi ile; "Bir damla petrol, bir damla kan" değerindedir. Zamanında buna en büyük engel, bölgesini (Balkanları- Ortadoğu ve Afrika'yı) sömürtmeyen Osmanlıydı. Onun hakkından el birliği ile geldiler. Ve üzerine basarak bir daha (Müslüman) Türklere hayat hakkı vermeyeceklerini de vurguladılar. Meraklısı, Fransız ihtilali (milliyetçilik anlayışı) dahil, 1 ve 2. Dünya savaşlarının güçlülerin dünyayı paylaşmak için kurdukları bir oyun olduğunu bilir. M.Akif Ersoy, bu durumu hayret verecek şekilde ve doğru olarak anlatmaktadır. Bu manada halkın önce durumunun farkında olmasına ihtiyacı vardır. Sağlıcakla kalınız.13.02.2010 14:48:52

Ömer F. YILMAZ :

MEHMET Bey büyük şairimiz Mehmet AKİF'in şiirindeki özden dolayı olaylara tarih bilgimiz ile bakılması gerektiği konusunda anlaşıyoruz sanırım. Sizin çoğu yazınızda da tarih ve dil bilim yükü ile dolu önemli AÇILIMLAR var olduğunu biliyorum. Ne yazık ki içimizdeki şeytanlar ya bulanık suda balık avlamayı ya da yangından mal kaçırma yollarını çok iyi biliyorlar. Oysa bu iki yolda SAĞLIKLI KİŞİLİKLER için çok yanlıştır. İşte bu gibi KİŞİLİKLER hiç bir işlerini hakkı ile yapmazlar; iki yüzlüdürler, kullanılmaya da teşnedirler bence. Yakın geçmişimizde olduğu gibi çok eskiden de bu gibi kişilik bozuklukları yüzünden başımıza neler geldiğini TARİH bize anlatıyor. Bunu adı da İHANET'tir; arkadan vurulmaktır.

Ne yazık ki OSMANLI'nın değerini BALKANLAR'daki yeni yetme devletler anlayamıyor. ARAPLAR da zar zor anlamaya başlıyorlar sanırım. Bugün MB'ta da yazan Bojidar ÇİPOF'a yazdım: OSMANLI olmasaydı BULGARCA uçar giderdi, diye. Bakalım ne yazacak. İngilizlere göre "Bir damla petrol, bir damla kan" değerindedir, diyorsunuz. Doğru tespitlerinize katılıyorum. Bu satırları okuyunca; bıyık altından gülecek bazıları için şunu eklemek zorundayım: OSMANLI'nın büyüklüğü ve önemi için HaLiL PAŞA (KUT)'nın KUT'ÜL AMMARE zaferini okusunlar da IRAK'ta ARAPLAR ile KÜRTLER'in ne kadar ucuza gittiklerini ve VATAN SAVUNMASI nedir anlasınlar!

Ayrıca unutmayalım ki Batı yüz yıllardan, belki de Haçlı Seferleri'ndeki ilk yenilgilerinden beri TÜRKLERİ önce Orta Doğu'dan sonra da VİYANA'ya kadar ilerlemiş olan OSMANLILAR'ı yedeklerine RUSLAR ile BULGARLAR'ı ve GREKLER'i de takarak bütün TRAKYA, ANADOLU ve KAFKASLAR'dan atmak azim ve kararlılığını göstermediler mi? Onların bugün bile bu ülkülerinden hiç de geri adım atmadıkları son IRAK Devleti'nin başına gelenler ışığında yeniden değerlendirilmelidir bence.

Anlaşılan Batı yüzyıllardan bu yana bazı nedenler öne sürerek kendi çıkarı için ; canları ve kanları karşılığı olduğunu bile bile, savaş çıkartmaktan çekinmemektedir. TÜRKİYE ile IRAK için de son dayatmaları çok açık bir biçimde görüldüğü gibi DEMOKRASİ kavramı çerçevesinde dönen nice dolaplardır. Oysa bu Kutsanmış Yönetim biçimi(!) ne krallıklar ne tiranlıklar ne de sultanlıklar için dayatılmakta ve onun uğrunda bir yerde savaşılmaktadır. Bir hinlik var bu işlerin içinde!

Hiç yorum yok: