21 Şubat 2010 Pazar

ATİNA'nın MAKEDONYA açılımı ya da DNA gümbürtüleri

Yapılan bir DNA araştırmasına göre Yunanistanlılar Etiyopya kökenli çıkmışlar! Bir başka DNA araştırmasına göre ise Yunanistanlılar ne kadar Grek iseler bir o kadar da Asyalı imiş!

Ne yapacak şimdi çok büyük idealler (Magalo İdea) peşinde koşan ATİNA? Yandı keten helva, denilen durumlardan biri de bu olsa gerek. İşte bu durumda komşuları ile sürekli olarak didişmekten çekinmeyen''pıtırak gibi yapışkan'' ve ''savaşçı''olduğu da söylenen Grekler (Yunan) son günlerde MAKEDONYA Elen(ik) mi değil mi, diye bir anket uygulamasına başlamış bulunuyorlar. (http://www.topix.com/forum/world/macedonia/TAAAAFN23PMGMJ147/p2)

Sanırım amaçları 1993'de kurulan ve bir türlü bağımsızlığını tanımadıkları ve bayraklarını bile değiştirttikleriMAKEDONYA'yı silah bile patlatmadan, kendi topraklarına katmaktır. Selanik ve çevresinin Güney Makedonya olduğunu, dolayısıyla Kuzey Makedonya'nın asla bağımsız olamayacağını ve kendilerine bağlanması gerektiğini öne sürmektedirler.

İşte bu çerçevede YUGOSLAVYA 1991'de dağıldıktan sonra binbir zorlukla kurulan MAKEDONYACUMHURİYETİ ne yazık ki bu adı yüzünden sıkıntılı yıllar yaşamıştır. Güney komşusu Yunanistan'ınBM'e bastırması sonunda tarihte bir kere kısa süreli bağımsız bir devlet kurmuş olan MAKEDONLAR'ın bu yeni devletleri için BM'ce Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti (EYMC) adı uygun görülmüştür. Ancak TÜRKİYE ile ABD dahil; Fransa, Almanya, İngiltere, Danimarka, Belçika, İspanya dışındaki çoğu Avrupa ülkesi tarafından yine de MAKEDONYACUMHURİYETİ adı ile tanınmaktadır.

İnsanlar nice ibretlik iddialar içinde yaşıyorlar, desek bile geçmişin hesabı görülmeden de geleceğe bakılamıyor. Anlaşılan insanlığa rahatlık yok!

Hukuk dilindeki ''nesebi gayri sahih'' durumlar yanında arkeolojik ve suç delilleri için ''kromozomlar üzerindeki DNA'nın fragman uzunlukları''nın karşılaştırılmasına dayanan STR (short tendem repeat) adlı kimlik belirleyici ABD patentli bu teknik 1970'lerden beri yaygın olarak kullanılmaktadır.

Çok seyrek de olsa bizde de uygulanan bu teknik ile kinileri için sevindirici kimileri için de üzüntü verici sonuçlar ortaya çıktığını biliyoruz. Kısaca DNA testi bir mihenk taşı. Kesinliği de % 99 olarak öne sürülüyor. Bu yüzden de gerektiğinde başvurulan DNA testi sunuçlarının kesinliğinden kaçış yok! Eğer örnekler uygun şartlar içerisinde alınmış ise ulaşılan sonuçları eleştiremezsiniz.

Gerçeğe teslim olmak diye buna denir işte. Ayrıca genetik araştırmaları için en önemli dayanaklarından birisi olan DNA testi Darwin'in ortaya attığı ve pek çok tesadüflerin de peşin olarak kabulünü öngören Evrim Kuramı'nın papucunu dama atmış durumda. Çünkü burada varsayımlar, açıklama denemeleri, bin dereden su getirmek ve gelişi güzel yorumlamalar yapmak yok. Herşey alınan örnek içindeki enzimlerde gizli!

Bu açılardan ATİNA Hükümetlerinin ve bazı baskı odaklarının KIBRIS'taki ve MAKEDONYA'daki halkların ELEN oldukları yolundaki çabalarının da önü kesilmiş bulunuyor. Bütün bunlara rağmen ne onlar yayılmacılık ne de ''ötekiler'' kendilerini korumak bakımından boş durmuyor sık sık DNA testleri yaptırmaya da başvuruyorlar. Bu yüzden BALKANLAR iyiden iyiye karışmış durumda, gördüğüm kadarı ile. Oysa on yıl önce halk arasında böyle bir durum yoktu. BEÇ YÜZ YIL içinde sizler ileİKİ BİN YILDAN beri de ötekiler ile kaynaşmış gidiyoruz işte deniliyor; demokrasinin nimetlerinden yararlanmaya çalışmak gerekir deniyordu.

Ancak görebildiğim kadarı ile incelenen alanlardaki örneklerden kaynaklanan sayılara bağlı olarak ortaya çıkan istatistik verilerinin açıklanması ve yorumlanması işinde olduğu gibi DNA verilerinde de tartışmalar birbirini kovalıyor.

Gerçekte bizde de yapılmalı bazı taraflı ya da tarafsız DNA (deoksiribonükleik asit) araştırmaları. Çünkü AÇILIM için bu da belli başlı bir dayanak olabilir. Ancak sanal ortamda yaptığım; sözümona araştırmalara göre DNAtespiti için kullanılan ilaçlar ile yollar yöntemler de çıkabilecek olan sonuçları çok etkiliyormuş.

Bu yüzden de ''birbirini yalanlayan pek çok ilginç bilgiler'' çıkmış ortaya. Korkunç bir PROPAGANDA ÇARKI işliyor bence çevremizde. Sanırım için içinde ATİNA Hükümeti'nin MAKEDONYACOĞRAFYASI için göze aldığı yayılmacı politikalar var. Ne yazık ki ATİNA Hükümetleri OSMANLI DEVLETİMİZ'in SELÂNİK VİLÂYETİ KONAĞI olarak 1880'lerde yaptırdığı o büyük yapının son katındaki tadilat ile bu amacına da ulaşmayı tasarlamışlar yıllardan beri. 2001'de Selânik'e gittiğimde pek çok ucube uygulamalardan biri olarak o büyük konaktaki antik uyarlama çabalarını da gördüm.

Ne yazık ki bugün MAKEDONYA'nın başkenti olarak öne sürüdükleri SELANİK'teki o konağın tepesine yerleştirdikleri MAKEDONYA Kralı II. FİLİP'in oğlu İSKENDER'in yüzü, onun gerçek hayatını da bildiğimiz için öz be öz MAKEDON'dur!

Ayrıca arkeolojik verilere göre de MAKEDONLAR daha ATİNA ile SPARTA teşekkül etmeden çok daha önceleri M.Ö. 1600'lerde ''savaş arabaları ile birlikte'' akın akın İç Asya'dan DORLAR ile gelerek bütün yarımadaya yerleşmiş olan ve özellikle Atina'yı da yöneten Mikenler'in kuzeyde kalmış olan torunlarıdır.

Eğer tarihi gerçekler böyle olmasa idi ATİNA ile MAKEDONYA yıllarca neden çekişecekler ve sonundada yirmi yaşındaki İSKENDER (M.Ö.356 Pella-M.Ö.323 Babil) neden babasının yarım bıraktığı genişleme çabalarına bağlı olarak; aşağılara doğru inerek bütün ATİNA ve SPARTA topraklarını askerlerinin kanları ve canları pahasına kendi topraklarına katacaktı?

Bu konuda ABD tarafından Büyük İSKENDER adı ile iki kez (1956, 2004) çekilmiş olan sinema filmlerinde O'nun ATİNA'yı nasıl aldığı da gösterilir.

Ortaya çıkan bu çekişmeler doğrultusunda düşünecek olursak: ATİNA'lı aydınların anketler düzenleyerek DNA peşinde koşarak bütün MAKEDONYA'yı ELEN yayılma alanları içersinde görmesi yerine (çünkü ATİNAşehir devleti hiç de MAKEDONYA'yı fethedebilmiş değildir) MAKEDON AYDINLARI'nın Büyük İSKENDER'in bütün GREK topraklarını almış olmasından dolayı toprak talep etmeleri gerekir.

Bu açıdan MOSKOVA'daki yüzü aşkın kişinin aratırmalarına bakacak olursak; bu gibi araştırmaların etnolojik ve antrıpolojik yönleri de olmalıdır. Bu durumda onlara göre bugünkü GREKLER % 99 Eski Grekler'in torunlarıdır. Oysa bu yaklaşım % 99 yanlış bana göre! Çünkü göz göre göre arkeolojik bulgular ile dil ve kültürün diğer alanları unutturularak bu gibi araştırmalar ile hiçbir yere varılamayacağı açık.

Bu gibi yollar ile ancak bazı GENÇ BEYİNLER kandırılabilir. Kimileri de onların oyu ile bir kaç koltuk işgal edebilirler; o kadar. Bu da gelecek için çok kötü bir yatırım demektir. Propagandanın ulaşacağı çirkin amaç da bu olsa gerek.

Kaldı ki pek çok göçler ve akınlar ile o topraklara gelen: AKALAR, HUNLAR, PERSLER, EGE ADALILAR, FENİKELİLER, AVARLAR, PEÇENEKLER, UZLAR, GİRİTLİLER, İONYALILAR, TROYALILAR, PERSLER, LATİNLER, SIRPLAR, BULGARLAR ile yaklaşık 500 yıl o yörelerde egemenlik kuran OSMANLILAR nereye gitti? Hiç mi ırklar arası evlenme olmadı? Onlar sevgi denilen bilmeceyi hiç mi bilmezlerdi?

Bu anlamda sanal ortamda dolaşmaya başlayan ve değişik ilimlerin desteğini de alan aşağıdaki bazı derlemeleri; pek çok sakatlıklarına rağmen bilgimiz olsun diye seyretmekte fayda vardır. Yoksa bu gibi iddialar ile tıpkı bizdeki mesnetsiz son moda AÇILIM dayatmalarında da olduğu gibi İNSANLIK için hiç bir çözüme varılamaz.

Bu açıdan pek çok eksiler olsa da DEMOKRASİ adı verilen kan dökülmesini engellemesi ve kişileri yeteneklerine ve taşımakta oldukları cana göre kursal gören yönetim biçiminin gereklerini yerine getirmemizde büyük faydalar vardır.

Şimdi ibret-i alem için aşağıdaki ''son moda uçuk kaçık bilimsel kırıntılı'' görüntüleri seyredelim:

Birilerinin araştırtmasına göre:
http://www.youtube.com/watch?v=FY-yJTDcOmc&feature=related

MOSKOVA araştırmalarına göre:
http://www.youtube.com/watch?v=FY-yJTDcOmc&feature=related

Bu da ortadan bir araştırma:
http://www.youtube.com/watch?v=25cWGsNkrIY&feature=related


Ayten DİRİER
MİLLİYET BLOG Yazarı
http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=1512565

Kifayetsiz muhterisler kazdığı çukura düşer hep! Onlar Makedonya'yı, İstanbul'u, Ege'yi Megalo İdea sınırları içinde görürken, bağlı Girirtliler bile kendilerini Yunan saymaz! DNA'larının Asya'lı çıkması, karmaşayı açıklamaya yeter. Sonra bu Megalo İdea sınırlarına erişmeleri çok zor. Ardlarında artık savaş alanına itekleyen Avrupalı yok, onları eyalete dönüştürmeyi düşünen AB var! Paylaşım için teşekkür eder, esenlikler dilerim. 16.02.2010 19:37:28

Ömer F. YILMAZ

AYTEN Hocam haklısınız. AB işi çok sıkıya alıyor artık. Onlara karşı sürekli direnen MACARLAR ile BULGALAR boyun eğdi onlara. Sırada şımarık GREKLER ile çok dirençli ve kalabalık TÜRKLER var.Yoğun propaganda ile terör de yedeklerinde olduğu halde bizden pek birşeyler koparılamadığı açık.Günden güne ne idüğü belirsizleşen AÇILIM sarmalı ise Batı'nın da sözüm ona arkeolojiden, tarihten, dilbilim ile anlam bilimden nasibini alamamış olan DEMOKRATİKLİK ile TERÖRE ÖVGÜCÜLÜK arasında silik zikzaklar çizenlerin de pek işine gelmedi.

Açıkça diyorlar ki ESLİHA (silahlı) DAĞ KADROLARI muzaffer çıktı; bırakın biz bir DEVLETÇİK kuruverelim! Açıkçası 25 yıllık alçak ve sinsi TERÖR SALDIRILARI'nın semeresi olarak günden güne siyasallaşan ve ULUSLARARASI TERÖR ÖRGÜTÜ'nü de yedeğinde tutan KÜRTÇÜLÜK hiç bir arkeolojik, dil bilimsel ve tarihi belgeye dayanmadan bir KÜRT DEVLETİ OLUŞUMU peşindedir.

Ne yazık ki uluslararası güçlerin oyuncağı olduğu bilinen bu silahlı terör örgütünün peşinden giden sözüm ona ''demokratik'' düşünceleri savunduğunu söyleyen bazı siyasiler de var bu ülkede. Oysa demokrasi ne silahlı mücadeleyi ne de siyasi ayrımcılığı ön görür. Çok ilginçtir o kişilere; kendilerince savunmaya çalıştıkları bazı ''doğru''ları ''demokrasinin beşiği sayılan'' AB ülkelerinde ya da ABD'de savunabilirler mi, diye soran bile yok bu ülkede. Eski bir niteleme de olsa UYDU BİR DEVLET olsun da nasıl olursa olsun; yeter ki bizim olsun hevesindeki bu kişiler öncelikler sayıları RESMEN 35.000.-(otuzbeşbini) aştığı söylenen; çoğu da FAİLİ MECHUL olarak kayıtlı olduğunu sandığım yurttaşlarımızın kan bedellerini nasıl ödeyecek, önce bunun konuşulması gerek miyor mu?

Olan oldu; kimi kimden soracaksın, anlayışı ile ne DEVLET ne VİCDAN ne de ADALET yürümez! ÖRGÜT elemanlarının Batı'daki işçilerimiziden ve yurt içindeki bazı kişilerden para topladıkları ve UYUŞTURUCU kaçakçılığı ve ticareti yaptıkları bilinen bu oluşum,bence pek düşkün oldukları DEMOKRATİK süreç içerisinde öncelikle İYİ BİRER YURTTAŞ OLMAK için çalışmaya başlamalıdır. TERÖRE KARŞI savşamakta olan bazı devletlerin ortaya koydukları hiç bir çözüm içerisinde TERÖRÜ DURDURMAK İÇİN onların silahlı ve saldırgan bağlıları için BİR DEVLET BAĞIŞLAMAK gibi bir çıkar yol buldukları ne görülmüş ne de duyulmuştur. Bulanık suda balık avlarken bir de bakıyorlar ki kendilerine BİR DEVLETÇİK bahşedilmiş! Vay be!

Unutmayalı ki CELALİ İSYANLARI'nda bile OSMANLI haklı olarak direnmiştir. BALKANLAR'daki gelişmeler ise bu gibi gelişmelerin ötesinde nice değişik süreçlere ve dinamiklerer dayanıyordu, bildiğim kadarı ile. Son gelişmelere göre ortalık yumuşasın, terör daha da konrkunç bir hal almasın diyen HÜKÜMET de sanırım; ardı arkası bitmeyen ve hiç de demokratik olmayan istekler manzumesi karşısında; kucağına itelenen AÇILIM adlı ATEŞ TOPU'nu KANDİL DAĞI'nın bir yerelerinde patlatarak huzura erecektir. HÜKÜMET'in son çıkışlarından bu konulardaki direncinin giderek yükseldiğini görmemek mümkün değil. Bakalım ne olacak. İlginize teşekkür ederim. 18.02.2010

Kadri KANPAK
MİLLİYET BLOG Yazarı
http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=1111231

Selamlar

Onlar Makedonyayı yutmaya kalkarken sanırım AB nin bir vilayeti olma aşamasındalar çünkü BORÇ gırtlağı geçmiş batmışlar, haberleri yok. Bütçesini yönetemeyen insanlara vasi atanır, onlarda AB nin vesayetine girmek üzereler. İnatçı yaşlı ölüm döşeğinde "benim dediğim olacak" diye tutturunca kara mizah çocuğu sormuş "baba biraz sonra ne olacak" diye babada bir o kadar mizahi cevap vermiş "o zaman ben olmayacağım" diye. Bilmem uydurabildim mi? Saygılar. 15.02.2010 05:40:59.

Ömer F. YILMAZ :

Çok yerinde bir açıklama bu. Bir de OSMANLI'dan koparıldıktan sonra atanan YUNAN KRALLARI da Batı'nın soyluları değil miydi? Çünkü gerçek Eski Yunanlı TİRANLARIN SOYU Bizans'ta ve OSNMANLI'da eriyip gitmişti. Dün olduğu gibi bugün de BATI'NIN ŞIMARIK ÇOCUĞU olarak bildiğimiz ATİNA'yı AB ile ABD kurtaracaktır.

Bizim Hasta Adamımızı öldürmek için ''ordularının dördü beşi'' ile yüklenenler bizden de alarak hiç bir ülkeyi TEĞET GEÇEMEYEN o azim KÜRESEL KRİZ'den ATİNA'yı kurtaracaklardır. ''Sen ağlama ben ağlayım bülbül'' dercesine sorunun çözümü için işe dört elle sarılmış AB baronları anlaşılan. AVRUPA'daki işçilerimizin maddi manevi nice sorunlarını çözdüremeyenler anlasınlar AB canı kadar çok sevdiği, kendinden saydığı, hesabına kitabına güvendiği sorunlu ülkelere nasıl yaklaşıyor. Doğrusu da bu! Bizdeki AB severlere duyurulur: Nasılsınız? Var olunuz Kadri Bey...

YEŞİL SOĞAN

MİLLİYET BLOG Yazarı

http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=539520

Yunanistanın işi zor:-)
Mekadonyanın şimdiki adı Tatova eski adı Kalkandelen olan bölgesindendir köklerimin bir uzantısı. Binbaş İsmail dedem, Karakalpaklı, Kemalin askerlerindendir. Kalkandelende azımsanmayacak bir Türk nufusu hala var ve hepsi de Türkçe konuşmaya devam ediyorlar. İyi insanlar:-) Selamlarımla...16.02.2010 12:02:30

Ömer F. YILMAZ

Aziz Kardeş var ol. 2000 yılında gezdim MAKEDONYA'yı baştan sona. Dağlara çıktım, Vardar kıyılarında dolaştım,çok konuksever kardeşlerimiz ile konuştuk, Kocacık'a çıktım, eski Bektaşi tekkelerinden birinde iki saat kadar dolaştım. Tekkedeki ak keçe külahlı bekçi ya da imam beni hiç sevmedi; duruşundan ve soğuk kısa cümlelerinden anladım. Ne ki anladığım kadarı ile OSMANLI'nın o sıcaklığı uçup gitmiş;araya silah sokmuş çirkin adamlar.

Türkler, Pomaklar, Romanlar, Torbeşler ile Makedonlar'da değil de Arnavutlar'da korkunç bir TÜRK ve İSLAM düşmanlığı var. ÜSKÜP Halk Tiyatrosu'ndaki sanatçılarımızla birlikte eski dostlarım Lütfü SEYFULLAH ile Kemal LİLA ile yeniden buluştuk. MAKEDONYA'daki 500 yıllık birlikteliğin sanatta, mimaride, müzikte ve sevinçteki güzelliklerini az da olsa teneffüs etmeye çalıştım. Zaman herşeyi değiştiriyor; önüne geçemeyiz. Ne ki en ağırıma giden bir kaç olay SELANİK'te olduğu gibi MANSTIR'da (şimdi BİTOLA diyorlar Makedonca adı ile) da karşıma çıktı: Eserlerimiz ya yeni kaplamalar ile örtülmüş yada tepelerine birer HAÇ dikilmişti. Yine de o topraklardaki OSMANLI DAMGALARI ölmeyecek. Anılarınızı yazmalısınız bence. Söz uçar yazı kalır. Konu uzun yer dar! 16.02.2010


CDENİZKENT

MİLLİYET BLOG Yazarı
http://blog.milliyet.com.tr/cdenizkent/Blogger/?UyeNo=1116138

Megola İdea nedir, sınırları nereye kadar uzanır.
Merhaba...Size hiçbir yerde bulamayacağınız bir bilgi vererek bloğunuza katkıdabulunayım...Ege Denizi'nde bulunan 3000 adanın en ortasında(çoğrafi olarak-isterseniz hariyata bakın) Skiroz(okunduğu gibi yazdım) adlı küçük bir ada vardır. Yunanlılar, bir pergelin iğneli kolunu bu adanın, kalemli kolunu da İstanbul'un üstüne koymuşlardır. Ve bir daire çizmişlerdir.(isterseniz siz de çizin ve görün) Bu dairenin içinde kalan Türkiye toprakları, Yunanistan'ın "Megola İdeası"nın çoğrafi sınırları ya da Türkiye'den almayı düşündükleri topraklardır...Aynen bizim "Misak-ı Milli"miz gibi...Bizim insanlarımızın pek çoğu Misak-ı Milli'yi bilmez ama, Yunanlı çocuklar bu "ideal" ile büyürler... Selamlar. 15.02.2010 18:15:14

Ömer F. YILMAZ :

Çok haklısınız Sayın DENİZKENT. Herkes hesap kitap ve gerektiğinde cetvel, gönye, pergel kullanarak çalışıyor. Çünkü ilerlemek, yeni zenginlikler elde etmek çalışmak, tefekkür etmek, matematik, geometri, coğrafya ve kendi silahını kendisi yapabilen askeri güç ile mümkün. Biz de BARBAROS HAYRETTİN PAŞA, PİRİ REİS, SEYDİ ALİ REİS ile ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI çağlarında öyle titiz çalışmış idik. BİZ demek dil alışkanlığı olmuş; doğrusu, kendilerinden bize çok az kırıntılar kalmış olan ATALARIMIZ demek gerekiyor.

Sonra az da olsa ileledik; tavizler vere vere; cephelerde Rusları da yanlarına alan Düvel-i Muazzama türlü siyasi, askeri ve diplomatik oyunlar ile tozumuzu attırdı! Hasta Adam oldurulduktan sonra da Batılılaşma akımının içinde yer alan Keçecizade FUAT PAŞA'nın söylemiş olduğu gibi kimi maşalarca içeriden kimi devletlerce de dışarıdan parçalandık. Son OTUZ YILDAN bu yana da böyle bir sürece girildiğini düşünüyorum. Konuya ilginizden dolayı teşekkürü bir borç bilirim. Marmara Bölgesi depremi sırasında sık sık duyduğumuz gibi sorayım: Hey ORADA KİMSE VAR MI?

Hiç yorum yok: