15 Ağustos 2009 Cumartesi

S İ L A H L A R T O P L A T I L M A L I

SİLAHLAR TOPLATILMALI! ELAZIĞ VALİLİĞİ'nden DHA'nın aldığı bilgilere göre: ''Elazığ'ın Baskil İlçesi'ne bağlı Karaili Köyü'nün Babilez Mezrası'nda bu sabah akli dengesi bozuk olduğu ileri sürülen Haşim Yüksel ve oğullarının silahlı saldırısında.. ilk belirlemelere göre, 6 (altı) kişinin yaşamını yitirdiği, 7 (yedi) kişinin ise yaralandığı belirtildi...'' ''... Babilez Mezrası'ndaki katliamla ilgili soruşturma devam ederken, olaydan sonra kaçan baba ve oğullarının yakalanmasına çalışılıyor. Katliamın faiili oldukları ileri sürülen eşi geçen yıl ölen Haşim Yükselen ve oğullarının köy kahvesinde “Bizi kimse sevmiyor. Herkesi vuracağız” dedikleri ileri sürüldü.'' (Yayın yeri: http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1119895&Date=21.07.2009&b=Elazigda
Bu haber için ayrıca bakınız:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12116348.asp?gid=229 )


Ülkemizde yaşanmakta olan bu ve benzeri olaylar tek kelime ile: Korkunç!

Deliler de silahlar da SERBEST DOLAŞIM HAKKI yaşıyorlar ülkemizde!
Demokrasi bu mudur?
Tabancalar, pompalı tüfekler ile daha bilmem ne belâlar İLKEL TOPLULUKLARIN ELLERİNDEKİ KARGILAR ya da KILIÇLAR gibi taşınmamalıdır!

Yaşanan bu gibi olayların da acıların da müsebbibi bu gibi yasaları ve yönetmelikleri çıkartan; gelecekteki sancıları kestiremeyen bir avuç yetkilidir.

Kimdir bunlar?
Ortarya çıkarak millete h e s a p vermek zorundadırlar!

Silah Ruhsatı almak hiç de zor değil; bir kaç formalite. Bu furya özellikle 1990'lardan sonra gizli ya da açık bazı yaklaşımlar sonucu aldı başını gidiyor. 70'lik anasına silah ruhsatı alanları bile gördüm Ankara'da. İşte daha önceki yıllarda da ülkemizin pek çok yerinde, trafikte bile yaşanan acı olayları gördük, duyduk!Çoğu gözü kara, ruhsal sorunları da olan kişilerin ellerinde bellerinde, arabalarında bir kaç silah olduğunu hepimiz biliyoruz.Pek çok sahte, oyuncak silah yanında ''zor alım'' adı altında da sivillere yüzbinlerce silah satıldığı; bu işin ticari bir sektör oluşturduğunu bilmeyen de yok sanırım. Trafik kazalarında olduğu gibi, araç satışlarını durdurmak gibi bir yola gidilemiyor ise ruhsatlı ya da ruhsatsız silahlardan çıkan CAN ALICI MERMİLER YÜZÜNDEN silah ticareti de yasaklanamıyor!
Ancak olayların giderek çoğalması karşısında diyebiliriz ki OLAY'ın ticari, siyasi, hukuki, ahlaki ve ruhsal boyutları da giderek artmaktadır. Bana göre İnsan Haklarını da titizlikle uygulayan demokratik ülkelerde silah SİLAH yalnızca GÜVENLİK GÜÇLERİ'nin sınırlı sayıdaki yetkililerine verilmelidir. Kaldı ki bizde olduğu gibi ne polis ne de jandarma mesaisi bittikten sonra BEYLİK (!)TABANCASI İLE evinin yolunu tutmamalıdır.

Nice masum yurttaşımızın evdeki en küçük bir tartışmadan dolayı eşini, konu komşusunu hatta çocuklarını ACIMASIZCA VURDUĞUNU bilmiyor muyuz? Kırsal alanlarda, kentlerde, düğünlerde bu biçimde ölenlerin sayısını ve öykülerini DEVLET bilmiyor mu? Tek kelime ile: BİLİYOR!
Oysa bu tür saldırgan düşünceleri ve davranışları önleyebilmek için kimsenin elinden silahları çekilip alınmıyor!Demek ki herkes birbirinden çekinsin; kimse kimseye insanca bir uyarıda bulunmasın isteniyor. Atalarımızın ilginç sözlerinden biri gerçekten nice anlamları saklıyor: İmanın da paranın da kimde olduğu belli olmaz! Sanırım artık : Silahın da paranın da kimde olduğu belli olmaz, diye zorlama bir söz doğmaya başlayacak ortalıkta! SUÇLU AYAĞA KALSIN, desek kimse tınmaz!
Üstüne üstlük ''bana değmeyen bin yaşasın'' duasını da hiç düşürmeyiz dilimizden. ''Tavşana kaç tazıya da yakala'' diyen bir devlet ve siyaset anlayışımız var!

Sorun da burada! Bu acı olayda da gördük ki ülkemizde hiç kimsenin ne düğünde ne dernekte, ne yolda ne de yolakta korkusunca dolaşmaya cesareti var artık! 1988'in haziran ayında Şanlıurfa'nın TEKTEK DAĞLARI'ndaki bir düğüne TMMOB Güney Doğu Anadolu Bölgesi Başkanı Makina Müh. Samet ATABAY ile Şanlıurfa Ziraat Odası Başk. İsmail DEMİRKOL birlikte bir akşam üstü gitmiştik.

Toprak damlı evlerden oluşan en çok yüz hanelik bir köydü. Davul ile zurna çalıyordu dışarıda. Düğün sahiplerince gelenlere karşı gösterdikleri konukseverlik her trülü övgüye değerdi. Kadınlı erkekli en az ikiyüz kişi kolkola DAPÇA adlı halayı çekmiştik... Suriye sınırına çok yakın bir yerde bulunduğunu sandığım bu düğünde hiç silah sıkılmadan yapılan o güzel kutlamayı hiç unutamam.
Osmaniye ile Kahramanmaraşta geçen çocukluk ve gençlik yıllarımdaki düğünlerde davul zurna, saz, kaval ve özellikle Maraş'ta ''belediye bandosu'' ile yapılan birbirinden güzel müzikleri unutmak da mümkün değil. Osmaniye, Düziçi, Karacaören ve Karaçarlı'daki düğünlerde tek tük dolma tüfek sıkılır, pek az da tabanca patlatılırdı. Ancak 1970'lerle birlikte bu tür ateşli silahlardaki artış özellikle kırsal kesimlerdeki düğünlerde daha iyi gözlenebiliyordu.
Ne yazık ki bugün DÜĞÜN adlı o güzel geleneğimiz sayıları giderek artan silahların şakırtısı altında kutlanıyor çoğu yerde. Düşünsenize; halay çekiyorsunuz, halk ozanını dinliyorsunuz, bir kadın gelin övme söylemeye kaptırmış kendisini, gelin ile damat kan ter içinde, arkadaşınızla konuşuyorsunuz, bir yandan da o iğrenç silah sesleri geliyor!
Sanırım geleneklerin sulandırılması, silah seslerinin üstünlük sağlaması, çevreye korku salabilmesi de böylece yaygınlaşıyor.
Davul zurananın, sazın kemanın klarnetin sesini ortadan kaldırmaya kimsenin gücü yetemeyecek olsa da ben o güzel seslerin silah sesleri arasında etkisini yitireceğine inanıyorum. Bütün düğünlerimizde olduğu gibi bütün alanlarda da silahların gölgesinden uzakta olduğumuzu bilerek yaşamak gerekir. Bileğine güvenen, çenesine güvenen çıkar ortya konuşur, tartışır. SİLAH DAYAMAKLA ulaşılan davranışların ise ne kadar acı sonuçlar doğurduğunu biliyoruz. Bence aladeli olanları, anormal olanları, tinercileri, dilencileri, uçuk kaçık davranışlar içinde bulunanlar ile askerde çatışmaya girip çıkmış olanları bir an önce toplamak; psikolojik ve psikiyatrik koruma altına almak gerekmektedir. Bu tür yaptırımlar bir anlamda aklen ruhen ve davranış bakımlarından özürlü olanlara da saygı göstermek gerektiğinden dolayı uygulanmalıdır. Özellikle esintisine kapılıp gitmekte olduğumuz KÜRESELLEŞME SÜRECİ boyunca İŞSİZLER ORDUSU ile GENÇLİK KESİMİ için gerekli olan (!) maddi ve manevi tedbirler alınmaz ise zaman zaman kıpırtılarını görmekte olduğumuz daha nice acı olaylarla karşılaşmamız önlenemez.
ALLAH sonumuzu hayr'eylesin!
Ömer F.
************************

AZİZ DOST,SEVGİLİ ÖMER YILMAZ,
CESARETİNİ VE SEZGİLERİNİ CANDAN KUTLARIM.GÖRÜŞLERİNE TAMAMEN KATILIYORUM.

12 EYLÜL REJİMİNİN BU ÜLKEDE YAPTIĞI TEK ÖNEMLİ GİRİŞİMDİ SİLAHLARIN TOPLATILMASI.ÇOK BÜYÜK BİR BAŞARI İLE TAMAMLANMIŞTI BU OPERASAYON.
***GEL GÖR Kİ; SONRA GELEN İŞBİRLİKÇİ VE UMURSAMAZ İKTİDAR BU TEMİZLİĞİN İÇİNE ETTİ. (başka türlü ifade edemezdim)."POLİSE YARDIM", "EMNİYETE KATKI", "TERÖRLE MÜCADELE" ... V.B. GİBİ MASUMANE BAHANELERLE VE ÜÇ KURUŞLUK HARÇ UĞRUNA TEKRAR CEPHANELİĞE ÇEVİRDİLER ÜLKEYİ... SONRA BİRİLERİ DAHA ÇIKTI "KURŞUN YİYENLERLE, KURŞUN ATANLARIN " MUKAYESİSİNİ YAPARAK YANGINI DAHA DA KÖRÜKLEDİ.
****
T.C. VALİLLERİ SİLAH VE AV RUHSAT DAĞITAN MEMURLARA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ.
****GÜZEL YURDUMUZDA BİR ÇOK HAYVAN TÜRÜ SON 25 YILDA TÜKENDİ. ( Veya tükenme sınırına dayandı)
***SONRA SİZİN DE BETİMLEDİĞİNİZ GİBİ; "DELİLER", " ALA DELİLER" ÇIKTI MEYDANA.... KATLİAMLAR, KIYIMLARLALA AL KANALARA BULANDIK.KİM YAPTI BUNU? KİM TEŞVİK ETTİ BUNU? KİM GÖRMEMEZLİKTEN GELDİ BUNU?...HEPSİNİN CEVABI AYNI KİŞİLERDİR: İŞBİRLİKÇİ VE BECERİKSİZ YÖNETİCİLER VE AYNI ZİHNYETTEKİ İKTİDARLAR!...
***SAYIN YILMAZ,SON TEMENNİNİZ "ALLAH SONUMUZU HAY'REYELE" İLE BİTİYOR.AMA ALLAH NE YAPSIN BÖYLE BİR MİLLETİ VE ACİZ YÖNETİCİLERİNİ?
HEM TANRININ SORUNU OLAN DİĞER ULUSLARDA BAŞKA KULLARI YOK MU?

BAŞRI VE DİLEKLERİMLE.
SAYGLARIMLA.
Musa TOLU
Emekli Öğretmen
**************
Sevgili Ömer Faruk Yılmaz,
Biz böyle gidersek, aymazlığa devam edersek Yüce Tanrı sonumuzu hayreylemez. Bütün öğretilerinde bizim akıllı olmamızı, dost olmamızı, kardeş olmamızı, çalışkan ve üretken olmamızı vede paylaşımcı olmamızı öğütler. Hangi öğretisini tuttuk ki bizim sonumuzu hayreylesin.

İşi olan, çalışan, üreten insanın silahla ne işi olur. Vatandaşına iş olanağı sağlamakla yükümlü devlet veya hükumet nerede.Sayılamayacak kadar çok vakıf eserlerini onardığını söyleyen yetkili şimdiye değin kaç fafrika temeli attı.
Kaç vatandaşına iş olanağı sağladı. Silahsızlanmanın yolu güzel Yurdumda işsiz insanın kalmamasıyla sağlanır. Başka seçenek yok diye düşünürüm.

Sevgiyle kalın.

MEHMET GÖL
Emekli Öğretmen
**************

MEHMET ABİ haklısınız...
Ne var ki Devlet adlı muamma bizim gibi düşünmüyor. Demekki bu devlet bizden yana değil!
Canların yok yere gitmesinden dolayı da kimse etkili tedbir almak istemiyor!Bence SİLAHLARI YASAKLAMALI!İLERİDE bu da olacak!
Değerli açıklamalarınza katılıyorum.Olayın özünü yazmışsınız: İşi olan, çalışan, üreten insanın silahla ne işi olur!İşte sorunda burada Abi...
Korku salarak Devlet yönetmek olmaz. OSMANLI da bunu yaptı!
Ayrıca ülkemiz yabancı silah tüccarlarının en büyük pazarlarından biri olsa gerek!
Bu konuda da yayınlanmış h i ç bir belge y o k!
Olayın ekonomik boyutnunun ne kadar uluslararası olduğunu düşündüğümüzde; hovardaca pazarlanan bu silahların bizi nasıl fakirleştirmekte olduğunu da bilmeliyiz.
Bir de ''göğe tabanca sıkmak'' deyimimiz var ki bugün buna uygun olarak neler yapıldığını hepimiz biliyoruz.

Ruh sıkıntılarını da şımarıklıkları da içeren bazı tepkiler kolayca SİLAHLA BULUŞUR ise olacaklar da bunlardır işte. Esen kalınız.Saygılarımla.
Ömer F.
***********

Hiç yorum yok: