MALAZGİRT T Ü R K Ç E OLABİLİR!
Malazgirt kelimesinin kökeni nedir konusunun açıklanabilmesi ancak dil bilimcilerin işi olsa gerek. Ancak tarih, sanat, edebiyat, gelenek, görenek, kültür, hak hukuk konularında olduğu gibi dil konularında da hiçbir yetkili ortaya çıkıp da karşılaştırmalı bir kaç açıklama yapmıyor! Varsa yoksa siyaset! Varsa yoksa alabildiğine propaganda! Bu gibi tek yanlı tutumlar ile bir yere varamayacağımız açık! Eriştiğimiz kitle iletişim çağında artık geniş kitlelerin kitap ve dergi okumaktan giderek uzaklaştıkları da gözönüne alınacak olur ise konuların uzmanı kişilerin kitle iletişim araçlarında sık sık boy göstermeleri gerekmektedir. Yoksa var olan cehaletimiz giderek daha da artacaktır! Bilindiği gibi ''bilgi sahibi olmadan f i k i r sahibi olmak'' gibi bir kişilik bozukluğu ile de karşı karşıyayız yüzyıllardan beri. Oysa bilgi olmadan gerçeklerin anlaşılması çok zordur! Bu konular için öncelikle bizde pek de sağlam temellere oturtulmadığını sandığım ''etimoloji'' ilmine başvurulması gerekmektedir.
Son günlerde MALAZGİRT kelimesinin hangi dilden olup olmadığı tartışılıyor. 1071'den beri tarihimizde ve halkkültüründe yer alan MALAZGİRT kelimesinden hareketle nerelere gidilebilir anlayamıyorum!
Belgeli gerçekler karşısında hiçbir yere kaçamayacağımıza göre eğri oturup doğru konuşalım: Bence konunun uzmanları ortalıkta(!) olmadıklarına göre; olayın özünü az da olsa açıklayabilmek için kendi çapımızda bazı karşılaştırmalar yapmak mümkün.
Bilindiği gibi komşu diller ve ağızlar birbirlerinden kelimeler, deyimler ve atasözleri alırlar. Bir Alman dil bilimcinin tespitine göre iki ayrı dilin birbirine benzer bir kelime bulabilmesi ancak YÜZELLİ MİLYONDA BİR olabilirmiş!
Bu çerçevede az çok değişik biçimlerde söylesek de binlerce, onbinlerce benzer kelimeyi eveleyip gevelediğimiz de bilinen bir gerçek.
Bunu duyanlar da: Bu benim kelimem, bu benim deyimim; bu da benim atasözüm, diyerek saldırıya geçebilir. Komşu kültürler arasında bu gibi etkileşimlerin olması çok doğal. Bir kelimenin varlığı ile hangi dilden geldiği konuları iddialaşma ile çözülebilecek bir iş değildir. Bizde çoğu konuda söyleyebileceğimiz gibi kazın ayağı h i ç de öyle değil! Her kelimenin bir kökeni, bir geçmişi vardır. Söyleyişlerdeki ''ağız özellikleri'' ol kelimeyi hiçbir biçimde bir başka bir dilin ya da ağızın malı yapamaz!
Bu konuda okuyabildiğim kadarı ile işin içine dil bilimciler ile anlam bilimciler girmeden; arkeolojik yazılı belgeler(yazıtlar, tabletler) ortaya konmadan çoğu iddia boşa çabadan öteye gidemez.
Benzeri durum Balkanla'da, Rusya'da ve Orta Avrupa'da da var. Kökü belli olmayan pek çok yer adı ve pek çok ortak kelime kullanılagelmektedir. Dileyen bu kondaki ilk eser olması bakımında Macar Prof. Dr. Laslo RASONYİ'nin TUNA KÖPRÜLERİ adlı çok değerli araştırmasını okuyabilir. Sanırım bazı arkadaşlar bu ve benzeri karşılaştırmalı araştırmaları (ki pek çok var dilimizde!) okuyunca DİL GERÇEĞİ'nin öyle pek de yalnızca iddialara bağlı bir çalışma alanı olmadığını anlayacaklardır. Bu araştırma içerisinde yer verilen YER ADLARI'nın özellikler TÜRKÇE'den alınarak nasıl eğilip bükülmüş olduğunu da göerceksiniz!
Yukarıdaki TUNA KÖPRÜLERİ adlı araştırma içerisinde ÖZÜ TÜRKÇE OLAN kelimelerin yıllar, yüzyıllar içerisinde nasıl değiştiğini, komşu kavimler tarafından bugün nasıl kullanılmakta olduğunu görüp anlayabiliriz. Bu bakımdan dillerin etkileşiminin önemini, kelimelerin anlamlarınıda içeren kökenlerini bilmeden bazı yordamalarda buulunmak olsa olsa ancak BİR PROPAGANDA ÇABASI olabilir. Ki bu da ülkemizde yapılagelmekte olan; h i ç bir dayanağı, mesnedi olmayan AÇIKLAMA ÇABALARINDAN BAŞKA bir uğraşı değildir.
Yalnızca İDDİADA BULUNMAK demek olan bu gibi dayatmalar arkeolojik belgeler yanında Arap seyyahların yazdıkları ile yakın çağlarda yazılmış olan diğer eserler ortaya konulmadan GERÇEKLİK kazanamaz. Bu gibi gerçekleri BİLENLER BİLİYOR da bazı SİYASİ DAYATMACILAR her nedense hiçbir arkeolojik, tarihi ve edebi kaynağa başvurmadan; hiçbir GERÇEK DELİL ortaya koymadan kendince PROPAGANDA YAPARAK y o l almak istiyor; istikbale doğru!
Oysa gerçekleri ne kadar eğreseniz eğiniz onlar YOK OLMAZ. Siz onların üstünü bugün örtseniz bile YARIN onların gerçek yüzünü ortaya çıkartacak olan bir bilim adamı gerçekleri yazacaktır. Balkan ülkelerinin TÜRKLERİ aşağılayan ideolojik tarihleri binlerce arkeolojik bulgular ile OSMANLI ARŞİVLERİ sayesinde bugün yeniden yazılıyor!
Ben dil bilimci değilim. Bir toplum bilimci olarak ancak toplulukların bugün yaşamakta oldukları ilişkiler ile ürettikleri mal ve hizmetler yanında konuştukları dilin küçük bir sözlüğü ile uğraşabilirim. Bunu da yüksek lisans tezimde yerine getirmeye çalıştığım gibi Doğu ve Güney Doğu Anadolu'daki belgesel çekimlerimdeki gözlemlerim ve bazı sohbetlerim çerçevesinde kendimce araştırmış bulunuyorum. Ancak unutmayalım ki toplumlar ilkel çağlardan bu yana sürekli olarak bir EGEMEN DİLİN etkisi altında kalmışlar, o dilden de pek çok özellikler almışlardır. Dil karmaşası yaşayan bir toplum olamaz! OSMANLICA nedir, diye soracak olursanız: Prof. Dr. Faruk Kadri TİMURTAŞ'ın bir tespiti çerçevesinde bulabildim bu sorunun cevabını: OSMANLICA BİR İMPARATORLUK DİLİDİR!
Bildiğimiz gibi Osmanlıca'nın özü, sayıları, özneleri ve cümle kuruluşu TÜRKÇE'dir. Yer adları konusunda da Osmanlılar elegeçirdikleri yerlerdeki eski adları atmayıp çoğu zaman kendi Türkçe söyleyişlerine göre adlandırmalar yapmışlar. Bugün Belgrad'tan Bağdat'a kadar olan alanlardaki yer adları Osmanlıca söylenişleri ile birlikte bize onlardan bize miras kalmıştır.
Ancak hepimiz de biliyoruz ki TÜRKÇE-FARSÇA-ARAPÇA bileşik kelimeler ile bazı kavramlaştırmalar da yaparak hem resmi yazışmalarında hem de divan şiiri içerisinde bu etkileşimi sürdürmüşlerdir. Oysa MALAZGİRT'ten bu yana halkın konuştuğu dil hep TÜRKÇE olmuş! Ozanlar da aşıklar da TÜRKÇE konuşmuş, TÜRKÇE çığırmış! Bazı arkadaşların değinmek zorunda kaldığı HRİSTİYAN TÜRKLER olgusu ise başlı başına bir inceleme konusudur.
Bu konuda KARAMANLICA SÖZLÜK dışında şiir (Tunçtan Kızlar gibi) dahil pek çok eser yazıldığını biliyorum. Onlardan bir kaçını okumuş olmak ve Makedonya ile Bulgaristan'da soruşturmuş olmak bakımından diyebilirim ki TÜRKLER egemenlikleri altına aldıkları her yere DİL ve KÜLTÜR DAMGASI vururlar! Bu durum güçlü olan bütün DİL ve KÜLTÜR ÇEVRELERİ için de geçerli bir olgudur. Tersi düşünülemez! Bize çok yakın olması bakımından ARAP, FARS ve derme çatma bir dile sahip olan RUS kültürü bile etkilerini dün olduğu gibi bugün de korumaktadırlar. Özellikle KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARININ GÜNDEN GÜNE YAYGINLAŞMASI bugün, o dil ve kültür çevrelerinin bu etkilerini pekiştirmektedir.
Önce bir anımı yazmak isterim. Yıl 1988. Belgesel çekimi için Çüngüş'ten aşağılara Fırat (FURAT) Irmağına iniyoruz. Yanımızdaki 18'lik delikanlı çevreyi tanıtırken, çok temiz bir TÜRKÇE ile: Abi işte bunlar da burada çok yetişen CEVİZ ağaçlarıdır. Biz burada bunlara Kırmançça GOZ deriz! Dedim ki: Biz de GOZ ya da KOZ deriz! Doğrusu da budur. CEVİZ Farsçadan geçmiş dilimize!
Gelelim MALAZGİRT kelimesine.
Yapısı bakımından MALAZGİRT kelimesi yoğurt ya da kurt gibi bir isim; fiil ya da sıfat değil! YOĞURT için çalılı yoğurt, tarhanalık yoğurt, koyun yoğurdu, ekşi yoğurt gibi adlandırmalar yapılmaktadır. KURT için ise dilimizde ak kurt, kara kurt, boz kurt, kızıl kurt gibi adlandırmalar vardır.
Yaşamakta olduğumuz dil karmaşasının özünde bunun gibi binlerce, onbinlerce örnek yok mu? Çocuk için ÇICIH; çuval için ÇIVAL; siz yerine SİYE biz yerine BİYE diyerek nasıl bir dil yaratılabilir ben bilemiyorum.
Bu çerçevede ERMENİCE'de eğer MALAZGİRT benzeri p e k ç o k kelime var ise bu GÜZEL KELİMENİN ERMENİCE OLMASI İHTİMALİ güçlenir! Neden olmasın! Kullanılan her kelime TÜRKÇE'dir ülkemizde diyeneyiz. Olsa olsa kökü, soyu sopu belli TÜRKÇELEŞMİŞ Farsça, Arapça, İtalyanca, Çince ve Hintçe kelimelerden söz edebiliriz. Ötesi boş!
Ben MALAZGİRT kelimesine benzeyen pek çok TÜRKÇE kelimemiz olduğu düşüncesindeyim! Aşağıda sıralamaya çalışacağım kelimelerdeki -art, -ert, -ırt, -irt, -ort, -ört, -urt, -ürt aratakılı fiilerin MALAZGİRT kelimesi ile yakın ilgisini dikkatlerinize sunmak isterim.
Bugün yerel ağızlarda daha çok kullanılan pek çok kelimede de bu gibi bağlantıları içinde barındıran ve çoğu kez de anlamları güçlendirmek için üstüne vurgu yapılan kelimelerimiz olarak:
BELİRTMEK,
KONUŞTURTMAK,
BAKTIRTMAK,
ÇIĞIRTMAK,
KERTMEK,
KERTTİRTMEK,
SÜRTMEK,
KANIRTMAK,
OTURTMAK,
OTURTMAÇ,
BÖGÜRTLEK,
BÖĞÜRTMEK,
BÖRTLEMEK,
KIVIRTMAK,
SIYIRTMAK,
SIĞIRTMAÇ,
KALDIRTMAK,
DÖRT,
YOĞURT,
KURT,
KÜRT,
KART,
ELEŞKİRT,
BOZKURT,
BOZSIRT,
BAŞKIRT,
KIŞKIRTMAK,
ÇAKTIRTMAK,
SÖKTÜRTMEK,
KIRPTIRTMAK,
SAÇTIRTMAK,
SÖVDÜRTMEK,
SOYDURTMAK,
SAYDIRTMAK,
SULATTIRTMAK,
KAPLATTIRTMAK,
... gibi pek çok kelime yazılabilir bir çırpıda.
Bu açıdan; anlam olarak içinde zor kullanmayı da içeren bu ve benzeri kelimelerimiz ile bakmak gerekir MALAZGİRT kelimesinin hangi dile ait olduğuna! Eğer ERMENİCE'de yukarıda pek azını sıralayabildiğim TÜRKÇE isim ve fiil kadar MALAZGİRT kelimesi benzeri başka kelimeler ve kavramlar var ise bilenler yazsınlar da öğrenelim!
Gönül isterki bu gibi tartışmalara DİL BİLİM konusunda uzmanlaşmış kişiler de katılsın.
Sanırım bu gibi konularda engin bilgileri olan ve gerekli karşılaştırmaları da yapabilecek olan bu kişiler; bir kenara geçip, içlerinden de kıs kıs gülerek bizi seyrediyor olmasınlar?!
Esen kalınız.
Ömer F.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder