22 Ağustos 2009 Cumartesi

KIRSAL ALANLARDAKİ SORUNLARIMIZ

MUSA BEY GÜNAYDIN...

Geçenler bir cumartesi günü yaklaşık on saat kadar kaldığımız; sizin de ilginizi çekmiş olan KARASAK KÖYÜ'nü anlatmak istiyorum kısaca.

KARSAK KÖYÜ MENGENE 15 KM KADAR UZAKLIKTA İÇİNDE 100 KİŞİNİN YAŞADIĞI BİR KÖY... KARA İSHAK ADLI BİR KİŞİ KURMUŞ KÖYÜ... TÜRKÇEMİZDEKİ O BİLİNEN ''DÜŞME'' ÖZELLİĞİNDEN DOLAYI DA KARSAK OLARAK ANILIYOR KÖY... BOLU DAĞLARI'nın sanırım en fakir köylerinden biri. Çünkü evlerin önündeki bahçelerden başka tarım alanı y o k gibi...Dağdaki bir kaynaktan aldıkları kadar köy içme suyu yanında bir dereden çevirdikleri köy sulama suyu da bol.

Yıllarca dışarıya göç vermiş KARSAK... Ancak son yıllarda bazı enekliler ya temelli ya da yalnızaca yaz bahar ayları için eski evlerine gelerek kalmaya başlamışlar. Köyde İLKÖĞRETİM, EBE, PTT, SAĞLIK OCAĞI, FIRIN, KANALİZASYON y o k! Köy içi yolları toprak olduğu için sanırım kış aylarında köyde yürümek çok zor olsa gerek.

Köy evleri taş ve ağaçtan yapılmış. 100-150 yıllık evler var. İçinde kimse olmadığı için bir kaçı çökmek üzere. Evine konuk olduğumuz bir büyük bankanın ahçısı emekli Hasan Bey atalarından kalmış olan evini diğer mirasçılardan anlaşarak değil de ancak mehkeme yolu ile alabilmiş. O da emekli maaşının büyük bir bölümünü iki katlı bu ahşap evin onarımına, sağlamlaştırılmasına harcamış. Ankara'daki kışlık evi ile buradaki ata yadigârı yazlık evi arasında gidip gelmeye başlamış iki yıldan bu yana. Bahçesinde yetiştirmeye başladığı biber, domates ile diğer sebzeler onun için birer övünç kaynağı. Köyünün temiz havası ona çok iyi gelmiş, yüzü kanlanmış! Doğup büyüdüğü KARSAK'ta akrabaları arasında olmaktan da mutlu.
Emekli olduktan sonra köylerine gelerek ömürlerinin arta kalan yıllarını bu güzel köyde geçirmek isteyen bazı kardeşler bacılar da miras yüzünden epey çekişmişler! Atalarından kendilerine kalmış olan eski evlerinin yerinde sırt sırta iki ev kondurmuş olan iki kardeşin; bu paylaşım sorunundan dolayı birbirleri ile küs olduklarını içim burkularak dinledim.

Olayı dinleyince:İleride babamdan kalmış olan ve anacığım rahat etsin diye tadilatını benim üstlenmiş olduğum evimize yerleşmek istediğimde bacılarım da başkaldırılar mı diye geçirdim içimden. Gerçekte beş bacımdan hacı olan birisi: Babamız seni okuttu abi. Burada hiçbir hakkın yok,demişti geçen yıl! Sanırım bu gibi durumlar burada yaşanmış; sorunların çözümü de Hasan Bey için olduğu gibi diğerleri için de mahkemeye gidilerek çözülebilmişti. Dedemin köyünde, bu gibi sorunları değil de başlıca tarla takım ve mal sorunlarını köyün yaşlıları çözermiş. Yetişip gelirken onbeş gün kadar kalmış olduğum ÇOLAKLI'da o yaşlıların ellerinde birer baston ile dut ağacının altındaki çay ocağında oturduklarını görmüştüm bir kaç kez.

Köyde bir zamanlar KEÇİ de yetiştirilirmiş. Büyük baş hayvan sürüleri de varmış. Ne yazık ki artık keçi yasaklandığı için geçimleri zorlaşmış. Kendi ihtiyaçları için besledikleri üç beş koyun ile üç beş inekten başka hayvan varlıkları yok! Evlerinin önündeki bir kaç evleklik tarladaki meyve ağaçları ile sebzeler ancak günlük ihtiyaçlarını karşılayabilir. Alış verişlerini Mangen'den yapıyorlar. Minareli köy camisinin kadrolu imamı yok. İmamın parasını da kendi aralarında topluyorlarmış! Bereket ki kırk yaşındaki yeni imamları bekârmış!

Karşılaştığımız insanlar güler yüzlü, engin gönüllü, dost canlısı kardeşlerimizdi... Av.Yunus Emre ŞERBETÇİ ile yardımcısı Battal SİNCER'le birlikte orada kaldığımız gün boyunca dağdaki dolaşmalarımız ve sohbetlerden dolayı çok mutlu olduk. Ayrıca öğle üzeri pek çok yiyecekle bize katılan MENGENLİ Av. Celil Bey de köylüler ile kaynaşmamızda çok yardımcı oldu. Yeni yeni arkadaşlıklar edindik KARSAK'ta.

Yenilenmiş atababa evinde konuk olduğumuz Hasan ALTINDİŞ ile uzaktan iki akrabamı da tanıyor olması bakımından daha bir sevdik birbirimizi. Oğlu Hakan'la birlikte evine toprağına öylesine bağlanmışlar ki onalrın gözlerinden okunan mutluluklarını anlatmak çok zor. Babaları öldüğünden bu yana karşı yamaçta yıllardan beri sürülmemiş olduğu için giderek ağaçların kaplamış olduğu alan onların gelecek yıllarda uğraşacağı önemli bir yer olacak anlaşılan.

Bence arada bir KÖYLERE GİDEREK, KÖYLÜLERİMİZİ TANIMAK gerekiyor.
Oralarda insanımızın güzellikleri, gelenekleri görenekleri yanında Türkçemizin adlandırma zenginliğini de anlamaya başlıyoruz ki yukarıda iki çarpıcı örneğini vermiştim. Umarım gelecek yıl gittiğimde KARSAK KÖYÜ'nü bütün yönleri ile özel olarak inceleyip yazmaya çalışacağım.

Esen kalınız.

Ömer F.

***************

TEŞEKKÜR EDERİM HOCAM,

KARSAK DA KENDİ KADERİNE TERK EDİLEN BİR TARİH SANIRIM. BÜYÜK ANADOLU'DA BİNLERCE TERK EDİLEN VEYA BOŞALAN GÜZEL YERLERİMİZDEN BİRİ GİBİ.

ŞEHİRLEŞMEK TABİKİ ÖNÜ ALINMAZ BİR OLGU AMA; TARİHİMİZE SAHİP ÇIKMAMAK, DOĞAL GÜZELLİKLERİMİZİ KORUYAMAMAK SUYUMUZUN ORMANIMIZIN KIYMETİNİ BİLEMEMK TE ACI VERİYOR İNSANA. YOZLAŞAN DEĞERLER,ÇAĞDAŞLAŞTIRILMAYAN MİRAS HUKUKU, ÖZELLİKLE SON YILLARDA VAHŞİCE TALAN EDİLEN SU KAYNAKLARI İÇLER ACISI...

BU İKTİDARLA BİRLİKTE UYGULMAYA KONULAN BİR PROJE VAR Kİ; KATLETTİ DAĞLARIMIZI VE SU YATAKLARIMIZI. 9-10 TANESİ DE ANDIRIN 'DA OLMAK ÜZERE , ADINA "NEHİR TİPİ SANTRALLER" DENİLEN BİR TALANLA HEM YANDAŞLARA PEŞKEŞ ÇEKİLDİ, HEM DE DERELERİMİZ ÇAYLARIMIZ GERİ DÖNDÜRÜLMEZ BİÇİMDE ÖLDÜRÜLDÜ. EN KÜÇÜK BİR KARŞI ÇIKIŞA "ELEKTRİK ÜRETİYORUZ, ENERJİYE İHTİYACIMIZ VAR" DİYEREK DEMAGOJİ YAPANLAR, BU YOLLA ÜRETİLENİN ON KATI KAÇAĞA GÖZ YUMUYORLAR...
***
LAF YİNE UZADI!...
KARACAOĞLAN ŞENLİKLERİ İÇİN HANGİ GÜN GELEYİM DİYE TEREDDÜTÜM VAR. PR0GRAMDAN HABERİNİZ VAR MI ÜSTADIM?

SELAM VE SAYGILARIMLA

MUSA TOLU
ANDIRINLI EMEKİ ÖĞRETMEN

***********
KIRSAL ALANLARDAKİ SORUNLARIMIZ

MUSA BEY İYİ GÜNLER!

Toprak, su, orman, çeve ve miras hukuku konularındaki özlü değerlendirmelerinize katılmamak mümkün değil. Bunu bir anlamda kırsal yörelerden birinin çocuğu olarak, ben de çok çarpıcı biçimlerde gördüm. Çözülemeyen nice toprak paylaşımı sorunları var bu milletin. Özellikle Güney Doğu Anadolumuz'da yaygınlık gösterek TOPRAK AĞALIĞI BELÂSI'nın da temelinde OSMANLI DEVLETİ'nden devraldığımız bu topraklar için Miras Hukukunu en uygun biçimde uygulayamamak gibi bir açmazımız vardır.

DAĞA ÇIKTIĞI SÖYLENEN bazı gençlerimiz; babalarının toprağı, işi gücü vardı da mı çıktılar ana kucağından babaocağından? HAYIR! Bana göre bizzat kendi varlığına bile egemen olmak çabasındaki AĞANIN BASKISINDAN, ONUN TOPRAKLARIN DA KÖYLERİN DE T E K HAKİMİ OLMASINDAN kaçıp gitmiştir büyük bir çoğunluğu! Bu açmazlar için İnsan Hakları ile birlikte İSTİDAM SORUNU da çözülemez mi (i d i)? Olayın ideolojik yanı ile etnik özelliklerin sömürülmüşlüğü ve bilinen propagandalar yanında dış güçlerin silahlarının pazarlanmasının araştırılarak millete duyurulması işi DEVLET ADLI HANTAL, KENDİNDEN MENKUL ORGAN'ın görevi olsa gerek!

Eğer biz ANDIRINLILAR, DÜZİÇİLİLER ile ülkemizin diğer yurttaşları, atalarımızdan kalan toprakların yanı başında çömelip kalsa idik inanın bizim içimzden de nice TERÖRİST ile nice CANİLER çıkardı. Buna rağmen toprak için, tarla takım için, sulama suyu için; BİLE BİLE VURULAN az CAN MI UÇUP GİTTİ ARAMIZDAN...

Olayların çok yönlülüğü elbette bugünden yarına çözülebilecek değil. Ancak olması gerekenler için de ne yazık ki elimizde h i ç b i r tutamak, hiçbir umut yok! ESKİ TAS ESKİ HAMAM benzetmesi almış başını gidiyor!

İyi ki çağdaş gelişmeler ışığında bazı rahatlıklarımız var! Ne yazık ki HAK HUKUK, ADALET, ADİL PAYLAŞIM, ALT YAPI, MİLLİ GELİRDEN YETERİNCE PAY ALMAK, DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI, VİCDAN MERHAMET gibi en insani duyguların emrinde olması gereken uygulamalar da açılımlar da y o k ortalıkta!

Şimdilik esen kalınız.

Ömer F. YILMAZ
Toplum Bilimci

Hiç yorum yok: