KARSAK KÖYÜ OSMANLI'dan bu yana aşçıları ile ünlü MENGEN'e yaklaşık 15 km. kadar uzaklıkta içinde yaklaşık yüz kişinin yaşadığı bir orman içi köyü.
KARA İSHAK ADLI BİR KİŞİ KURMUŞ KÖYÜ... TÜRKÇEMİZDEKİ O BİLİNEN ''düşme'' ÖZELLİĞİNDEN DOLAYI DA KARSAK OLARAK ANILIYOR KÖY...
BOLU DAĞLARI'nın sanırım en fakir köylerinden biri. Çünkü evlerin önündeki bahçelerden başka tarım alanı y o k gibi...Dağdaki bir kaynaktan aldıkları kadar köy içme suyu yanında bir dereden çevirdikleri köy sulama suyu da bol.
Yıllarca dışarıya göç vermiş KARSAK... Ancak son yıllarda bazı enekliler ya temelli ya da yalnızaca yaz bahar ayları için eski evlerine gelerek kalmaya başlamışlar. Köyde İLKÖĞRETİM, EBE, PTT, SAĞLIK OCAĞI, FIRIN, KANALİZASYON, KÖY DOLMUŞU y o k! Taşımalı eğitim yapılıyor. Diğer konulardaki özlemleri ise bu yakınlarda dinebilecek gibi görünmüyor! Köy içi yolları toprak olduğu için sanırım kış aylarında köyde yürümek çok zor olsa gerek.
Köy evleri taş ve ağaçtan yapılmış. 100-150 yıllık evler var. İçinde kimse olmadığı için bir kaçı çökmek üzere. Evine konuk olduğumuz bir büyük bankanın ahçısı emekli Hasan Bey atalarından kalmış olan evini diğer mirasçılardan anlaşarak değil de ancak mehkeme yolu ile alabilmiş. O da emekli maaşının büyük bir bölümünü iki katlı bu ahşap evin onarımına, sağlamlaştırılmasına harcamış.
Öğrendiğim bir kaç olayı düşündüğümde, diyebilirim ki, KARASAK'ta yurttaşlarımızın babalarından kalan evlerin de tarlaların da paylaşımı giderek büyük sorun olacak. Çünkü ormanın yamacındaki bu dar yerleşim alanı giderek emeklilerin gözbebeği olacak! Bir de suyu, güneşi bol! Çoğunun da çocukluğu bu güzel çevrede geçtiği ve emekli maaşı ile kentlerdeki geçimin giderek zorlaşacağı düşünüldüğünde KARASAK da benzeri yerleşim yerleri de emekliler için birer sığınma yeri olacak bence. O gün tanıştığımız işçi emeklisi ''Foto İlhan'' yılın yarısını Ankara'da yarısını da KARASAK'taki babayâdigarı evinde geçirmeye başlamış, yıllardan beri.
Ankara'daki kışlık evi ile buradaki ata yadigârı yazlık evi arasında gidip gelmeye başlamış iki yıldan bu yana. Bahçesinde yetiştirmeye başladığı biber, domates ile diğer sebzeler onun için birer övünç kaynağı. Köyünün temiz havası ona çok iyi gelmiş, yüzü kanlanmış! Doğup büyüdüğü KARSAK'ta akrabaları arasında olmaktan da mutlu.
KARSAK'lılar geçimlerini hayvancılıktan sağlamış yüzyıllarca. Cumhuriyetle birlikte işçilik, ustalık, memurluk başlamış. Köyde bir zamanlar daha çok KEÇİ yetiştirilirmiş. Büyük baş hayvan sürüleri de varmış. Ne yazık ki son yıllarda ''ormana vermiş olduğu korkunç zararlardan dolayı'' keçi yetiştirmek yasaklandığı için geçimleri zorlaşmış. Oysa KARSAK'lılara göre ormanı keçiler değil insanlar yok ediyor!
Bugün KARSAK'lıların kendi ihtiyaçları için besledikleri üç beş koyun ile üç beş inekten başka hayvan varlıkları yok! Evlerinin önündeki bir kaç evleklik tarladaki meyve ağaçları ile mevsimlik sebzeler ancak günlük ihtiyaçlarını karşılayabilir. Alış verişlerini Mangen'den yapıyorlar.
KARSAK'lılar eski camilerini geçen yıl onarmışlar. Yer yer ahşap işçiliğinin güzel örneklerini de gördüğümüz; içi dışı pırıl pırıl bir cami ile karşılaştık. Tek minareli köy camisinin kadrolu imamı yokmuş! İmamın parasını da kendi aralarında topluyorlarmış. Bereket ki kırk yaşındaki yeni imamları bekârmış!
Karşılaştığımız insanlar güler yüzlü, engin gönüllü, dost canlısı kardeşlerimizdi... Av.Yunus Emre ile yardımcısı Battal'la birlikte orada kaldığımız gün boyunca dağdaki dolaşmalarımız ve sohbetlerden dolayı çok mutlu olduk... Bence arada bir KÖYLERE GİDEREK, KÖYLÜLERİMİZİ TANIMAK gerekiyor.
Esen kalınız.
Ömer F.
1 yorum:
Bu tanıtım yazısının başlığı KARAİSHAK KÖYÜ olacaktı! Ne yazık ki unutulmuş...
Yorum Gönder