22 Ağustos 2009 Cumartesi

BELA BARTOK OSMANİYE 1936

Macar besteci ve halk müziği araştırmacısı Bela BARTOK (1881-1936) Macaristan, Balkanlar ile Orta Avrupa Halk Müziklerinin kökenlerini araştırmak için 1936 Ekim ayında Ankara'ya oradan da Kayseri ile Çorum'a gider. Macarlar'ın kökenini aramak hevesindeki pek çok Macar bilimadamı gibi o da bu gibi araştırmalarda Halk Müzikleri'nin de konuya ışık tutabileceği düşüncesi ile konusundaki tutkusundan dolayı daha önce Slovakya ile Transilvanya'daki bazı köylerde bazı araştırmalar yapmıştır. O'na göre başta Macar Halk Müziği olmak üzere Transilyanya, Romanya ile Balkanlar'daki halk müziği ortak bir kökten geliyor olabilirlerdi!

Şimdi sözü O'na bırakalım:
''Böylece Halkevi'nin Ankara şubesince benim davet edilmeme karar verilmişti. Küçük Asya gezimi hazırlayan şartlar bunlardı. Musiki folkloru üzerine üç konferans vermek, bir de Macar orkestra musikisi konserinde yer, almak üzere 1936'da Ankara'ya davet edildim. Ayrıca, Macaristan Bilim Akademisi için Anadolu Türk Halk Musikisi örneklerinden plak doldurmamı sağlayacak iki gezi içinde söz almıştım.

Söylemek bile gereksiz, bu daveti büyük bir zevkle kabul ettim, çünkü gerçek Türk Halk Musikisi (yani Türk köy musikisi) üstüne o sırada hiçbir şey bilmiyordum. Türk halk musikisinden daha önce derlenmiş olan çok sınırlı malzeme sistemsiz bir derlemeydi; bu küçük ölçekli malzemeden de hemen hemen hiçbir şey yayımlanmamış, yayımlanmışsa bile baskısı tükenmişti. En eski, hiç şüphesiz Asya kökenli olan Macar halk musikisi ile Türk halk musikisi arasında herhangi bir bağ olup olmadığını da çok merak ediyordum.''

İşte bu yaklaşımlar içindeki Bela BARTOK Adana, Mersin ve Osmaniye'ye gelir. Osmaniye'de; Çona, Çardak, Toprakklae ile Tecirli köylerinde bazı türküleri derler, ses kayıtlarını yapar: Bu derleme sürecinde Macar halk müziği ile Osmaniye'de yaşayan halk müziği arasındaki benzerlikler onu çok şaşırtır.

Ülkesine döner dönmez Türkiye'deki çalışmalarını bütün yönleri ile yazar: TÜRK HALK MÜZİĞİ DERLEMELERİ adını verdiği bu önemli eserini 1937'de Budapeşte'de yayınlar. Derlemiş olduğu doksan ezgiden ancak ''... yirmi kadarı ... eski Macar halk ezgileri arasında çarpıcı bir benzerlik'' bulunduğunu öne sürer. Buna rağmen yine ''Türk Halk Müziği Derlemeleri'' adını verdiği bir müzik albümünde bu ezgilerden otuzdokuzuna yerverir. O'nun bu önemli çalışmasının dökümünü sunmak isterim:
* Bekir, Ali Bekir Oglu - Deveyi Deveye Çattim, Bebek

* Bekir, Ali Bekir Oglu - Ormanin Boz Giraci

* Bekir, Ali Bekir Oglu - Ala Gözlerini Sevdiğim Dilber

* Bekir, Ali Bekir Oglu - Halay Havası

* Mahmud, Bekir Oglu - Galadan Indim Inis

* Mahmud, Bekir Oglu - I Came Down the Fortress

* Mahmud, Bekir Oglu - Şirvani (Dance Melody on Kemence)

* Ismail Kir - Ahiska'nin Ardi Cigi Dagidi

* Ismail.Kir - Göy

* Mehmet, Mustafa Oğlu - Ay Gëder

* Abdullah, Ibiş Mehmedin - Herkës

* Abdullah, Ibiş Mehmedin - Hopladim Geçtim Bağa

* Abdullah, Ibiş Mehmedin - Maras'ta Gutu, Içinde Otu

* Abdullah, Ibiş Mehmedin - Oğlanin Elinde Sise Tapasi

* Ali, Omer Oğlu - Edem Bu Cerenin Sulaklari Gayali

* Kamil Ozgan (Özkan?)- Kurt Paşa ·Ikti Gozan'a

* Sabit, Mehmed Oğlu Pir - Hasan Dagi, Hasan Dagi

* Cuma Ali - Bozlak, Uzun Hava

* Cuma Ali - Halay

* Sabit, Mehmed Oglu Pir - Uçtu Da Sahanim

* Sabit, Mehmed Oglu Pir - Yarin Bayram Derler de Yar, Yar

* Cuma Ali - Maras Oyun Havasi

* Cuma Ali - Garip Oyun Havasi

* Cuma Ali - Lorki Oyun Havasi

* Cuma Ali - Kaba Oyun Havasi

* Osman, Memik Mustafa Oğlu - Sahin Decicen

* Mustafa, Bekir Oğlu - Avsar Beglerinde Gördüm Bir Gözel

* Ismail, Haci Oğlu - Su Cerenin Suvaklarin Gezmeli

* İsmail, Haci Oğlu - Sican Dolapta Oturur

* Ismail, Haci Oğlu - Haydar, Haydar - Haydar, Haydar

* Mustafa, Bekir Oğlu - Sarptir Yaylanin Yollari

* Okkes, Omer Oğlu - Ezmeyinen

* Haci, Ali Oğlu - Diğnen

* Haci, Ali Oğlu - Pencereden Mayil, Mayil Bakan Yar

* Haci, Ali Oğlu - Bu Almayi Kim Disledi

* Haci, Ali Oğlu - Bir Emir Gelse de Kâhyalar Asilsa

* Koca Mehmed - Karsidan Geliyor Gözelin

* Koca Mehmed - Zeytinbeli Gürleyerek

* Koca Mehmed - Parlando Melody, It Has Not Been...

* Koca Mehmed - Zabahdan''

Ülkemizin bu gibi özelliklerini dünyaya duyurmuş olan Bela BARTOK resmen olmasa bile gönüllerimizde fahri hemşehrimiz sayılır.

Bela BARTOK TÜRK HALK MÜZİĞİ DERLEMELERİ (1937)adlı eserinde bu araştırmasını şöyle değerlendirir:
''Bütün bu kusurlarına rağmen, derleme oldukça güvenilir, bilimsel açıdan çok ilginç sonuçlar çıkarılmasını sağlıyor. Her şeyden önce uğradığımız seksen kilometre kare kadar genişliğindeki bölgede çok özgül bir ezgi tipi keşfetmiş bulunuyoruz. Kaydettiğimiz doksan ezgiden yirmi kadarı bu kümeye giriyor. Bunlarla eski Macar halk ezgileri arasında çarpıcı bir benzerlik görülüyor, yapı bakımındansa tümü inici denilen tiptedir.

Söz konusu Türk ezgilerinden bazıları Macar şarkılarından daha süslü. Bunların dizisi eski Macar ezgilerinin çoğunda olduğu gibi pentatonik değil, Aeol yahut Dor dizileridir, ama kullanılan dizilerin pentatonik dizinin dönüşmüş bir biçimi olması da imkansız değildir.

Zaman zaman görülen süslemeler dışında herhangi bir uslup bağdaşıklığı, yoktur; kimilerinde, Macar malzemesinin çok tanınmış ''değişen noktalı ritmi"ni gördüm. Değişmenin güfteye uyma eğilimine bağlı olup olmadığı, bağlıysa ne ölçüde bağlı olduğu ancak uzun incelemelerle belirlenebilir. Ankara'da Orta Anadolulu on üç yaşındaki bir kızdan altı türkü daha derleme fırsatı buldum. Bu altı ezgiden ikisinin on bir heceli Macar ezgilerini andıran bir yapıda ve özellikte olması çarpıcıdır.

Türkler ''yağmur duası'' ezgilerini genellikle bilmiyorlar. Gerek güfte gerekse ezgi yönünden bu türküler, aynı amaca yarayan Yugoslav ve Romen (Dodala, Paparuga) şarkılarına tekabül ediyor; ezgileri ise Macar Slovak yahut öbür Batı Avrupa uluslarının ninnileriyle çocuk oyunu şarkılarına benziyor.

Balkanlar' da çok yaygın olan, Doğulu (Arap?) tarzında belli bir artık ikili dizinin Adana dolaylarındaki köylerde hiç bilinmemesi gariptir. Balkan halkları böyle bir diziyi Türklerden değilse kimden almış olabilirler?

Hora lunga denilen ezgilerden hiçbir iz bulamadım; öte yandan, Bulgar ritmi diye anılan ritmin değişik biçimleri çeşitli yerlerde, örneğin Karadeniz'in doğu kıyısında, hatta Adana dolaylarında az çok biliniyor.

Bugünün Türkiye'si Almanya'nın hemen hemen bir buçuk katı kadar büyük, nüfusu da on yedi milyon kadar. Toprakları bu kadar geniş bir ülkeden derlenen doksan ezgi kesin sonuçlara varabilmek için çok az imkan sağlayabilir. Ancak, bu küçük ölçekli malzemenin yüzde yirmisinin eski Macar musikisiyle benzerlikler göstermesi, sistemli olarak derlenen, daha geniş ölçekli bir malzeme sağlandığında arada daha çok benzerlik noktaları bulunabileceğini düşündürüyor. Bunun sadece bir rastlantı olmadığı ortadadır. Yugoslavların, batı ve kuzey Slovaklarının, Yunanların musikisinde bu tür ezgiler bulunmaz, Bulgarlarda, Transilvanya ve Moldovya Romenlerinde, Çeremislerde (Volga bölgesinde yaşayan Fin-Ugor halkı) ve kuzey Türk halklarında bile bu ezgilere ancak seyrekçe rastlanabilir; buna göre, bu musiki antik, bin yıllık bir Türk musikisi-üslubunun kırıntıları olabilir.''

O'nun derlemiş olduğu bu türküler bugün Macaristan'da ortak kültür eserlerimiz arasında gösterilmekte; birbirinden ç o k uzaklardaki bu iki milletin tarihte karşılıklı olarak dil ve kültür alışverişinde bulunmuş olduklarına inanılmaktadır. Bela BARTOK'un da belirtmiş olduğu gibi Balkanlardaki TÜRK-ROMEN-BULGAR ve MACAR halk müziği etkileşimi ortak geçmişimizin bir ürünü olsa gerek.

Bu etkileşimin MACAR(MAGYAR)LAR'ın tarih bıyunca içeieçe yaşamış oldukları HUNLAR, BULGARLAR, PEÇENEKLER, UZLAR, AVARLAR ile HAZARLAR'ın peşinden OSMANLILAR'ın bölgedeki egemenlikleri ile gerçekleşmiş olduğundan hiç kuşkumuz yok. Çünkü bu alanlarda müzik kültürü bakımından ne RUS ne YUNAN ne de BİZANS etkisi bulabilmek mümkündür!

2004 yılında OSMANİYE Valisi İsa KÜÇÜK'ün himayesinde düzenlenen: KARACAOĞLAN'dan BELA BARTOK'a AŞIK FEYMANİ'ye adlı şenlikte Budapeşte Müzik Okul Müdürü'nün çok iyi Türk Sazı çalmakta olduğunu görmüş ve ''Elimde Küçük Bir Alma Bar'' adlı Macarca'ya mal olmuş Türkçe bir de türkü dinlemiştik.

İşte ülkemizin ve özellikle de OSMANİYEMİZ'in bu gibi özelliklerini dünyaya duyurmuş olan Bela BARTOK bana göre biz OSMANİYELİLER'in gönlünde fahri hemşehrimiz sayılır.

Bela BARTOK'un Macaristan'da 1937'de yayınladığı plağın kapağında da bulunduğunu sandığım (ve yukarıdaki ilk) fotoğrafta gördüklerimiz çok anlamlıdır:

Yolculuk arkadaşı büyük bestecimiz Ahmet Adnan Saygun'la birlikte Osmaniye yakınlarında şınalı bir at arabasında otururken görüyoruz onları. Bela BARTOK'un kucağında tutmakta olduğu da o dönemin s e s kayıt cihazıdır.

Bela BARTOK'un 1936 yılının Ramazan ayı başında OSMANİYE'deki halk müziği çalışmalarında emeği geçenlerin ruhları şad'olsun!

2 yorum:

ahmetmart dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ahmetmart dedi ki...

bartok un derleme kayıtları varsa paylaşır mısınız