12 Mayıs 2009 Salı

TARİH BİLİNCİ için

SEMİH T. ALPTEKİN:

Saygıdeğer dostlar : Ben 15-10-1929 doğumluyum; başka bir değişle 81 yaşımın içinde olup babamın üç çocuğunun en küçüğüyüm.

Babam önce Yemende İngilizlerle, sonra da Çanakkale'de Avusturalyal'ı Anzak'lar ve İngilizler'le harbetmiş bir süvari yüzbaşısıydı.

Ben Çanakkale'yi Yemen'i tarih kitaplarından değil babamdan, onun anlattıklarından öğrendim.

Ekte gönderdiğim döküman'daki olayı da harp bittikten seneler sonra yine babamın ağzından bir vesileyle anneme anlatırken dinlemiştim.

İçinde bulunduğumuz bugünkü hale içi en çok yanan kişilerden biriyim.
Okuyacağınız olay asla kurgu değil birebir yaşanmış bir olaydır.
Üzerinizdeki etkisi ne olur bilemem.

Ama derim ki; Düşünün, düşünün ve eşinize dostunuza anlatarak onların da düşünmesine vesile olun.

Saygılarımla,
Semih T. Aktekin
*
İstanbul Hükümetinin Harbiye Nazırı Ziya Paşa her zamanki yumuşaklığı ile;
- “Beyler..” dedi,-
“.. İngilizlere kafa tutamayız. Adamların hiç şakası yok. Daha geçen gün, bir bahane icat ederek İzmit’i tekrar işgal ediverdiler.”

Sarı Atlas döşeli büyük oda, nezaretin ileri gelen subayları ile doluydu. Hürriyet ve İtilaf Partisi yanlısı olan birkaç gerici subay dışında hepsi, Anadolu’ya geçmeye çoktan hazır, Ankara ‘nın İstanbul’da kalmalarını gerekli gördüğü namuslu askerlerdi. Kapı açıldı, kapının boşluğu içinde yaver göründü:
- ‘Emrettiğiniz yüzbaşı geldi efendim.’
- ‘İçeri al.’

Nazır subaylara bilgi verdi:
- ‘Az önce sözünü ettiğim talihsiz olayın faili.’
Yüzbaşı bekletmeden içeri girdi, kaygılı bakışlarla kendisini izleyen subayların arasında hızla ilerleyerek nazırın masası önünde durdu, selam verdi:

- ‘Yüzbaşı Faruk, İstanbul. Beni emretmişsiniz.’
Uzun boylu, kumral, yakışıklı, biraz bıçkın havalı bir subaydı. Nazır önündeki yazıya bakarak yumuşak sesle,
-‘Oğlum..’ dedi, ‘.. dün akşam Beyoğlu’nda, İngiliz İnzibat Subayı Teğmen Miller’i, emre rağmen selamlamamışsın. Doğru mu?’
- ‘Evet efendim, doğru.’
Nazır, dürüst subaya babacanca yol gösterdi:

- ‘Herhalde görmediğin için selamlamadın, değil mi çocuğum?’
- ‘Hayır efendim, gördüm.’

Nazırın canı sıkıldı:
- ‘Niye selamlamadın öyleyse? Selamlamanız için emir verilmişti.’
- ‘Rütbesi benden küçük olduğu için selamlamadım Paşam. Askerlik töresince, önce onun beni selamlaması gerekmez miydi?’

Ziya Paşa derin bir kederle ellerini açtı:

- ‘Askerlik töresi mi kaldı a yavrum? Adamlar galibiyet haklarını kullanıyorlar. İngiliz Komutanlığı bu sabah olayı protesto etti. Mesele çıkarılacak zaman değil. Hemen şu müzevir teğmeni bul da özür dile. Olayı kapatalım.’

Başıyla çıkması için izin verdi. Ama yüzbaşı yerinden kıpırdamadı:
- ‘Paşam, bir de beni dinlemenizi rica ediyorum.’

Nazır bıkkınlıkla,
-’Söyle bakalım’ dedi.
-‘Balkan savaşında teğmendim. Çanakkale’de üsteğmen, Suriye cephesinde yüzbaşı oldum. Ben bu rütbeleri tek başıma savaşarak almadım. Her rütbemde binlerce şehidin ve gazinin hakkı var. Onların hakkını korumak namus borcumdur. Beni affedin, özür dileyemem.’

Harbiye Nazırı bozuldu:
- ‘Anlamadın galiba. Harbiye Nazırı olarak emrediyorum.’
Yüzbaşı sükûnetle;

-‘Anladım efendim’ dedi, apoletlerini bir hamlede söküp nazırın masasına bıraktı:
- ‘Artık emrinizi dinlemek zorunda değilim!’

Selam vermeden dönüp kapıya yürüdü.
Oturan subayların, İstanbul’u tutan birkaçı dışında, hepsi saygıyla ayağa fırladı.
Hepsinin rütbesi yüzbaşıdan daha büyüktü.

Gözleri dolarak, yüzbaşıya selam durdular…

Bu Cumhuriyeti böyle subaylar kurdular.
Cumhuriyetin nasıl kurulduğunu hiç unutmayın.

Semih T. Aktekin
***************************************************************************


Aziz DÜZİÇİLİ ÖĞRETMEN:
''TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR!'' derler bir genelleme olarak.
Oysa gerçek hiç de öyle değildir!

MEHMET AKİF ERSOY da :
NE MASAL ŞEY! diyerek karşı çıkar bu peşin hükme!
O'nun KISSADAN HİSSE adlı şiirini yeniden okuyalım:

''GEÇMİŞTEN ADAM HİSSE KAPARMIŞ... NE MASAL ŞEY!
BEŞBİN SENELİK KISSA YARIM HİSSE Mİ VERDİ?
''TARİH''İ ''TEKERRÜR'' DİYE TARİF EDİYORLAR;
HİÇ İBRET ALINSA TEKERRÜR MÜ EDERDİ!''


Olaylar ortada!

BATI yüzlerce yıl öncesinde de yapmış olduğu gibi yine yüklenmeye başlıyor!

Yeni yeni acılar yaşamamak, kişiliklerimizden olmamak, birbirimize düşmemek için TARİH adlı engin denizden; EDEBİYAT'tan ŞİİR'den kendimizce nice kıyaslamalar da yaparak, dersler çıkartalım.

Ömer F. YILMAZ

Hiç yorum yok: