12 Mayıs 2009 Salı

OBAMA'DAN SONRA GÖRELİM MEVLÂM NEYLER!

OBAMA'DAN SONRA GÖRELİM MEVLÂM NEYLER!

ANKARA'da kendilerince gerekli bazı görüşmeleri yapan ABD Başkanı Barack Husseyin Obama TBMM'de de konuştu!


Umarım birgün bizim Cumhurbaşkanlarımız da başta ABD Kongresi olmak üzere dünyanın değişik ülkelerindeki parlamentolarda TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nin gelecekteki âli politikaları için, açılmış olan bu çığır gereğince, herkesin takdirini toplayabilecek, en az 25(yirmibeş)'er dakikalık bol alkışlı konuşmalar yapacaklardır. Diplomasideki anlı şanlı ''MÜTEKABİLİYET''(EŞİTLİK) kuralı bunu gerektiriyor olsa gerek!

Herşeye rağmen, olan bitenlerin bu kadar şeffaf olması ne güzel!
İyi ki bugünlere erdik!

İki günlük gezisi boyunca Barack Husseyin OBAMA her gittiği yerde yapmış olduğu konuşmasında, yeri geldiğinde ''taşı gediğine koydu!''

Anlaşılan o ki bütün Batı'da büyük bir ilgi ile değerlendirilmeye çalışılan bu resmi ziyaret; adım adım, cümle cümle nice diplomatik hikmetleri de içinde barındırıyormuş!

29 Mart seçimlerinin dalga dalga büyüyen etkilerinin, küresel krizi gölgelemeye yetmediğinin anlaşıldığı günlerde Barack Husseyin Obama'nın güler yüzlü tavırları bazılarının yüzlerinde güller açtırdı! Bazı usta yazarlarımız ile en civan mert kalemşorlarımız birbirinden güzel (!) övgüler düzmekten kendilerini alamadılar! Bu arada yine bıkıp usanmadan kendilerince özellikle medeniyetlerarası muhabbet konusunda usul usul akıl vermekten geri durmadıklarını da biliyoruz!

Oysa pek de hazırlıklı olmadan çıkıldığı anlaşılan bu resmi gezideki konuşmaların büyük bir bölümü bir buyruk gibi algılanırken, bir bölümü de onulmaz yaralar açmaya başladı bile! Umulan bazı konulara ise hiç değinilmedi. Avrupa'ya uğramışken bir de Ankara İstanbul gezisi de ancak bu kadar olur!


Ayrıca Avrupa'da tezgahlanan olayların içinde NATO Genel Sekreterliği ile Türkiye'nin AB üyeliği de olunca yaşanan karmaşa yerini tatlı bir hüzüne bıraktı yine!

Obama'nın Amerikanvari tarih bilinci dersi bilgi kırıntılarını da içeren bazı değinmelerinin ise ''ya tutarsa'' yaklaşımı ile söylendiğini biliyoruz! Nasıl olsa bizim kütürümüzde ''teşbihte hata olmaz'' anlayışının bugün bile yaşamakta olduğunu istihbar etmişlerdir! Amerika'nın göbeğinde 12 (oniki) yıl Anayasa Hukuku okutan Barack Husseyin Obama'nın derslerinde de bu tür karşılaştırmalar yaparak bugünlere gelebilmiş olmasını hayretle karşılamaktan başka birşey yapamayız. Ancak bizim için gülüp geçilebilecek, o an unutulabilecek bir durum yok!

Ortada dolaşan siyasi içerikli açıklamaların yetmediği yerde bazı yorumcuların gayretkeşlikleri ''yangına körükle gitmek'' ise NOBEL Barış Ödülü almış alanları kıskandırabak boyutlara ulaşmış durumda! Bilinen şu ki yıllardır sürüncemede bırakılmasından derin bir haz duyulan konular yeniden gündeme oturdu.

Ne kimse gizlesin ne de kimse yapılması gerekenlerden kaçsın!
Durum gün gibi açık: Kim ne derse desin bazı yaralarımız yeniden depreşmeye başladı!

B. H. Obama'nın bazı sözlerinden dolayı TC'nin 1974 Kıbrıs Çıkartması'ndan bu yana hiç durulmayan siyasi çalkantılarımız yeni bir ivme kazanmaya başladı: O yıllarda ''ne haliniz varsa görün'' diyen Rusya işin içine Azerbaycan ile Ermenistan da girince, 19. ve 20. yüzyılda olduğu gibi, suratını asmaya başlayacaktır! Türkiye ile Batı'ya karşı bu iki ülkeden başka elinin altında başka ülke kalmadığına göre Kafkaslar'daki çatışmalar yeniden tırmandırılmaya başlanacaktır bence.

İran'ın da Rusya ile Ermenistan ile kolkola olduğu düşünülecek olur ise işler artık daha bir karışacağa benzer! Bu konular ilk başta akla gelen sorunlar gibi görünse de kökleri geçmişte olan ve diplomatik olarak (!) üstü küllendirilmeye çalışılan yüzlerce sorundan yalnızca bir kaçı, bana göre. ATALARIMIZ'ın dediği gibi: Şimdi ayıkla pirincin taşını!

Gelinen bu aşamada:
İlerlemek, kalkınmak, gelişmek, her alanda adaleti tesis etmek, servetleri har vurup harman savurmamak, uzlaşmacı olmak, İnsan Hakları ihlallerini ortadan kaldırmak, olası bazı çatışmalara hazır olmak, Batı'da yapılmış olduğu gibi feodaliteyi kökünden kazımak, hergün bir vesile ile başını uzatan terörü çok yönlü tedbirlerle önlemek ve günden güne artan yolsuzlukları da bir bıçak gibi kesip atabilmek için artık hiç kimseye DUR, DURAK yok!

Çünkü BATI dün olduğu gibi bugün de ''aba altından sopa göstermeye'' başlamıştır! OSMANLI da BATI karşısında bunu yaşamıştır. Şimdi ise karşımızda BATI artı ABD var!Sonunda da ''Buyurun masaya Ekselansları'' derler adama.

Ol masalarda nelerin kaybedildiğinin çetelesi ise ANKARA'dan VİYANA'ya kadar yol olur!
Bunu düşünerek yeni bir gekecek tasarlayabilmek ise ancak Tarih Bilinci ile mümkün!

Unutalım, üstünü örtelim, uzmanlara bırakalım, tarihçiler bilir ben bilmem, yeni bir seçim oyunudur geçer, bize değmeyen yılan bin yaşasın, mekik dilomasisi kadar güzel bir yol yordam yokmuş, herkese şirin görünelim, dostlar alışverişte görsün, barışın tadını çıkaralım, bize birşey olmaz, her koyun kendi bacağından asılır, ne şiş yansın ne kebap anlayışı ile artık buraya kadar beyler!

Eğer tarih bilincimiz ve jeopolitik konumumz gereğinde yapılması gerekenler yapılamaz ise: Bizi, bir sözü bir sözünü tutmayan ne yanar döner AB (AP) yanına alır ne de deniz aşırı süper güç ABD, bir yol arkadaşı olarak artık yüzümüze bakar! Zamanına göre pek çok ilimde zirve olan Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri (Erzurum, Hasan Kale 1703 - Erzurum 1780) demiş ya bir şiirinin nakaratında:

''Görelim Mevlam neyler!
Neylerse güzel eyler!''


Esen kalınız,
Saygılarımla,
Ömer F. YILMAZ

10 NİSAN 2009

Hiç yorum yok: