14 Mayıs 2009 Perşembe

AĞITLARIN GÖLGESİNDE


Temmuz güneşi kavuruyor her yeri
Çocuklar ıslak yazıları kolluyor kuşlardan!

Azgın Naram Sin
Nippur’da ateşler yaktırıyor
Koşuyor şölenden şölene!

Ur, Uruk, Larsa
İsin, Lagaş
Hem kardeş hem düşman
Söz dinlemiyor Naram Sin
Sümer ağıtların gölgesinde
Kan ağlıyor!

Ekur’da barış kapısı da yıkıldı!
Sin sin oynuyor eli baltalı köleler!


Naram Sin coşuyor:
‘Bey gibi ez, köleleştir onları!
Köle gibi çalış, bey gibi yaşa!


Yaşayabilmek için
Önce kölem olduğunu bil!’

Naram Sin yedinci yılına giriyor!

Bütün uğursuzluklar onunla olsun!


Dilden dile, kulaktan kulağa
Dolaşıyor söz:
‘Baltayı güneşe tut, iyice dene!’

‘Girişler çıkışlar tutulmuş yine!’

‘Kin, unutturur hakkı hukuku!’

‘Kimse kaçamaz elimizden, ölüm bile!’

‘Her şeyimizi kaybettik

Olmaz olsun bu krallar!’

‘Yokluk, yoksulluk geldi çattı işte

Kaçıp gitmeli buradan!’

‘Güzel kızlar kan ağlıyor yine!’

‘Her şey kraliçe için!’

‘Kadınlar sevmiyor göçü!’

‘Suçumuz ne ki bizim!’

‘Naram Sin, geliyor bize doğru

Her şey değerini yitirecek bir bir!’

‘Göz pınarlarımız kurudu yeter!’

'Durma, kaçalım!’

‘Naram Sin, Naram Sin geliyor!’


‘Dur Naram Sin! Öldürüleceğimi biliyorum!
Bırak içimi dökeyim!


‘Çok yamansın Naram Sin!
Aldattın bizi!
Göklerden aldığın güç de yalan,biliyorum!
Aldattın bizi!
‘İnce elenip sık dokunan
Doğruluk ipi koptu elimizden!’


‘Hiç birimiz hakkımızı arayamıyoruz!
Nerede o eski günler!’
‘Bir eşeğin, bir tohumun bile hakkı vardı önceden!’

‘Yanına kalıyor her şey Naram Sin!’
‘Güneş seni nasıl yaksın, sen ölmeden?’


‘Kendi kulende kim yargılayabilir ki seni!?’
‘Şu senin doyurduğun, her an öğütlediğin
Şu süslüler mi?’
‘Yalanmış bunca bildiğim!
Sen gözümüzü açtın Naram Sin!’


‘Güneş seni nasıl yaksın?
Ay seni nasıl dondursun?!
‘Bir an önce ölebilmek için sana karşı çıkıyorum!’


‘Doğruluk nedir bilmesen de kim imrenmez sana artık!’
‘Ah Anacığım, ah İnana!
Yetiş İşme Dagan, yetiş!’

‘Kötü bir tohum ekildi tarlamıza!’
‘Çocuklarımızı nasıl öğütlesek
Anacığım!?’


‘Yetiş, İşme Dagan, yetiş!’
‘Bataklıktaki kamışlar gibi biçiliyoruz!’


‘Yetiş Şulgi,
Yetiş İşme Dagan Yetiş !

’Sümer hep sizinle barış içinde olsun!’

Ömer F. YILMAZ
(2006)

Hiç yorum yok: