14 Eylül 2008 Pazar

ANKARA YOLLARI 001 Şiirlerimden Seçmeler

YAZILI KAYADA IŞIMAK

Bu gece söyle;
Her şeyi gören gözüm
Her şeyi seçen dilim:
Ay doğacak, kar yağacak
Yer yarılacak ansızın.

Bu gece anlat;
Özünden emeğinden
Geçmişten gelecekten.


Bu gece düşün;
Sonsuz gelecek için
Aş için, ekmek için.

Bu gece çağır;
Dost düşman, büyük küçük
Uzak, yakın herkes gelsin.

Say ki yola çıktım geliyorum
Say ki bir geçitte donuyorum.

Bu gece bağır;
Sesin, bir yazılı kayada yankısın
Denizde, siperde, kor demirde ışısın.

Duyanlar duysun o sesi, son kez de olsa
Gökteki kuş, beşikteki yavru beklesin.

Bu gece yaz;
Öğüt olsun, gizli açık, her şey olsun!
De ki: Kulağıma küpe, yüreğime sızı olsun.


Savaşlar, barışlar, göçler, anıtlar olsun
Elinde bir kitap, bir gül, bir de cönk olsun.

Bu gece kal;
At üstünde ya da gemide, sınırlar daralıyor
Bekle, dur; yanımıza kuyruklu yıldızlar gelecek.
(1999)

CEREN

Ben deli çay;
Suların azgını bende
Çınarlar taşlar yoldaşım!

Ben deli çay;
Ben oturan köylü
Dağlardan denizlere
Zorlarım sınırları
Sel olur yıkarım!
Kimse yapışmaz yakama!

Ben deli çay;
Dağların, bulutların yükü bende
Ezgilerin çoğunda ben varım
Tarla, tohum, çocuk bende buluşur!

Ben deli çay;
Kabaran öfkenin can yoldaşı
Çorbanın buğusunda
Göklere çizildi evler!

Ben deli çay;
Kızgın güneşin gezgin çocuğu
Gül bahçesinden
Yemen Türküsü'ne düştüm
Cerenler çarptı bana
Üşümez taş ve heyecan gibi
Gözlerim kan revan!
(1979)


TOHUM

Alaca Hitit buğdayı gibi
Dönüp duruyorum
Değirmende, ayazda, karda!

Tek tek düşüyor kerpiç
Yaman bir söz süslüyor kayayı
Geliyor sessizlik
Gidiyor zorba!

Sormayınca susuyor
Kıvrılarak akıyor umut
Duruyor aşk!

Şimdi ıssız bir yolda ayaktayım
Üzüm topluyor kadınlar
Sisli, kızıl bir ovadan
Çıkıyor tohum!

Bilinen bir öykü belki
Bir köprüde donuyordum dün
Bugün terliyorum işte!
(2004)


NE KEFİR VAR NE DENİZ

Sen
Çarpılmış ve gecikmiş kent içi göçmeni
Günaydın erkenci yürüyüşlerine!

Bir kor ateş gibisin
Yüreğimin yalımında
Denizlerin üstünden günaydın!

Ben çaya düşkün ve yaşını saklayan
Yaşları ipe gönderip seni yanıltan
Küçük küçük acıların yeni kurbanı
Sabrın ve akşam direncinin yansıması.

Ay batıran
Az şiirli
Az kamburlu bir suçluyum!

Sen
Yorgunluk ve damla damla yeryüzü terinden
Sen tiril tiril anne
Bu akşam yine düşlere dal
Dağlar, martılar uyuyakalsın
Gün gelir, ateş yakar öpüşürüz
Çünkü ne kefir ne deniz var kıyıda!
(1981)

NEDEN

Ey bilgi yumağının güneşi!
Ak ile kara
Gece ile gündüz
Gençlik olgunluk
Ve sonsuz ölüm!

Ey bilgelik!
Gökten
Ateşten
Topraktan
Güneşten mi geldin?

Sen ki kutlusun
Ak saçlı adamların malısın
Taşa, mermere
Mühür diye kazılan sensin!


Ey sultanı yurttaş ile yüzleştiren!
Ey çelişkilerin çileli sarmalı!

Acıları birbirine çarparak
Mutluluğu bulan
Bombaları yapan akıl
Kırıldın mı ince dal gibi
Hakkın yenmedi mi hiç?


Ey bilgelik!
Herkesi kendisi gibi bilen
Her şeyi koruyan bekçi
Açıklayan
Esirgeyen
Özü ile sözü ile
Kılıçtan keskin akıl:
İlk neden
O neden
Anılarda kalsa da her şey
Nedenler Neden?
(2002)


ANKARA YOLLARI

Adana'nın yolları taştan
Ankara'nın taşları kar
5000 yıldır yoldayım
Benim kalbim
Kar gibi taştan!
(1970)



BARIŞ İSTERİM

Martılar insanlar
Martıları insanları
Vururlar!

Sesleri sesleri
Birikir deniz olur
Çekip vursalar birini
Bütün insanlar
Vurulur!

Martılar insanlar
Martıları insanları
Vururlar!
(1972)

Hiç yorum yok: