ALAŞYA
I
Tabakta elma, çatalda balık!
Yeşil mi yeşil
Ekinlerde bekliyor direnç:
Çanakkale içinde
Niçin vurdular bizi?
Birden bire
Bir akşam
Biriktikçe birikiyor söz
Yalnızlıktan
Geldim tutundum sana!
Bin gün daha geçti
Altın oraklar, bileniyor bir yamaçta
Ha yağdı ha yağacak yağmur
Usul usul açıyor gül!
Kara kızın saçlarına yuvalandı fırtına
Serinliği parça parça atıyor ağaç
Başlıyor başkaldırı!
Süt içiyor, yoğurt yiyor birileri
Ev derin derin soluyor gökyüzünü
Gözlerimi açıyor su.
Dünden bugüne
Sabahtan akşama
Bir anne kadar haklı
Bir baba kadar ürkek
Derin bir denizde
Kan ter içinde
Direnci yokluyor gözlerim!
II
Uzakta bir kaç gemi
Göründü görünecek Alaşya!
Kadının parmağı uzanıyor:
‘İşte Kıbrıs yavrum!’
Tepede duruyor öfke
Yürüsün su, derlensin başak
Hem uzak hem yakın deniz
Hitit’ten Osmanlı’ya
Mermere kazınmış
Toprakta pişmiş her şey!
Hitit’in peşinden
Elinde kaval yürüyor çoban
Çiçekler boyamış duvarları
Alnımız seviyor geceyi
Tatlı sözler dökülüyor dudaklardan
Açık denizin içinden
Bana dönünce namlular
Yaşlılar birlik olup coşuyor
Başlıyor başkaldırı
Kaygılı duruyor gençler
Bitmiyor direnç!
(2005)
BİR GÜN
Beynimizi açmışlar
Gel beni doğrula bugün.
Delik deşik buz bu şehir
Gel dur önünde
Ha pencere ha ellerimiz.
Bir dağ yankısı
Bir ok atımı
Bir gül sarımı
Bir ay çekimi de olsa
Gün kurutmaz bu çamaşırları
Yakar
Yel bu ipi, kırar bir gün!
(1974)
NE KEFİR VAR NE DENİZ
Sen
Çarpılmış ve gecikmiş kent içi göçmeni
Günaydın erkenci yürüyüşlerine!
Bir kor ateş gibisin
Yüreğimin yalımında
Denizlerin üstünden günaydın!
Ben
Çaya düşkün ve yaşını saklayan
Yaşları ipe gönderip seni yanıltan
Küçük küçük acıların yeni kurbanı
Sabrın ve akşam direncinin yansıması
Ay batıran
Az şiirli
Az kamburlu bir suçluyum!
Sen
Yorgunluk ve damla damla yeryüzü terinden
Sen
Tiril tiril anne
Bu akşam yine düşlere dal
Dağlar, martılar uyuyakalsın
Gün gelir, ateş yakar öpüşürüz
Çünkü ne kefir ne deniz var kıyıda!
(1981)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder